İstanbul’un kalbi neresidir diye sorarsanız, Sultan Ahmet Meydanı’dır derim.
İstanbul’u İstanbul yapan ve onu tarihe bağlayan ruhudur aynı zamanda Sultan Ahmet Meydanı.
Çünkü çok büyük bir coğrafyayı etkileyen 2 imparatorluğun, Bizans’ın ve Osmanlı’nın ana meydanıdır.
Sırf bu nedenledir ki her yıl milyonlarca insan orayı görmeye koşar.
İstanbul’un kalbini seyretmeye, ruhuna dokunmaya.
Terör, İstanbul’u kalbinden vurmaya çalıştı.
Ruhunu tarumar etmeyi denedi.
Peki başarılı oldu mu?
Yarattığı acıyla evet.
Yaratacağı korkuyla belki.
Fakat eminim ki Bizans’tan Osmanlı’ya 5 bin yıllık İstanbul medeniyeti sadece bunu değil, her türlü terörü yenecek güçtedir.
İstanbul, benzeri katil İslamcıların yarattığı beş beteri acılara direndi, korkulara göğüs geldi.
Ve her defasında medeniyet galip geldi.
***
Kıbrıslı Türklerin ve de Kıbrıslı Rumların İstanbul’a özel bir düşkünlüğü vardır.
Çünkü herkese ve her keseye uygun bir şehirdir İstanbul.
Herkesi ve her keseyi büyüleyecek mekanları vardır.
İstanbul, kendisini ziyaret etmek için binbir gerekçe sunar insanlara.
Ben de onlardan birisiyim.
İtiraf etmeliyim ki dünkü katliamdan sonra “acaba İstanbul’a gitmeli miyim” diye düşündüğüm oldu.
Daha 3 ay önce ailecek dolaştık oraları.
Sultan Ahmet’teki Dikili taşın oradan geçtik.
Teröristtin insanların canına kıydığı Alman çeşmesinde durup dinlendik.
Hürrem bizi peşinden sürükledi Topkapı Sarayı’na girmeye çalıştık, fakat ne mümkün.
Mimar Sinan’a şapka çıkartacak kadar muhteşem bir mimarisi olan Ayasofya’nın yanına bile yaklaşamadık kalabalıktan.
Hürrem Sultan’ın hamamının orada oturup soluklandık, Demi müthiş lezzetli bir çay içtik.
Ve her yanına tarih sinmiş Sultan Ahmet köftecisine yürüdük.
Sonra Kapalıçarşı’dan Gülhane Parkı’na.
Oradan Eminönü’ne.
Adımladığımız her parke taşında bir tarihi soluklayarak.
Müthiş bir medeniyete tanıklık ederek.
Peki bu yaşananlardan sonra bir daha İstanbul’a gider miyim?
***
Galiba İslamcı terörün varmaya çalıştığı sonuç budur.
Dehşetengiz bir katliam ile insan zihninde korku yaratmak.
Yarattığı korku ile insanları medeniyetten uzak tutmak.
Sonrasında da kendi rezil ve çağdışı düzenini kurmak.
Peki buna izin verecek miyiz?
***
İnadına İstanbul’a koşmak zamanıdır şimdi.
Çünkü bu büyülü şehrin şimdi bize ihtiyacı vardır.
Ve bizi çağırıyor…
































