İNSANIN SEKİZ DÖNEMİ-VIII - Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Çarşamba, Mayıs 22, 2024
Köşe Yazarları

İNSANIN SEKİZ DÖNEMİ-VIII

Nilgün Sarp

“Dünyaya gelirken hangi acı ve cefalardan geçtiğimizi bilmiyoruz, ama gitmenin kolay bir iş olmadığı kesin!”

Sir Thomas Browne, Religio Medici.

Erikson’un insanın yaşamında son dönem olarak  belirlediği “Benlik Bütünlüğüne Karşı Umutsuzluk” aşaması,  genellikle 60/65 yaşından itibaren başlar. Yaşlılığa denk gelen bu evrede, kişi yaşamını gözden geçirir, kabullenme, memnuniyet ve bütünlük hissi kazanır.


Bireyin, yaşamını  istediği şekilde gerçekleştirdiğini derinden hissetmesi “benlik bütünlüğü” olarak adlandırılır.  Ancak, bu dönemi sağlıklı bir şekilde geçirememiş kişiler “Benlik Bütünlüğüne Karşı Umutsuzluk” hissederler.

Benlik Bütünlüğüne Karşı Umutsuzluk aşamasının temel sorusu;

“Yaşamımın anlamı nedir?” veya “Ben kimim ve yaşamımın değeri ne?”

şeklinde ifade edilebilir.

Bu dönemdeki kişiler, yaşamlarının bütünlüğünü ve anlamını sorgular, geçmiş deneyimlerini değerlendirir, hayatlarının bir bütün olarak anlamını ve değerini yorumlar. Dolayısıyla  kişi yaşamını tamamlama ve iç huzura ulaşma arayışındadır.

 

Dönemle ilgili özelliklere bakacak olursak;

Benlik Bütünlüğü:

Sağlıklı bir şekilde bu dönemi yaşayan bireyler, hayatlarını bir bütün olarak kabul ederler. Geçmiş deneyimleri, başarıları ve hayal kırıklıklarını bir araya getirerek kendilerini bütünleştirirler. Kişi, geçmişte yaşananlarla barışıktır ve hayatının her aşamasını, başarıları kadar başarısızlıklarını da kabul ederek geçmişini kabullenir.

Benlik bütünlüğüne ulaşamayanlar, geçmişlerini yapılandıramayabilirler. Geçmişte yaşanan olumsuz deneyimlerle yüzleşmekte zorlanabilirler ve bu deneyimleri kabullenme ve anlamlandırma sürecinde sıkıntı yaşayabilirler.

Bireysel ve Toplumsal Bağlılık:

Yaş aldıkça bireyler, aileleri, arkadaşları ve toplumlarıyla güçlü bağlar kurarlar. Topluma katkıda bulunmaya devam ederler ve torunları gibi genç nesillerle ilişkilerini sürdürürler.

Hayatın Kıymetini Anlama:

Yaşlılık dönemindeki bireyler, hayatın değerini ve kıymetini daha derin bir şekilde anlar, küçük şeylerin önemini takdir eder ve hayattan zevk alırlar. Yaşamlarının genel olarak memnuniyet verici olduğunu, yaşamlarının anlamını ve değerini kabul ederek iç huzura ulaşırlar ve yaşamlarını bu duygularla tamamlarlar.

İz Bırakma İhtiyacı:

Bazı kişiler bu dönemde, yaşamlarının anlamını ve değerini kanıtlamak için çabalayabilirler. Bir iz bırakma arzusuyla, miraslarını sürdürmeye ve gelecek nesillere bir şeyler bırakmaya çalışabilirler.

Umutsuzluk ve Çaresizlik:

Geçmişteki başarısızlıklar veya kayıplar nedeniyle umutsuzluk ve çaresizlik duyguları yaşayan kişiler, yaşamlarının anlamsız olduğunu hissedebilirler. Özellikle de sağlık sorunları olan yaşlıların umutsuzluk ve çaresizlik duyguları daha da fazladır.

Bu dönemdeki bireylere yardımcı olmak için neler yapabiliriz?

Onların duygularını ve deneyimlerini dinlemek ve anlamak, yaşadıkları duyguları ve düşünceleri ciddiye aldığımızı görmeleri önemlidir.

Onlarla birlikte geçmiş deneyimleri hatırlamak ve paylaşmak, yaşamlarını değerlendirmelerine ve geçmişteki deneyimlerini yeniden değerlendirmelerine yardımcı olabilir. Ayrıca  deneyimlerini ve yaşamlarını saygıyla karşılamak da önemlidir. Yaşadıkları her şeyin bir değeri ve anlamı olduğunu anlamak ve bunu göstermek, onların kendilerini değerli hissetmelerine yardımcı olacaktır.

Onlara ihtiyaç duyduklarında yanlarında olduğumuzu hissettirmek, duygusal destek veya sosyal destek sağlamak, bu dönemdeki bireylere yardımcı olmanın önemli bir parçasıdır.

Aileleri, arkadaşları ve toplumlarıyla güçlü bağlar kurmalarını desteklemek, ilgi duydukları hobi ve aktivitelere katılmaları konusunda teşvik etmek, onların yaşamdan zevk almalarına ve kendilerini daha iyi hissetmelerine yardımcı olabilir. Ernest Hemingway’in dediği gibi, “En yaşlı ağaçlar en tatlı meyveyi verir”. Sosyal etkileşim, bu dönemdeki bireyler için önemli bir destek kaynağıdır.

Eğer kişi yaşamını değerlendirmekte veya yaşadığı duygusal zorluklarla başa çıkmakta güçlük çekiyorsa, profesyonel yardım alması önerilmelidir.  Ancak her birey farklı olduğundan,  en uygun desteği sunmak için onları tanımak ve ihtiyaçlarını anlamak önemlidir.

Sevgili okur, Erikson’un yaşamla ilgili sekiz dönemini sizlerle paylaştığım bu yazı dizisini, sonuncu dönemini yaşayan bir kadın, anne, anneanne, eş, hoca, arkadaş, sırdaş olarak, son vermeden önce, duygularıma tercüman olan Sabahattin Ali’nin sevdiğim şiirini paylaşarak bitirmek istiyorum.

 

Kimseyle hiçbir konuda yarış halinde değilim,

Kimseden akıllı, kimseden güzel, kimseden iyi olma gibi bir iddiam yok.

Kimse için EN değilim.

Daha değilim.

Bu devasa iddiasızlığın bana verdiği özgürlüğün hastasıyım….

 

Kaynak

Erikson, E. H. (1963, 1978). Childhood and society. London: Vintage Digital.

https://archive.org/details/dli.ernet.19961/page/n5/mode/2up

Tepki göster
Bayıldım
0
Bayıldım
Huzurlu
0
Huzurlu
Hahaha
0
Hahaha
Üzüldüm
0
Üzüldüm
Hayran Kaldım
0
Hayran Kaldım
Facia
0
Facia
Web tasarım ve geliştirme : Baba Bilgisayar