Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

“İnin lan arabadan”

Ortaya atılan harita “hayal ürünü” imiş…


Hayal etmek güzel şey.
Ama sırsında bir hayal her şeyi berbat edebiliyor…

İnsanlar hayal kurmadan yaşayabilir mi?
Gazeteci hayal edebilir,
Siyasetçi hayal edebilir,
Aşıklar hayal edebilir.

Arabasız bir insan araba hayal eder,
Evsizler ev hayal eder…

Devrimci devrimi hayal eder,
Ülkücü Türk dünyasını,
İslamcı öteki dünyayı hayal eder…

En çok hayal burada kurulur.
Barış hayal edilir,
Çözüm hayal edilir,
Taksim, ilhak, federasyon, konfederasyon, iki devlet falan hayal edilir.
Hatta hayalleri derin olanlar da vardır.
Onlar da savaş hayal eder…

Günlük yaşam da hayalsiz olmaz.
Siyaset de.
Ama hayaller siyasete bulaşınca, ortalığın karışması da mümkündür…

Kıbrıs’ta iki taraf ayrı ayrı hayaller kurduğundan, hayallerin bile çatışması söz konusu olabiliyor…

Bazen hayaller gerçekleşebilir de.
Su bir hayal ile başladı, gerçek oluyor.
Gaz bir hayal ile başladı gerçek oluyor…

Haliyle hayaller çatışıyor;
Hayallere hücumbotlar çıkıyor…

Bazen de hayal deyip geçmemek lazım…

Biri kalkar bir harita hayal eder.
Sonra bunu pazarlamaya çalışır.
Hayali ihracat gibi.
Tutarsa tutar, tutmazsa başka hayal…

Hayal adasındayız…

Temel de hayal kuranlardandı:
Temel, karısı, annesi ve iki çocuğu ile terasta mangal yapıyormuş.
Tam o sırada caddeden dört kişilik bir araba geçmiş.
Arabayı gören Temel başlamış sesli bir şekilde hayal kurmaya.
Temel der ki,
-Ya şöyle bir arabam olsa bana yeter.
Şoför koltuğunda yatardım.
Eve ne gerek.
Bunu duyan karısı der ki,
-Ben de arka koltukta cam kenarında oturur örgümü örerdim.
Annesi işe karışır,
-Ben de gelinimin kucağında boyluca uzanırdım.
Kalmış önde bir koltuk.
Bu sefer çocuklar işe karışmış, kavgaya başlamışlar.
Biri ben binecem diye tutturur, diğeri ben.
Artık Temel dayanamayıp bağırmış:
-İnin lan arabadan…