Sağdan sola, ilgili ilgisiz herkes, aman geri kalmayım telaşı içinde birer mesajcık yayınladılar.
Ama öyle bir ironi ki, dün Meclis’te özel sektörde örgütlenmeyi yasal hale getirecek öneri reddedildi. Özelde sendikalaşmanın önemini defalarca yazdım.
Dünyadan örnekler verdim. İngiltere’de yaşadığım kendi deneyimimi de anlattım, Güney Kıbrıs’taki uygulamayı da.
Vahşi kapitalizm, sömürü düzeni, şu, bu ne derseniz deyin, ancak liberal ülkelerde, işçinin her türlü hakkı da yasayla güvence altına alınmıştır. Devlet özellikle çalışma hayatı, haklar ve güvenceler konusunda denetim yapmasa da, zaten sendika yapar.
Bir inşaatta can güvenliği mi yok, zaten sendika devrede. Ya da toplu sözleşme, maaşlar, ücretler, sosyal güvenlik yatırımları veya izinlerle ilgili bir sorunda ilk tepki sendikadan gelir…
Evet sermayenin buna hazır olmadığı malum. Çalışan nüfusun yüzde 70’i özel sektörde ama, her bir işyerinde toplu sözleşme hayal.
Ama Serdar Denktaş’ın savunduğu, “devlet sendikalara çok fazla hak verdi, bunu özele yayamazsınız” sözlerine ne demeli…
Kabul edelim, bizde sendika, kamu sendikasıdır.
Hani derler ya, tuzu kurular sendikası…
Maaşı, güvencesi tamam kesimlerin sendikaları. Ortada ciddi bir mücadele de yoktur, ciddi kazanımlar da. Sonuçta devletin yasaları vardır, üç aşağı beş yukarı sistem devam eder gider. Birileri seçim zamanları ideolojik çelişkileri de olsa, kamu sendikalarına istediklerini, hatta fazlasını vermiş, bu durum da, gerçek mücadele içinde olmayan sendikaları iyiden komprodor yapmıştır… Eğer niyet toplumun yüzde 70’ine güvence getirmekse, sendikalar yasasına da bakılır, o da güncellenir, demokratik olması, gerçek anlamda örgütlülüğünü ortaya koyması sağlanır. Ama böyle bir gerekçeyle örgütlenmenin önüne geçilmez… Böyle bir bahane olamaz…
Dün verilen öneri red edildi. Ancak geride sorular kaldı. Mesela, bu öneri neden CTP-UBP hükümeti döneminde verilmedi? Baktım, imzacılar arasında Doğuş Derya da var.
Neden böyle söylüyorum; çünkü hem o hükümetin, hem de ondan öncekinin hükümet programında, özel sektörde sendikalaşmanın destekleneceği ya da teşvik edileceği maddeleri var.
Keşke bir ay önce verilseydi de, iki yüzlülük tam olarak çıksaydı ortaya.
Her ne halse…
Bu ülkede hükümetlerin kurulmaları, bozulmaları da mevcut düzenin bekçiliğiyle ilgili değil midir zaten?
Kim ‘bu düzeni daha iyi korurum’ diyorsa, sonuçta o gelir, diğerleri bağırmaya devam eder. Akıl yolu yok, konsensus yok, ülkeyi şuradan alıp, şuraya, sadece bir adım ileriye götüreyim derdi yok.
Bu statüko devam ettiği sürece de hiç bir şey olacak değildir…
Her ne kadar örgütlenmeyi sonuna kadar destekliyor olsak da, doğrusunu söylemek gerekirse, bu düzene orasından burasından ellenerek yapılacak düzenlemelerin de, ne çalışma hayatına, ne sosyal yaşama, ne ekonomiye rahatlama getireceğine inanamıyor insan.
Öyleyse, hep birlikte havanda su dövmeye devam…
YERİN KULAĞI VAR
JENERATÖR YERİNE SU TANKERLERİ:Hatırlayacaksınız, bir dönem ülkede en çok duyduğumuz ses jeneratör sesiydi. Neredeyse her evde mutlaka iyi kötü bir jeneratör vardı. Şimdilerde ise jeneratörlerin yerine, su tankerlerinin motor seslerini duyar olduk. Hadi o zamanlar elektrik üretimini arttıracak imkan yoktu, mecburiyettendi de; şimdilerde bir adım ötemizdeki suyun hasretini çekiyoruz ya, işte insana bu koyuyor…
İNANÇ KALMADI: Pazar günkü 1 Mayıs kutlamalarının fotoğraflarına baktım gazetelerden. Ne yazık ki her geçen yıl, katılım giderek azalıyor. Düşünün ki, anlı şanlı sendikalarımız bile, 10-15 kişi ile temsil ediliyorsa gerçekten sorun var demektir. İnsanlar haksız da sayılmaz. Eğer 1 Mayıs günü Pazar olmasına rağmen, işçi ve emekçi dediğiniz, uğruna nutuklar attığınız insanlar, tatil yapmak yerine 10 saat çalıtırılıyorsa ve hala onlar için birşey yapamıyorsanız, siz hangi emekçiyi temsil ediyor veya neyi kutluyorsunuz ki o meydanlarda..?
LEFKOŞALININ KADERİ: Suzuluk derdi yetmezmiş gibi, şimdi de belediyede başlatılan iş yavaşlatma eylemi nedeniyle vatandaş adeta sefilleri oynuyor. Sıcakların da bastırmasıyla birlikte toplanmayan çöpler hasatlıklara davetiye çıkarırıken, olan yine vatandaşa oluyor. Başkentliler, yılardır çektikleri yetmemiş gibi, şimdi de sendikanın keyfi kavgasına kurban ediliyor…
Mustafa Akıncı
VARAN İKİ:Cumhurbaşkanı Akıncı, bu kez de “sehven yazılan ifadelerin düzeltilmesi ve Anayasa’ya uygunluğunun yeniden değerlendirilmesi için” Seçim ve Halkoylaması Değişiklik Yasası’nı Meclis’e geri gönderdi. Akıncı’nın haklı olduğu tesbitleri var. Ama yasamanın durumu felaket. Daha önce, Dernekler Yasasını da iade etmişti. Yasa geri geldi, günlerce Komitelerde kaldı, dün de Genel Kurul’daydı. Ama neredeyse geçemeyecekti. Her kafadan bir ses çıktı, daha önce komitede onay verenler bile geri çekmeye kalktı. Şimdi çoğunluk iradesi değişti. Korkarım, yasanın esasını da değiştirmeye kalkabilirler…
GERÇEĞİ VE SAHTESİ:Dünkü Meclis oturumunda Dernekler Yasası’nı görüşülmesi sırasında yaşanan tarışmalar uzayınca Meclis Başkan Yardımcısı Alanlı oturuma ara vermek istedi. Bu sırada, soru ve söz hakkının elinden alındığını savunan CTP Milletvekili Doğuş Derya, “Gerçek Meclis başkanı gelsin yönetsin” diyerek tepki gösterdi. Derya’ya göre Alanlı, eğer gerçek değilse “sahte” mi oluyor? Alanlı’nın tuttuğu da yasal ve demokratik bir makam. Demokrasi de bir hazım rejimi… Tepki aşırıydı ve de hoş olmadı…
ZAMANLAMASI YANLIŞ: Özel bir hava yolu şirketinin turizme katkı amacıyle başlattığı, Diyarbakır-Ercan hattının ilk seferi önceki gün gerçekleşmiş. Diyarbakır’ın durumu ortada, terör almış başını gidiyor, insanlar oradan göç ediyorsa, kim turistik gezi için adaya gelecek. İkincisi, terörün en yoğun yaşandığı bir bölgeye buradan gitmek isteyecek kaç kişi bulabilirsiniz ki? Zamanlama açısından yanlış bir uygulama…
[quote font=”helvetica” font_size=”14″ align=”justified” bgcolor=”#e3f3ff” color=”#5d5d5d” bcolor=”#0065ad” arrow=”yes”]ZİRVEDEKİLER: Ahmet Saydam: “LTB’de sendika, her kadar hakkından fazlasını istiyorsa da, Toplu İş Sözleşmesi’nde bunların önü kesilmeliydi. Siz verecem derseniz onlar da ister. O zaman popülizm yapılırsa, acısı şimdi çıkmaya başlar…”.[/quote]
[quote font=”helvetica” font_size=”14″ align=”justified” bgcolor=”#e3f3ff” color=”#5d5d5d” bcolor=”#0065ad” arrow=”yes”]DİPTEKİLER: Bayrak Yasağı:Sözde modern dünya, sözde özgürlükler, hoşgörü, insan hakları, hepsi laf… Eurovision yarışmalarında, seyircilerin KKTC bayrağı sallamaları yasaklanmış. Farklı cinsel tercihte olanlar kadar değerimiz yok. Ya da bir dernek, bir örgüt kadar. Bu bayrak altında yaşayan insanlar var, tam kırk yıldır kendilerini yönetmekteler, başka bir idareleri de yok. Ama buna da saygı yok… Resmi bir temsiliyet de değil yasaklanan. Bir konserde bayrak sallamak… 300 bin insan, Avrupa’nın o koca koca değerlerinin dışında. Yuh olsun, başka ne diyeyim…[/quote]