Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İNCİL VE KURAN KİMİNDİR?

Anlatılan hikayeye göre, Hz. Muhammed vefat ettiğinde yanında damadı Hz. Ali varmış. Cenaze işlemlerini Hz. Ali yapmış. Hz. Muhammed’in naşını yıkarken sırtında baklava baklava derin izler görmüş. Bu izlerin neden oluştuğunu sorduğunda kızı Hz. Fatma “uzun zamandır hasırın üstünde   yatıyordu, döşek ve yorgan hediye etmek isteyenleri de reddediyordu”  cevabı vermiş.

İslam’ın peygamberi Hz. Muhammed o denli fakir ve mütevazı bir dünya hayatı yaşıyordu.
İstemesi halinde dünyasal zenginlik ve konfora erişebileceği halde  bunlardan sakınıyordu.
Bu hikaye fakirler için anlatılır.
Hz. Muhammed’in bile nasıl fakir olduğu ve dünya zenginliğinde gözü bulunmadığı söylenir ki fakirler de teselli bulsunlar.
Fakir oluşlarına isyan etmesinler.
Peki zengin Araplar bu duruma ne der?
Geçen gün okuduğum bir mülakatta Kuveytli petrol zengini (10 milyar dolar serveti varmış) “niye bunca fakirlik ve mülteciler varken siz zenginlik içinde yaşıyorsunuz” sorusuna “Hz. Muhammed de en iyi ve en hızlı deveye biniyordu” cevabı verdi.
Galiba şunu demek istiyordu: “Hz. Muhammed bile en iyi ve en hızlı deveye bindiğine göre bizim de milyon dolarlık arabalara binmemiz caizdir.”
Bu da zengin Müslüman Arap  mantığı.
Hz. Muhammed’in en iyi ve en hızlı deveye binip binmediğini bilmiyorum.
İşin uzmanları bir zahmet açıklasınlar.
Hadislerden ve hikayelerden derleyip toplasınlar.
Fakat, sonuç ne çıkarsa çıksın, Batı’da kapitalizmin yarattığı eşitsizliğin beş beteri Doğu’da Arap coğrafyasında yaşanıyor.
Bir yanda petrolden gelen büyük bir servetle bazı kabileler dünyanın en görgüsüz zenginliğini yaşarlarken, diğer yanda korkunç bir sefalet içinde mülteciler göç yollarında ömür veriyorlar.

      ***

Zenci köle, Hıristiyan misyonerlerin Afrika kıtasına gelişini şöyle tanımlamıştı;
Hıristiyan rahipler geldiğinde onların ellerinde İncil vardı bizde de büyük altın madenleri. Şimdi bizim elimizde İncil var, altın madenleri onların oldu…”

      ***

Dünyanın temeli muazzam bir adaletsizlikle sarsılıyor.
Nerdeyse her yer yangın yerine dönüştü.
Bazıları “adı konulmamış bir üçüncü dünya savaşı yaşıyoruz” diyor.
Numarası bilinmez ama nerdeyse bütün dünyanın savaş halinde olduğu aşikardır.
Ve bunun nedeni yaşanan fakirliğe bindirilmiş adaletsizlik ve ötekileştirmedir.
Dinler de buna alet ediliyor.
Kapitalizm, sırça köşklerde zevk-ü  sefa içinde yaşayan mutlu bir azınlık yaratırken geri kalan büyük çoğunluk acı çekiyor.
Acı çekenlerin çocukları da bomba olup kendini patlattıklarında sırça köşklerde oturanlar hayrete düşüp hiddetleniyor.
Uçaklarını ve savaş gemilerini gönderip acı çekenlerin üzerine bombalar yağdırıyorlar.
Ve bunu yaparak yarattıkları korkunç düzenin ortaya çıkardığı sorunlardan kurtulacaklarını sanıyorlar.

      ***

İncil ve Kuran fakirler içindir.
Dünyanın zenginliği de doğulu ve batılı kompradorların.
Bunun ila nihayet böyle süreceğini sanıyorlarsa yanılıyorlar.
Hem de çok fena bir şekilde…