Çok basit bir konu…
İnsan sağlığı ve güvenliği mi, paranın güvenliği mi…
KKTC’de bir çok yasanın uygulanmamasının sebebi, yasalarla, paranın gücü arasında ikilemde kalınmasıdır…
Gümrük çalışanları, açık havada çalışma yasağı başladığı anda işi durduruyorlar. Vay sen misin durduran, gemiden yangın alarmı çalınıyor ve tüm tırlar bir anda boşalttırılıyor.
Sebep?
Maliyet artarmış…
50 derece sıcakta insanların çalışmasının ne önemi var.
Önemli olan maliyet artmasın…
Güç-Sen bunu açıkladı.
Yasağı titizlikle takip ettiklerini iddia eden, hatta basına da çatan Bakanlık, bu geminin işletmesine ne gibi bir ceza kesecek merak içindeyim.
Merak ediyorum çünkü, açık havada çalışanları Sayın Bakan sadece ‘inşaat işçileri’ olarak ilan etti. “İşçi sağlığı önemli diye düşünüyorum, eminim müteahhitler de böyle düşünüyor” derken, bunu kastetmedi mi?
Yani gemiden yük boşaltanlar bu kapsama girmiyor mu?
Yarın çıkıp, “girmiyor” da diyebilir… Nasıl inşaatın damı var, gölge sayılır diye ceza kesilmiyor, bunu da açık havadan saymayabilir…
İnsan mı, para mı dedik ya… Bir de şu, yasak saatlerde kentlerin içine girmemesi gereken ağır vasıtalar…
Ne takan var, ne denetleyen…. Gün 24 saat vızır vızır…
Sonra yayaların güvenliğini sağlayan kaldırımlar… O kaldırımları saatlerce işgal eden dağıtım kamyonları…
Bunların hepsi yasak. Boşveeer…
Can güvenliğini hiçe sayarak, baretsiz, kemersiz, korumasız işçi çalıştıranlar?
En güzel örnek bu…
İşçi sağlığı ne demek, denetlersen, inşaatlar durur, aman Allah olur mu hiç öyle şey…
İş güvenliği konusunda bir Tüzük yenilenmesi gerekirmiş, 20 yıldır yenilenmemiş.
O Tüzüğü yenilemeyen kim?
Betona çakılıp,çakılıp, ölen biçareler mi, yoksa bizzat siz mi?…
Bıraktım yenilenmesini…
Bu sadece bahane…
Varolan da yeterli.
Mevcut Tüzük, her türlü tedbirden bahsediyor.
Asıl neden denetlenmiyor onu söylesinler.
Öyle Tüzüğün falan arkasına saklanmasınlar….
İşte son yasak.
Çalışma yasağının olduğu saatte iş kazası, haydi bakalım…
Boşa nefes tüketiyoruz…
Ne yani, şimdi yani birkaç kişi şikayet etti diye, birileri inşaattan düştü diye denetlesinler de saygıdeğer tüccar kardeşleriyle papaz mı olsunlar?
Bugün değilse yarın seçim var.
O armatör kardeşlerimiz, o toptancı kardeşlerimiz, o dükkan sahipleri, o cezaları hatırlamazlar mı?
İki yüzlü, insana saygısı olmayan, uluslararası her türlü kuralı reddeden rezil, yaşanmaz bir yer oldu buralar.
YERİN KULAĞI VAR
GÖZLER İÇ SİYASETE ÇEVRİLDİ:
Müzakere sürecinin kopmasının ardından gözler yeniden iç politikaya çevrildi. Meclis tatilinin sona ermesiyle birlikte siyasette yeni gelişmelerin yaşanacağı, erken seçim tartışmalarının yeniden gündeme geleceği iddia ediliyor. Özellikle hükümete yönelik rüşvet ve arazi peşkeşi iddialarının iktidar partilerinin tabanında rahatsızlık yarattığı, bazı vekillerin ve örgütlerin Meclis’in açılmasıyla birlikte, kabinede değişiklik için Başbakana baskı yapacakları konuşuluyor…
GÜNEY’İN YENİ POLİTİKASI AYRILIK:
Cyprus Weekly’de Lefteris Adilinis’e göre RumYönetimi, Kıbrıs Türklerinden, “Kıbrıs Cumhuriyeti” pasaportu ile KKTC pasaportu arasında seçim yapmalarını istemeyi düşünüyormuş. Gözlemciler, böyle bir kararın, iki toplum arasında güvensizliği büyüteceğine işaret etmişler. Bu kafayla giderlerse, kapıları da kapatmanın yolunu arayacaklar. Asıl alınması gereken mesaj bence, ayrılığı kalıcı hale getirmek istemeleri… Adilinis ayrıca, Kıbrıs Türklerine Güney’deki devlet hastanelerinde ücretsiz tedavinin kaldırılmasının düşünüldüğünü de yazmış ama, bu zaten 2013’den beri kaldırılmış durumda.
NİKO FATURAYI ÖDEMEYE BAŞLADI:
Dedik ya Anastasiadis ne İsa’ya yaranacak, ne Musa’ya… 15 Temmuz faşist Yunan darbesinin yıldönümü için Meclis’te yapılan toplantıya davet edilmemiş. Daha bunlar iyi günleri. Yaptığı hatanın ilk faturasını seçimde ödeyecek. Hem de çok ağır bir şekilde. Belki de bugünden sonra seçime katılmaktan bile vazgeçebilir. O faturayı sonra da halkı ödeyecek… Aynen Hristofyas’ın ödediği ve halkına ödettirdikleri gibi…
AL SANA KANIT:
Çalışma Bakanlığının 12:00-16:00 saatleri arasındaki 3 günlük yasak kararının pek etkili olmadığı, birkaç firma dışında bu yasağa pek uymadıkları gözlemlendi. Yasak saatlerine uymayan firmalara yönelik ne gibi cezai tedbir uygulanacağı merak edilirken, çalışma yasağı saatinde meydana gelen iş kazası, kimsenin bu yasağı takmadığının da en büyük kanıtı oldu. Bugün yasağa uymayanlar açıklanacakmış. İyi de bunlara ne ceza verilecek onu da açıklarlar inşallah…
ÇARE DEĞİL:
Esnaf ve Zanaatkarlar Merkez Birliği Başkanı Kemal Altuncuoğlu, Kuzey’deki esanafın zorda olduğunu belirterek, Güney’den yapılan alış-verişlerin yasaklanması gerektiğini savundu. Yasaklamayı savunacağına kendi esnafına, tüketiciyi cezbedecek kaliteli ürünler satmalarını, müşteri memnuniyetini öne çıkarmalarını salık verse çok daha iyi eder. Çünkü o bahsettiği gibi bir yasak ancak faşist rejimlerde uygulanır. Şükür ki, henüz o durumda değiliz.
İNANDIRICI OLMUYOR:
Girne’deki bazı otel ve gemilerden boşaltılan kanalizasyon atıklarını bizzat gözleriyle gören insanlar, yetkililerin “temiz” açıklamaları karşısında tatmin olmadılar. Sonunda olacağı buydu. Şimdi siz ne kadar “denizler temiz” deseniz de inandırıcı olmuyor. Güven kalmadı ki…
ZİRVEDEKİLER
Cenk Mutluyakalı: “Girne’de ‘denize bokların aktığı’ bir manzaradan sonra Lefkoşa’da 6 yaşındaki çocuğumuz işeyecek tuvalet bulamamış diye tartışıyoruz ya… Yine de gülümseyebiliriz… Düşünsenize, turizmin incisinde hem ‘paralı’ plaj, hem de ‘lağımlı’…”
DİPTEKİLER
Trafik: Trafiğe verdiğimiz canlar, bir savaşta kaybedilen can sayısına ulaşmak üzere. Genç, yaşlı onlarca vatandaş yollarda telef oluyor. “Kader, sürücü hatası” deyip geçiştiriyoruz. Ama bu kadar çok aracın gittiği yolların yetersizliğinden, alınmayan önlemlerden bahseden yok. İnanın bu ülkede trafiğin soldan olduğunu bile bilmiyor birçoğu. Ama ne önemi var, önemli olan birilerinin karına kar katması. Varsın bu uğurda da birileri ölsün…
































