Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Gönülsüz işin, gözsüz oğlu olur

Hayırdır inşallah!
Nerede güçlü bir ülke varsa ansızın bu ülkelerin yöneticilerinin adamızı göresileri geldi. Hepsi de Kıbrıs sorununun çözümüne katkı koymaya çalışıyor. İyilikseverler vesselâm.
İnanalım mı? Yoksa çıkacak bir işleri mi var?
Bana sorarsanız, şu sıralarda Kıbrıs sorununun çözülmesi, Rusya’nın stratejik çıkarlarına biraz ters gelir derim. Ancak Lavrof da katkı koymaya gelmiş.
Rusya şu sıralarda Amerika ile Suriye’de bir proksi savaşı sürdürmektedir. Suriye’de hehalde kendi istediklerinin gerçekleştirilmesini hedeflemektedir. Durup dururken Türkiye ile de papaz oldular.
1978 -79 yıllarında Bülent Ecevit, bir vesileyle, bir grup Kıbrıslı politikacıyı Ankara’ya davet etmişti. Hasbelkader grup içinde ben de vardım.
Her zamanki efendiliği ile Ecevit bizi başbakanlıkta kabul etti. Teker teker hepimizle el sıkışıp hatırımızı sordu. Oval bir masanın etrafına oturduk ve Ecevit güzel ve düzgün Türkçe’siyle bir hoş geldiniz konuşması yaptı.
Konuşmasından kafamada çakılı kalan bölüm şuydu: “Kıbrıs sorununu çözmemiz gerekiyor. Geç bile kaldık. Türkiye Cumhuriyeti olarak hangi taşı kaldırsak altından Kıbrıs çıkıyor. Geçenlerde Latin Amerika ülkelerinden birinin elçisi beni görmeye geldi. Konuşmasına Kıbrıs’la başladı”.
O sıralarda Kanada-İngiltere-Amerika planı gündemdeydi. Belli ki Türk tarafı, Denktaş’ın karşı çıkışlarına rağmen, planı kabul etmek eğilimindeydi. Ancak Rum tarafı bu “Emperyalist planı”na şiddetle karşı çıktı ve plan daha açıklanmadan rafa kaldırılmış oldu.
Aradan bir ömür geçti. Bu arada, üstelik, Kıbrıs Cumhuriyeti AB üyesi oldu. Kıbrıs sorunu, Kürt sorunu yanısıra Türkiye’nin herhalde baş belâsıdır. İçinde bulunduğumuz koşullarda Rusya, Türkiye’nin bu belâdan kurtulmasını ister mi?
NATO Karadağ’a üyeliğe adaylık statüsü varince Rusya küplere bindi. Putin esti, yağdı; attı tuttu. Rusya, haklı olarak, NATO tarafından kuşatılmak istemiyor ve bunu açıkça ifade etmekten de geri durmuyor.
Bu sıralarda Kıbrıs sorununun çözülmesi Rusya’nın hiç işine gelmiyor. Kazara sorun çözülürse Türkiye’nin Kıbrıs ve Yunanistan ile, hatta AB ile ilişkileri normalleşecek ve giderek iyileşecek. Bu da NATO’nun yıllardır aksayan güney kanadının güçlenmesi demektir. Suriye’de savaşın kızıştığı şu günlerde Rusya’nın isteyeceği son şey de bu olmalı.
Kıbrıs, Suriye konusunda Rusya için bir hava deliğidir. Suriye’nin komşularının hepsi de Amerika yanlısı. Rusyanın bu böygede tek dostu Kıbrıs’tır. Dolayısıyle Lavrof Kıbrıs’a, belli ki, başka amaçlar için gelmiştir. Büyük bir ihtimalle Baf’ta Yunan uçaklarının konuşlandırılması amacıyla inşa edilen Papandreu hava limanından Rus askeri uçaklarının kullanması için izin koparmaya çalışıyor.
Latin ozanı Virgil, Aeneid destanında Truva atı dolayısıyla “Hediye getiriyor olsalar bile Danaanlara (Yunanlara) güvenme” diyor. O ikibin küsur yıl önceydi. Virgil günümüzde yaşasaydı, büyük bir ihtimalle “Hediye getiriyor olsalar bile İngilizlere güvenme” derdi.  
İngilizler, diplomasi labirentinin karanlık prensleridir. Ne zaman pazu göstereceklerini, ne zaman Amerika’nın arkasına saklanacaklarını gayet iyi biliyorlar, zamanlamayı da kusursuz yapıyorlar.
Bir rastlantı olmasa gerek: İngiltere, nerdeyse, nereden çekilmişse orada er veya geç savaş olmuştur. İngilizler, kurulmuş kuklalar gibi insanları birbirlerine kırdırmışlar. İnsanın aklına ilk gelen Hindistan olayıdır. Önce Hindistan ve Pakistan olarak ikiye ayrıldı. Sonra Pakistan, tekrar bölünerek Doğu Pakistan yerine Bengladeş kuruldu.
1947 yılındaki bölünmede yarım milyon insan hayatını kaybetti, 14.5 milyon insan da evinden yurdundan sökülerek daha “emniyetli” bölgelere göç etmek zorunda kaldı. Keşmir bölgesi ise Hindistan ile Pakistan arasında bir çıban başı olmaya devam ediyor. (O Keşmir ki keçilerinin yünü sayesinde “kaşmir” yününe ve “kazmir” kumaşlarına ismini vermiştir.) 
İlkokulda Seylan olarak öğrendiğimiz Sri Lanka’da daha geçenlere kadar iç savaş vardı. Nijerya’da Biafra çatışmaları daha geçenlerde olmuştu. Resmi dili İngilizce olan Amerika bile iç savaştan geçmedi mi?
Bir türlü halledilemeyen Filistin sorunu ve Orta Doğu’da yer alan diğer çatışmaların temelinde İngiliz ve Fransızların masa başında harita üstünde çizerek türettikleri ülkelerin alandaki gerçekliği yansıtmamalarından kaynaklanmaktadır. Kıbrıs’ın hikâyesini herhalde benden iyi biliyorsunuzdur.
Bu nedenledir ben İngiltere Başbakanı David Cameron’un “Çözüm durumunda üsler bölgesinin yarıya yakın toprağını Kıbrıs Cumhuriyeti’ne verceğiz” sözleri, beni tedirgin ediyor. İşin ucunda hediye var ya. Yoksa bizlere şunu mu demek istiyor:
– Siz benim üslerimi rahatsız etmeyin. Irak’ı, Suriye’yi rahatça bombalayım. Üsleri kullanmakla başınıza belâ sardığımızın farkındayız. Ama siz uslu durun. Sorununuzu çözdüğünüz zaman size “gokko” vereceğiz.   
Unutmuşum. Çin henüz uğramadı. O da gelirse sorun çözülür.