Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

“İMKANSIZIN ŞARKISI”

Haruki Murakami’nin “İmkansızın Şarkısı” adlı romanı 1968 döneminin esintileri ile bezenmiş.

O yıllarda dünyada başgösteren kültürel gelişmeler, siyasi tartışmalar ve sosyal hayat tarzı Japon gençleri de etkiliyor.

Üniversite gençleri sosyalizme ilgi duyarken, bir taraftan da Beatles şarkıları dinliyorlar.

Olayın kahramanlarından Reiko sıkça Beatles’ın “Norwegian Wood” adlı şarkısını çalıp söylüyor gitarıyla; kitabı okurken müziği duyar gibi olur insan.

Tokyo sokaklarında geçen hayat, bu özellikleri ile Lefkoşa sokaklarında da geçiyordu, ülkeler, şehirler ve insanlar birbirlerinden habersiz ama aynı müzikleri dinliyorlar, aynı düşüncelerin peşinde koşuyorlardı…

Saat 15, 30.

Gençlerin ve kimi örgütlerin eylemde olduğu bir sırada çok geçmeden F-16’lar gürültü ile geçip gittiler; güvercinler ve serçeler panik halinde ve grup grup bir anda dağıldılar.

Havada bir gariplik var.

Bu memleket bilinen memleket mi hani Trodos ve Beşparmak dağları olan?

Dünyayı değiştirmeye aday olan o yıllar geride kaldı ve romanlara konu oluyor.

“İmkansızın Şarkısı” o döneme ait bir yaşam kesitini ele alırken, erotizm teması da işleniyor…

68’li yıllarda nerede yanlış yapılmıştı?

Müziklerle ve üniversite eylemleri ile dünya değişebilecek miydi?

Kapitalizme karşı yükselen isyan ateşi neden küllenmişti?

Bu başarı o isyan duygularını içselleştirip kendi sistemi içinde şekillendiren kapitalizmin başarısı mıydı?

Saat 14,00.

Maraş’taki hummalı çalışmalar bitmiş, piknikçiler bekleniyor.

Akşam olmak üzere güneş iyice ufka çekilmekte.

Gece pikniği mi yapılacak kestiremiyoruz…

Bir haberden bir habere bakarken Limasol’daki olaylar gözümüze ilişti.

-Aaa, dedim, ayaklanma var!

Haberi okumadan Maraş’a karşı eylem olduğunu düşündüm ama değilmiş, salgına karşı alınan önlemler içinmiş sokakların darmadağın olması.

Komşuların başkaldırı nedenleri değişik!

Her şeye rağmen 68’li dönem tarihte yerini almıştır.

Bugüne bakıldığında, o dönemlere bir özlem duyulduğu da söylenebilir.

Haruki Murakami romanını nereye vardıracak bilmiyorum.

Ama kesin bir şeyi biliniyor ki Japonya’da “Kıbrıs meselesi” gibi bir Japon meselesi yoktur.

Buradaki meselenin memleketi tanınmaz hale getirecek kadar başka kılıklara soktuğu bir gerçeklik.

Keşke mesele 68’li yıllardaki gibi sosyalizm mi kapitalizm mi gibi tartışmalar etrafında olup bitseydi.

Murakami dönemin gençliğini anlatırken kimse elinde “Japonya Japonyalılarındır” gibi gailesi büyük, derdi yakıcı bir slogan taşımıyordu.

Burada 2020 yılında “Kıbrıs Kıbrıslılarındır” diye bir sloganın taşınması, düşündürücü değil mi?

Kim durup dururken “Amerika Amerikalılarındır” deme gereğini duyar ki?

Saat 16,19.

Güneş ufka çekildi, son ışıkları karşıdaki apartmanların üzerine yansıyor; Maraş’ta durum ne henüz bilinmiyor…

Ve bilinmiyor derken Maraş’a gidildi.

Lefkoşa sokaklarında yapılan muhalefet, Maraş’ta yerini hava muhalefetine bıraktı.

Dikilen palmiyeler bile rüzgar ve yağmurla birlikte öfke içinde.

Ama buralarda doğanın öfkesi insanların öfkesi gibidir; saman alevi gibi yanıp söner!

İmkansızın Şarkısı yapılabilir mi?