Türk kökenli Yönetmen Fatih Akın bir söyleşide Türkiye’nin şimdiki durumunu şöyle izah eder. “Türkiye’yi gerçekten seviyorum. O yüzden Türkiye’nin zor günler geçiriyor olması beni hakikaten üzüyor. Nefret ve ırkçılık tüm ülkeyi zehirliyor; nefret ve ırkçılık Türk toplumunda uzun süredir kök salıyor. Daha önce eski elitler kasabalıları sömürüyorlardı, şimdi kasabalılar iktidarı ele alınca işi intikama döktüler.”
…
Akın kimlik konusunda ise 20 yaşına kadar kendisini Alman olarak görmediğini ama artık “Türk kökenli bir Alman” olduğunu söylüyor…
…
Kimlik sorunu kültürel bir sorundur.
Her türlü milliyetçilikten arınmak gerekiyor…
…
Bir devletin vatandaşı olmak kimlik meselesinin üstesinden gelemez.
Başlıbaşına kültürel bir meseledir ve uzunca bir sürece ihtiyaç var.
Dünyanın her yerinde böyle…
…
Oğuz Aral’ın Almanya’daki Türklerle ilgili bir belgeselinde o ülkede yaşayan Türklerin kimlik sorunları ele alınıyordu.
Kamera önüne geçen aklı başında birçok insan Fatih Akın gibi konuşmuş ve kendilerini “Türk kökenli Alman” olarak hissettiklerini söylemişlerdi…
…
Böyle bir süreç elbette ki her iki taraf için de belirli bir dönem kafa karışıklıklarına neden olabilir; birbirlerini içselleştirmemiş olabilirler, ta ki zaman bu işlerin üstesinden gelsin; nesilden nesile sorunlar düzlüğe çıksın…
…
Böyle bir süreçte ırkçılığın artıyor görünmesi, kimlik sorununa paralel olarak geçici olsa gerek.
Irkçılığın kalıcı olduğu görülmemiştir…
…
Almanya’da yaşayan Türklerin kimlik meseleleri Kıbrıs’ın kuzeyinde benzerlik gösteriyor mu?
Burada doğup büyüyen Türk kökenli insanlar kendilerini “Türk kökenli Kıbrıslı olarak” görüyorlar mı?
…
Fatih Akın 20 yaşına kadar kendisini Alman kimliğinde hissetmediğini söylüyor.
Bu meselenin yaşla değil bir süreçle ilgisi var ki onun da demek istediği bu olsa gerek.
Hatta aradan gelip geçen nesillerle ve bir o kadar zamanla ilgisi var bu kültürel sorunun…
…
Kıbrıslı Türklerde ve Rumlarda da böyle bir mesele var mı?
En çok nüfus İngiltere’de olduğuna göre, orada yaşayan 3’üncü,4’üncü kuşak Kıbrıs kökenli Kıbrıslıların herhangi birinden “Kıbrıs kökenli İngilizim” dediği işitildi mi?
Ancak coğrafi bir kimlik olarak “İngiltereliyim” diyen vardır…
…
Kimlikleri “ırk” temelinde ilişkilendirmemek gerekiyor.
Bir siyahi, ya da çekik gözleri ile her halinden bir Çinli olduğu görülen insanlar “İngilizim” diyebiliyor.
Kökleri 18’inci yüzyılın göçlerine daynıyor mesela; o kökler çoktan tarih olmuş; ırksal özellikleri sorun olmaktan çoktan çıkmıştır.
Arada birçok nesil yitip gitmiştir.
Ne birinin ne diğerinin köklerinin uzandığı ülkelerle ilişkisi kalmıştır…
…
Kuşkusuz bu konu pek de kolay anlaşılacak bir konu olmasa gerek.
Hele de aşırı milliyetçiler için.
Fikir ileri sürerken bile çelişkiye düşmek mümkündür!
Daha çok incelemeye ve zamana ihtiyaç vardır bir takım yargıların yerine oturması için…
…
Bu arada, Fatih Akın’ın şu tespiti köklerinin uzandığı ülkedeki olup bitenleri bir cümlede toparlaması açısından önemli:
“Daha önce eski elitler kasabalıları sömürüyorlardı, şimdi kasabalılar iktidarı ele alınca işi intikama döktüler.”
…
“Kasaba” politikalarının yaşandığı dönemlerde kimlik meselelerini aşmak daha da zorlaşır…
İşin içine bir de “intikam” girince!
































