Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İlerleyiş iyi de… (Hep finali merak ediyoruz!)

Özdil Nami’nin açıklamasından anladığımızca bugüne kadar Rum Müzakereci “Mavroyannis” ile birlikte sürdürdükleri çalışmalarında “uzlaştıkları” ve “uzlaşamadıkları” konuları sistematik bir listeleme haline getiriyorlar.

Bunun için de renklerden yararlanıyorlar: Mesela uzlaştıkları noktaları siyahla, uzlaşamadıklarını doğasallığının ezeli “olumsuzluğunu” taşıyan kırmızı ile ve herhalde şöyle böyle uzlaşıp uzlaşamadıklarını mavi kalemle kayda geçiriyorlar. Tabii boyalı kalemlerle oynamak her zaman keyif vericidir. Fakat tuvaldeki resim Kıbrıs siyasi sorunu, renkler de “iyilik ve kötülüğü, başarı ve başarısızlığı” ifade ettiler mi; her halde keyifli değil, can sıkıcı olmamakta! Umut edelim ki “Kırmızılar” çok az olur!
NAMİ’NİN AÇIKLAMASI: Tabii gene dikkatinizi çekerim: Nami açıklamasını Politis Gazetesi’ne yaptı, biz de Politis Gazetesi’nden öğrendik. Yani her zamanki gibi Rum’dan al haberi! Neyse ki yarın basına bizim görüşmeci bilgi verecek…
Nami “Yönetim ve güç paylaşımı, AB, ekonomi ve mülkiyet konularını” tam olarak müzakere edeceklerini… “Toprak ve mülkiyetin” sona bırakıldığını… “Polis, suçların ortak araştırılması” gibi konularda uzlaşıya varıldığını… Siyasi eşitliğe büyük önem verildiğini, Rum tarafının bunu anlayışla karşıladığını… Mülkiyet konusunda tazminat dışında seçenekler arandığını… “Tahvil seçeneği, bankalar, finans kuruluşları hükümet mekanizmalarının ele alındığını…” Açıklıyor. Anlıyoruz ki müzakerelerde yol kat ediliyor. Nami’nin bir müjdesi de eylül ayında New York’ta “çoklu konferansın” yapılabileceği olasılığı.
Tabi tüm bu ilerlemeler Akıncı ile Anastasiadis arasında değil, Nami ile Mavroyannis arasında oldu! Şimdi ortaya “renkli kalemlerle çizilmiş” bir yol haritası çıktı. Bundan sonra Akıncı ile Anastasiadis bu haritaya uygunluğunca daha ileriye yürümeye çalışacaklar… (Biz bu ilerlemenin gene yorumunu yapacak ve bildiğimiz Mevlâya çağıracaktık da “hadi” diyoruz umutlara ekşi sıkmayalım, bak işler ne güzel gidiyor!” Yoksa soracaktık: “Türkiyesiz çözüme hazır olabilecek miyiz? Yoksa bu kez de anlaşma ve işbirliği derken Güney’in himmetine mi sığınacağız?”

***

Gizli işsizlik: (Eczacıların şikayetleri)

1974’ler öncesiydi. Henüz Bozkurt Gazetesi’nde yazıyordum. TC’deki üniversitelerden mezun olan gençlerimiz her yıl biraz daha artarak adaya dönüyorlardı. Dolayısıyla bugünkü gibi devletten iş, aş, yaşam hakkı istiyorlardı… Nitekim bazı arkadaşlarımı tanıdımdı. Bir tanesi siyasal bilgilerden mezun olmuş, altı yıl bir “işe” alınmasını beklemiş bu süre içinde işçilik yapmıştı…
İlk kez Kıbrıs Türk halkı olarak ne kadar çaresiz ve vahim koşullarda olduğumuzu o yıllarda görüyordum! Ve Bozkurt’ta önce “Düşünceler” sonradan “Köşemden” olan sütunumda şu vurgulamayı yapıyordum. “Bu küçücük toplumda bir gün gelecek çalışan yüz avukata bir avukat daha eklense fazla olacak! İki yüz doktorun yanına bir yenisi ulansa, seksen mühendise bir mühendis daha katılsa, yirmi eczanenin yanına bir eczane daha açılsa… Falan, “kazançlar bölüneceği için gizli işsizlik baş gösterecek, şikâyetler memleket sorunu haline gelecek…”
Neyse ki çok partili düzenlerde “popülizmle partizanlığı” icat eden siyasi partilerimizle iktidarlarımız ne zaman ki oy uğruna “işi, aşı, hayat hakkı” bekleyenleri Kamu dairelerinde istihdam etmeye başladılardı memleket bayağı soluklandıydı ama biliyorsunuz, tüm devlet sektörleri ve hazinesi de battıydı!
SORUN DEVAM EDİYOR: Üstelik özel sektöre de sıçrayarak! O kadar ki artık bir iş yerine ayni işi yapan bir işyeri daha ulansa “yeter” sesleri işitiliyor! Lokantalarından çiçekçilerine, taksicilerinden benzincilere, müteahhitlerinden tamircilerine kadar… Memleket avukatlar cenneti oldu! Akıl mantık almaz ama bu memlekette on dört üniversite vardır! Bir o kadar günlük yayımlanan gazete bir o kadar da TV kanalları… Tekerlek nasıl dönüyor bilmiyorum fakat son feryadı iyi işitiyorum. İşte Eczacılar!
ECZACILAR BİRLİĞİ’NİN YAKINMASI: Bir süre önce eczacılık okulu öğrencileri eylemsel yürüyüşlerini yapıyor ve şikâyetlerini şöyle ortaya koyuyorlardı: “Eczacılar Birliği açılacak her yeni eczane arasında 350 metrelik yasal uzaklık olmasını istiyor. Böylesi bir uygulama mesleğimizin geleceğini tehdit etmekten başka bir işe yaramaz dolayısıyla kabul edilemez…”
Eczacılar Birliği ise dünyada nüfus oranına göre 3 bin veya 3 bin 5 yüz kişiye bir eczane düşerken, KKTC’de bu oranın her 600 kişiye bir eczane olduğunu dolayısıyla tedbir alınması gerektiğini söylüyor ve en azından yeni açılacak eczanelerin birbirlerinden uzaklıklarının 350 metre olması önerisinde bulunuyordu.
İŞTE FECAAT: Eğer memlekette Özel Sektörü oluşturan mesleki müesseseler “çoklukları” nedeniyle hem haksız rekabetin hem de “gizli işsizliğin” pençelerine düşerlerse, önce iflaslar başlar ardından ekonomik krizler… Bu kaçınılmaz son her meslek erbabı için geçerli bir “tehlikedir.”
ÇARE? Kapalı toplum ekonomisini terk ederken Devletçi zihniyeti de terk edecek reformları yapmakta çok geç kaldık. Bizzat devletin uygulamaları ile şişirilen “kamu görevlileri” ve “devlet sektörleri” ekonomik aktiviteyi dumura uğratırken, özel sektör gelişimine de büyük darbe vurdu… Şimdi KKTC’de görülen “ekonomik durum” tam bir karmaşadır ve gitgide Kördüğüm haline gelmektedir!

***

Kısaca takıldığım: (Kamuda çalışan işçiler yine kurbanlık oluyorlar!)

Var mı bu ülkede haklı veya haksız “kamu görevlerinden” şikâyet etmeyen yurttaş? Ederler tabii: Yıllarca popülizm ve partizanlığa bağlı oylar uğruna devlet daireleri bumbar gibi dolduruldu ki devletin maliyesini Karun’un hazineleri bile kurtaramaz! Kaldı ki asıl sorun verilemeyen hizmet, hantal ve merkeziyetçi bürokrasi
Karar verdiler bu kamu görevlileri sorununu bir yasa ile düzeltecekler! Ne var ki her zamanki gibi tartışmadan, yetkili sendika ve ilgili birliklerin görüşlerine başvurmadan ve yine her zamanki gibi yangından mal kaçırırcasına Meclis’ten geçirmeye çalışıyorlar! Neden bu acelecilik ve işgüzarlık? İşte Kamu İş Başkanı Sami Dilek’in açıklaması: “Sendikalar Kamu görevinde maaşları düşüren Kamu Çalışanlarının aylık maaş ve diğer ödeneklerini düzenleyen yasanın kaldırılmasını beklerken, “kamuda çalışan işçileri” durdurma yoluna gidiyorlar!”
SONUÇ: Kamuda bozuk düzenin devam etmesi için Bir kez daha işçiler kurban edilecek!