Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Poli

İnternet Kullanımı İlişkilerimizi Nasıl Etkiliyor?

Geçen yazımda teknolojinin bize sunduğu kolaylıklar yanında çocuklarımızın hayatlarından neler götürebileceğinden bahsetmiş, ebeveynlere teknoloji karşısında nasıl galip gelebileceklerine dair birkaç ipucu vermiştim. Diğer yandan sorgulamak gerekiyor, teknoloji biz yetişkinlerin hayatında nasıl bir yere sahip, bu durumun farkında mıyız?

Günümüzde teknolojinin etkin olmadığı bir alan yok neredeyse. Günlük hayatlarımızda ve iş yerlerinde kullandığımız pek çok araç-gereç, bir evde olmamasını yadırgadığımız televizyon, internet, cep telefonları, bilgisayarlar, tabletler ve daha pek çoğu. Bunların neredeyse hepsi hayatlarımızı kolaylaştırmakta, yapılacak işler karşısında büyük bir enerji ve zaman tasarrufu sağlamakta. Peki ama teknoloji bize sunduğu bukadar kolaylık yanında hayatlarımızdan neler götürüyor?

Facebook, Twitter, Instagram, bloglar ve tabii daha pek çok kaynak sayesinde dünya parmaklarımızın ucunda. Yeryüzünde, sosyal medya dışında bu kadar güçlü bir bağa sahip başka bir alan daha olmamıştır heralde. Kilometrelerce uzaktaki ülkelerle iş yapabiliyor, nerede ne olduğundan anında haberdar olabiliyor, uzak ülkelerdeki insanlarla ya da yıllardır görmediğimiz, görüşemediğimiz insanlarla iletişim içinde olabiliyoruz. Saymakla bitmeyen bu getirilerin yanında, bu kadar büyük ve mükemmel  bir elektronik ağın büyük bedelleri de var elbette!

Öncelikle bizi tembelliğe alıştırdıkları ortada. Televizyon ve internet karşısında geçirdiğimiz zamanlar fiziksel aktivitemizi azaltıyor ve yeme alışkanlıklarımızı kötüye götürüyor. Neredeyse 5 dakika yürümeye bile üşenir hale gelmiş durumdayız.  Üstelik internet nedeniyle artık işimiz bizimle birlikte her yerde; mesai sonrası evde, tatilde. Teknolojinin hayatlarımızın her alanında bu kadar etkin olması, ikili ilişkilerimizin sayısını ve kalitesini de azaltıyor,  kişisel gelişimimizi engelliyor.

“İzoleyiz!”

İnternet bağımlılığı hakkında pek çok yazı okumuş, program izlemişsinizdir diye düşünüyorum. İnternetin 21. Yüzyılın yeni televizyonu olduğunu söyleyebiliriz. Pornografiden tutun da internet sörfüne kadar geniş bir yelpazesi olan bu elektronik uyuşturucu bizi sosyal hayattan, fiziksel dünyadan izole ediyor. İnternet ve diğer teknolojik ürünler karşısında geçirdiğimiz zaman ilişkilerimizin kalitesini olumsuz yönde etkiliyor. Facebook, Twitter ya da diğer sosyal medya sitelerini, normal koşullarda iletişim kuramayacağımız, erişemeyeceğimiz, görüşemeyeceğimiz insanlarla iletişime geçmek için kullanıyor; sosyal medyanın bu gücünü kullanmaktan keyif alıyoruz.  Burada kötü bir şey yok gibi görünüyor belki; ancak ne zaman elektronik-sanal ilişkilerimiz gerçek ilişkilerimizin yerini almaya başlıyor, bizi yüz yüze-tensel- fiziksel hayattan uzaklaştırıyor, işte o zaman sorunlar baş gösteriyor! Teknoloji, internet özellikle de elektronik medya nedeniyle ailemizle, çocuklarımızla ya da arkadaşlarımızla, sevgilimizle kaliteli zaman geçirmeyi bırakın kendimizle bile zaman geçiremez olduk, üstelik bu durumun farkında bile değiliz.

Sosyal izolasyon için illaki teknolojiyle bir başına bir yerlerde kapalı olmaya gerek yok. Kafelerde, restorantlarda, barlarda yetişkinler olarak biribirimizle sohbet etmek, birbirimizin yüzüne bakmayı bırakın etrafta neler olup bittiğine bakmak için bile cep telefonlarımızdan kafamızı kaldırmıyoruz. Karşımızdakinin anlattıklarını dinlemek yerine, elektronik medyada kim ne demiş, ne yapmış daha çok merak ediyoruz. Yaşanan an’ı duyularımızla tecrübe edip hafızamıza kaydetmek yerine dünyayı elimizdeki teknolojik aletin kamerasından izliyoruz.  Mesela önümüze gelen yemeği tatmak yerine önce fotoğrafını çekmeye, çocuklar etrafta gülüşürken onlara katılmak yerine video kaydetmeye odaklanıyor, gelecekte belki bir daha dönüp bakmayacağımız elektronik kayıtlar oluşturmaya çalışırken an’ı, gerçek zamanı kaçırdığımızı fark etmiyoruz bile.

“İletişim kuramaz hale geldik!”

Yüz yüze iletişim kurmak yerine elektronik medya aracılığıyla iletişim kurmayı tercih ediyoruz. Bu durum ise bizim sosyal iletişim becerilerimizin zayıflamasına, duygusal olarak büyük bir tatminsizlik hissi yaşamamıza neden oluyor, “iletişemiyoruz”. Üstelik bu kadar kolaya alışmışken insanların iletişim kurmak için bile neden elektronik medyayı tercih ediyor olduklarını anlamak pek de zor değil. Sağlıklı iletişim kurabilmek gerçekten zahmet gerektiren bir beceri. Bu konuya daha sonra değinirim ancak, neden elektronik medya kolayca tercih edilen bir iletişim kurma şekli olmuş, kısaca durumu şöyle özetleyebilirim:  Elektronik medya insanların bire bir kurdukları ilişkiler ile kıyaslandığında, duyguları karşı tarafa çok az yansıtıyor. Bu nedenle pek çok kişi yüz yüze söylemeye çekindiği mesajları elektronik olarak göndermeyi tercih ediyor; böylece karşı taraftan gelecek duygusal tepkiler, elektronik mesajlar sayesinde minimum düzeye iniyor. Sonuçta gönderdiğimiz mesaj ile mesajın alıcısını hiç incitmemişiz gibi bir illüzyona kapılıyoruz. Duygusal yüzleşmenin getireceği stres azalıyor, söylemek istediklerimizle ilgili sorumluluk duygusundan neredeyse kurtulmuş gibi rahatlıyoruz. Aslında bu iletişim şekli mesajlarımızı empatiden ve karşı tarafa vermek istediğimiz anlamdan uzak, ilkel bir şekilde iletmemize neden oluyor. Mesaj hoşnut olmadığımız bir içeriğe sahipse cevap vermeyi erteleyebiliyoruz, alın size bir kolaylık daha! Oysa yüz yüzeyken böyle bir şansımız yok. Elektronik medya yoluyla karşılıklı – yüz yüze kuracağımız iletişimin sorumluluğunu almaktan uzak, duygulardan arınmış, ilkel mesajlar gönderme cesareti buluyoruz. Empati ve duygu ise sağlıklı bir iletişimin olmazsa olmaz elemanları.

time

Sosyal Medya Romantik İlişkilerimizi Nasıl Etkiliyor?

Gerek iş, gerek aile, gerekse arkadaşlık olsun ikili ilişkilerde durum bu kadar ilkelken, romantik ilişkilerimizde elektronik medyanın etkisi daha pozitif bir yönde değil.  Yapılan araştırmalar, Facebook gibi sosyal medya kullanan bireylerin romantik ilişkilerinde sergiledikleri kıskançlık ve güvensizlik  duyguları arasında doğrudan bir ilişki olduğunu ortaya koyuyor. Bu sonuç şu anlama geliyor: Ne kadar çok Facebook, o kadar çok kıskançlık. Üstelik bu durumun ilişkinizin hangi gelişimsel aşamada olduğuyla bir ilişkisi yok; ilişkinizin 3 günlük, 3  aylık ya da 30 yıllık olması bir şey değiştirmiyor yani. Bu durumun nedenlerinden bazıları ise sosyal medyada yayınlanan paylaşımlar neticesinde kişilerin özel hayatlarının öznelliğini yitiriyor olması, romantik ilişkilerin gerçek duygular yerine internet üzerinden yapılan paylaşımların “like” edilmesi ve takip edilmesiyle şekillendiriliyor olması. Üstelik mesajların yalıtılmışlıkları nedeniyle pek çok yanlış anlaşılmanın olması da söz konusu. Kısaca ilişkilerin organiklikten çıkarılıp mekanik bir hale getirilmesi ya da bu çaba içinde olmamız işleri iyiye götürmüyor. Romantik ilişkilerin şekli değişse de, bireysel, fiziksel, tensel, yüz yüze paylaşımlar yerini sanal paylaşımlara bıraksa da biz insanların duygusal tensel ihtiyaçları değişmiyor. İlişkiler online yaşanırken, duygulardan arınmış halde gelişemeyen romantik ilişkilerde “romantizm” de eksik oluyor tabii, ilişkilerden elde edilen tatmin ise neredeyse sıfıra iniyor. Dolayısıyla mekanik-elektronik-online bir şekilde yaşanmaya çalışılan ilişkiler sadece elektronik bir mesajla sonlandırılıveriyor. Üstelik bu çaba bizleri de yıpratıyor. Ama endişelenmeye gerek yok. Araştırma sonuçları, katılımcıların Facebook gibi elektronik medya araçlarını kullanım oranlarını azalttıklarında ilişki kalitelerinin ve tatminlerinin de arttığını ortaya koyuyor. Yani sevdiklerinizle zaman geçirirken teknolojik dünyadan kendinizi arındırır, “online” olma sürenizi  azaltırsanız, ilişkinizi yüz yüze, an’ı paylaşarak yaşamaya çalışırsanız ilişkilerinizi kurtarma şansınız var.

Evet, internet mükemmel bir araç. Tüm dünyayı sıkıştırıp önümüze sunuyor olsa da yakınımızdaki insanlarla uzaklaşmamıza da neden olabiliyor. Mümkün olduğunca elektronik iletişimi azaltmayı deneyin. Zaman ve iş tasarrufu açısından zor olsa da yüz yüze çalışmayı, konuşmayı, görüşmeyi tercih edin. Elektronik posta ya da mesaj trafiği ile bir şeyleri başarmaya çalışmak yerine bir iş yemeğine ya da akşam yemeğine çıkmak size kendinizi daha iyi hissettirecektir. Sözel olmayan iletişimin neredeyse tamamen duygulardan ve içerikten arınmış ya da gerçek niyetinden sapmış olabileceğini aklınızdan çıkarmayın. Elektronik olarak sürdürmeye çalıştığımız iletişimin, ister iş ister arkadaşlık ister romantik ilişkilerimizde olsun yarattığı hasar, teknolojinin sunduğu avantajları düşündüğümüzde, çok daha büyük. Sonuçta bizler organik varlıklarız!

[newsbox style=”nb3″ title=”POLİ 292″ display=”tag” tag=”292″ number_of_posts=”6″ sub_categories=”no” show_more=”no” post_type=”post”]