Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İmandan Gelmeyen Temizlik (Bu ne yaman çelişkidir…)

UNESCO (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü), Kudüs’te bulunan ve Müslümanlar ile Yahudiler arasında büyük kavgalara neden olan Mescid-i Aksa’yı Müslüman kültür mirası olarak saydı ve Yahudilerden hiç bahsetmedi.

İsrail devleti, UNESCO’ya çok içerledi ve ilişkilerini askıya aldı.

Kudüs ve özelde Mescid-i Aksa binlerce yıldan kalma tartışmalı bir yerdir.

Avrupa-Akdeniz-Afrika coğrafyasına hakim olan büyük imparatorlukların hemen hepsi Kudüs’ü ele geçirmiş ve kendi kültürel miraslarını bırakmışlardır.

En önemli yönü tek tanrılı üç büyük dinin merkezlerinden sayılmasıdır.

Yahudiler, Hıristiyanlar ve Müslümanlar Kudüs üzerinde hak iddia ederler.

Kısa bir ansiklopedik bilgi ile durumu şöyle özetlenebilir:

 

                                                                                              ***

Mescid-i Aksa (Arapçaالمسجد الأقصىMüslümanlarca kutsal kabul edilen mekânlardan biridir ve Müslümanların ilk kıblesi olduğuna inanılır. Kudüs‘ün doğusundaki Eski Şehir bölgesinde Mescid-i Aksa’nın adlandırması, surlarla çevrili eski şehrin güney doğu köşesinin en uzak noktasına kadar uzanan, surla çevrili bölge içerisindeki alanın tamamı için kullanılır. Bu alanın yüzölçümü yaklaşık 144 dönüm olup, Kubbet-üs-Sahra, Kıble Mescidi ve sayısı iki yüze ulaşan birçok esere sahiplik eder. “Morya Tepesi” adı verilen küçük bir tepe üzerine inşa edilmiş olup, Kubbet-üs-Sahra’nın üzerine kurulduğu kaya bu tepenin en yüksek noktası olarak kabul edilir.

Mescid-i Aksa Kur’ân-ı Kerîm’de şu şekilde geçer: “Kulunu (Muhammed‘i) bir gece Mescid-i Haram’dan (Mekke’den), kendisine bir kısım ayetlerimizi göstermek için, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya (Kudüs’e) götüren Allah’ın şânı ne yücedir. Doğrusu O, işitir ve görür.”[1] Peygamber Muhammed ise Mescid-i Aksahakkında şöyle demiştir: “Yolculuk ancak şu üç Mescid’den birine olur: Benim şu mescidime (Mescid-i Nebevî), Mescid-i Haram’a ve Mescid-i Aksa’ya.”[2] Bu hadis etrafında Mescid-i Aksa, Mescid-i Nebevî ve Kâbe ile birlikte üç harem bölgesinden biri olarak kabul edildiği için “Harem-i Şerîf” adını da alır.

Mescid-i Aksa’yı Yahudiler de kutsal kabul etmekte ve bu bölgeye Süleyman‘ın inşa ettiği tapınağa nispetle Tapınak Tepesi adını vermektedirler. Burayı Tapınak bölgesi olarak gördükleri için, birçok radikal Yahudi grup aynı bölgede yeniden Süleyman Tapınağını inşa etmek üzere kurumsal çabalar içerisine girmiştir. Bu çabaların bir parçası olarak İsrail Devleti, Mescid-i Aksa”nın altında, tapınağın kalıntılarını bulmayı amaçlayan arkeolojik kazılara girişmiştir.

 

***

 

Museviler, Hıristiyanlar ve Müslümanlar arasındaki kavganın ne kadar süreceğini bilmiyorum ama bildiğim ve gördüğüm bir şey vardır ki kutsal kabul edilen bu şehir kirlilikte adeta Hindistan’ın şehirleri ile yarışmaktadır.

Ve ne acıdır ki Kudüs’ün en kirli yerleri de Müslümanların yaşadığı semtlerdir.

Çöplerin ortalığa atılmasını bırakın, kesilen etlerin binlerce sineğin vızıltısı arasında satılmasından, yiyecek ve sebzelerin mide bulandıracak şekilde muhafaza edilmesine kadar her şey vardır.

Müslümanlar Kudüs veya Mescid-i Aksa için kanlarını dökerler ama birkaç kova su döküp onu temizlemekten imtina ederler.

 

***

 

Aynı şey Hz. Muhammed’in birinci olarak saydığı Mescid-i Haram   yani Kabe için de geçerlidir.

Kabe’nin iç kısmında göreceli bir temizlik vardır ama etrafı çöplükten farksızdır.

Berberler, manavlar ve kasaplardan değil alışveriş yapmak yanına bile uğramak sakıncalıdır.

Mekke’de öğle yemeği için oturduğumuz bir Türk lokantasında çatalların-bıçakların plastik, kullan-at türünden olduğunu gördüğümüzde Türk garsonlara hayretimizi söylemiş ve şu yanıtı almıştık: “Ağbey buranın ahalisi o kadar pistir ki böyle yapmak zorundayız. Yani biz sizi koruyoruz…”

Müslümanlıkta temizlik imandan gelir denir.

Doğru değildir galiba.

Kuşkusuz biz o denli değiliz fakat yaşadığımız çevre sorunlarına bakınca “bizim de onlardan farkımız yoktur” demekten kendimi alamıyorum.

Tek bir karışını bile vermek istemediğimiz bu topraklar için kanımızı dökmeye hazırız ama bu toprakları temiz tutamıyoruz bir türlü.

Bu ne yaman çelişki anne…