Badem ağaçları çiçekleniyor.
Havalar günlük güneşlik.
Kelebek de yok değil tek tük.
Bulutlar gündüzün yorgan misali, akşama kızıl kesmekte.
Seyrine doyum olmaz.
O ufukta kaybolasın gelir…
…
İşin aslına bakarsak yalancı bahar…
…
Bugün Pazar.
Başkent tenha, ovalar kalabalık.
Ebe gömeci, ayrelli, kara ot falan toplanacak…
…
İşin aslına bakarsak oyalantı…
…
Eskiden de böyleydi.
Boğaz’ın yolunun tutardı insanlar.
Sağlı sollu servi ağaçları.
Yol kalabalık.
Ovalara park edilmiş arabalar.
Ansızın BM Barış Gücü eşliğinde geçen Rum araba konvoyları, şaşkın gözler arasında geçip gitmekte.
Sayın cemaatimiz sarı papatya toplamakta…
…
İşin aslına bakarsak olup bitenler sanki hayal…
…
Hayvan haklarını savunanlar yürüyüş düzenlediler.
Karpaz’da iki eşek öldürülmüştü.
Haklıydılar.
Protesto ettiler…
…
Karpaz’da…
…
Karpaz ne güzeldir.
Dağları dağlarına,
Denizi denizine,
Hani yanınızda sevgili,
Gözleri gözlerine…
…
Lakin,
İşin aslına bakarsak,
Sanki şu Karpaz müzakeresiz elden çıkmış gibi…
…
Çocukken lingiri oynanırdı.
Genellikle,
Hisarların üstünde.
Böyle havalarda tez gelirdi bahar.
Bir tarafta lingiri, bir tarafta uçurtmasını uçuranlar.
Musalla tabyasında havalar serin.
Karşıda Hamalın Meyhanesi ve ötede kahvehaneler.
Etrafta nargile kokuları…
…
İkindi vaktidir diyelim.
Neşe Karaböcek’ten şarkılar.
Sevemez kimse seni
Benim sevdiğim kadar
Kulaktan kulağa çınlamakta…
…
Budak pastanesinde her şey tamam.
Kazandibi ve kok tatlılar.
Çağlayan bahçesinde tavus kuşu ötmekte ve,
Havada bir özlem uğuldamakta,
Ama ne?
Belki yasak aşklar yaşanmakta,
Belki bir kavga henüz başlamakta…
…
İşin aslına bakarsak, sanki o şeher müzakeresiz elden çıkmış gibi…
































