Geceleri şehrin üzerindeki ışık topuydu. Gündüzleri şehri gölgeleyen devasa bir şahika.
Otobüs şoförü “uzun yıllar kimse oraya çıkamadı” dediğinde bir şehir miti sanmıştık. Halbuki Kuzey denizinden Afrika’ya, Akdeniz’den Avrupa’nın ortasına bu doruklara kadar uzanan bir imparatorluğun son noktasıydı tarif edilen. Roma İmparatorluğu’nun ulaşılamayan sınır noktası.
Pilatus, Roma ordularının başında İsviçre’ye kadar gitmiş. Kanlı savaşlar sonrası düşen Lüzern şehrinin yanıbaşında yükselen Alplerde can vermiş. Mezarını oraya kazdılar. İnsanlar o kadar acı çekmişler ki “aman uyandırmayalım” diye yıllarca kimse çıkmamış o tepeye. Pilatus tepesine.
Bu kitap Pilatus zirvesine cepheden bakan Bürgenstock tepelerinde gerçekleştirilen bir zirveyi konu alır. Tarihi Kıbrıs zirvesini. Roma İmparatorluğu sınırlarına ulaşmaya çalışan Avrupa Birliği’nin, yakasından bir türlü düşmeyen Kıbrıs sorunuyla uğraşan Birleşmiş Milletler’in aktörler Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs Türkü ve Kıbrıs Rumlarının, perde gerisinden hiç eksik olmayan Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık’ın oluşturduğu zirveyi.
Pilatus’un gölgesinde 10 gün geçirdik. Belgeler, pazarlıklar gerginlikler, krizler ve diplomasi savaşları. Öncesi ve sonrasıyla 2001 yılından 2004 yılı 24 Nisan’ına kadar meydana gelen olayların tanığı olarak tarihe notlar bırakmak istedim.
Kıbrıs sorunu hala gölgede. Hala tarafları meşgul etmeye devam ediyor. İnsanlar hala acı çekiyor.
Aydınlık günlere ulaşmak umuduyla…
***
Yukarıdaki satırlar Annan planı referandumlarına yol açan Bürgenstock zirvesinin perde gerisini ele alan “Pilatus’un gölgesinde” isimli kitabımın ön sözüydü.
Geçtiğimiz akşam Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile birlikteydik.
Dört gazeteci bir buçuk saati aşkın sorguladık Akıncı’yı.
Halkın daha fazla bilgi alması adına bunu yaptık.
Sonrasında uzun bir sohbete koyulduk.
Detaylar vererek bu yazısı sıkıcı hale getirecek değilim.
Zaten cumhurbaşkanının söylediklerini detaylı bir şekilde haber yaptık.
İzlenimim Akıncı’nın (gizliliğe sadık kalarak) doyurucu, kapsamlı ve net bilgiler verdiği yönündedir.
Zaten devam eden bir görüşme-pazarlık süreci var ve kuşkusuz sona gelindiğinde tüm detaylar halkla paylaşılacak.
Şimdiden spekülasyon yapmanın alemi yok anlayacağınız.
Benim canlı yayının yapıldığı cumhurbaşkanlığında geçirdiğim 5 saatin sonundaki izlenimim şudur;
Herkes yeni bir zirveye hazırlansın.
Öyle New York falan değil.
Pilatus’un uğursuz ruhu nedeniyle Bürgenstock da olmaz.
Ama ortada bir takvim var ve bu müzakereler kesinlikle büyük bir zirveye doğru gidiyor.
Bizimkilerin “beşli”, Rum tarafının “çoklu” dediği zirveye.
Şimdi uyanık, zinde ve kararlı olmakta fayda vardır.
Çünkü Akıncı’nın da belirttiği gibi artık siyasi iradenin ön planda olacağı bir süreç başlıyor.
Şimdi Kıbrıs Türkü olarak irademizi ortaya koyma zamanıdır…
































