Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İktidar-muhalefet el ele…

Basın genelde hep iktidarı eleştirir. Sanki bu genel kuralmış gibi…

İcranın başında olduklarından, yanlışları dile getirilir, düzeltmesi talep edilir. Peki ama muhalefet ne işe yarar, görevi nedir?..
Demokratik yapının geçerli olduğu parlamenter sistemlerde, seçimle işbaşına gelmiş iktidar partisi kadar, muhalefet görevi yapan partiler de rejimin olmazsa olmazıdır… Ancak, muhalefet etmek demek, bizdeki gibi ne her şeye muhalif olmak, önüne gelen her tasarıya, teklife karşı çıkmak değildir. “Ülkenin çıkarları doğrultusunda” hareket ederek kamuoyunu ve iktidarı etkilemek, doğru icraatların yapılmasını sağlamak için çalışmaktır…
Burada kritik vurgu, “ülkenin çıkarları”dır, partilerin değil… Bu ilkeler bizim özelimizde farklıdır. Siyasi partiler, muhalefet-iktidar ilişkisini kendi bulundukları konuma göre değerlendirir; hatta zaman zaman ülke çıkarları bile göz ardı edilebilir. İktidar, her şeyi bildiği gibi yapma mantığı ile hareket ederken; muhalefet, muhalefet etmeyi her şeye karşı çıkmak, doğru yanlış ayırt etmeden engellemek olarak görür ne yazık ki…
Bunları niye mi yazdım. Çünkü son günlerde Meclis’in nisap sorunu nedeniyle toplanamaması, bahsettiğim anlamda, iktidar-muhalefet çekişmesinin en somut örneği… Sendikalar sokaklarda dizi dizi sorunun çözümü için eylem yapar, askerlik çağına gelmiş binlerce genç, Meclis’ten gelecek bir habere odaklanmış bekler…
Ama maalesef vekiller, bu beklentilere karşı oturup, sonuç üretecek bir çaba içinde değiller…
İstifalardan sonra hükümetin Meclis’teki sandalye sayısı 21 CTP, 8 DP-UG toplam 29…Yani nisap sağlanması için yeterli sayı var. Durum böyle iken, niye 3 gündür Meclis nisap nedeniyle toplanamıyor söyler misiniz..? Bunun tek nedeni var o da, Meclis’te görüşülecek yasaları engellemek, ertelemek…
Muhalefetin de iktidar partilerinden farkı yok. Al birini, vur ötekine. Onlar da zaten taleplerinde ciddi olmadıklarını, sadece türbinlere oynadıklarını gösterdiler. Yani bu nisap sorunu iktidar- muhalefet işbirliği ile yaşanmakta. Mesela, birisi göç yasasının mucidi, diğeri de “sözde” karşısında olan. Şimdi yasayı çıkartan, sırf iktidarı zorda bırakmak adına, değiştirilmesi için olumlu oy kullanıyor. Sözün kısası, her ikisi de dürüst değiller…
Bunun için kaynak olmadığını, 2015 bütçesine böyle bir kalem konmadığını, devletin bu yükü çekemeyeceğini pekala bildikleri halde, o cesareti gösterip, doruları söyleyemiyorlar.
Askerlik konusunda da durum aynı…
Bizde demokrasi geleneği bu. İktidarda olan parti, muhalefetteyken söylediklerinin tersini, muhalefete düşen parti ise, iktidarda iken yaptıklarının tam tersini söyler…

YERİN KULAĞI VAR
SORUN AŞILDI MI:
Başbakan Özkan Yorgancıoğlu’nun günübirlik Ankara ziyaretinin tamamen “ekonomik” nedenlere dayalı olduğu iddia ediliyor. Çünkü Başbakan Yorgancıoğlu, üretici, narenciyeci ve de CAS çalışanlarına Ocak ayı için bazı sözler verdi. Ancak bu sözleri yerine getirmesi için hazinede yeterli para yok. Bunlara bir de 13. maaşları ekleyince, durum sanılandan da kötü. Ankara ziyaretinde Özkan Bey, Davutoğlu’nu ikna edebildi mi bilemeyiz, ama yakında kokusu çıkar…

İSTİKRAR NASIL SAĞLANIR:
Başbakan Davutoğlu ile görüşen Başbakan Özkan Yorgancıoğlu Türkiye ile imzalanan protokole bağlı kalacakları mesajı verdi ve “ekonominin gelişmesi adına istikrarın kaçınılmaz bir ihtiyaç olduğunu” söyledi. Ben şunu öğrenmek istiyorum; istihdam yapmaya, olmadık kaynaktan önüne gelene söz vermeye devam ettikçe, istikrar nasıl sağlanacak? Yoksa kastettiği istikrar, ne olursa olsun, hükümetin devamı mı?

EL-SEN HAKLI:
El-Sen’in yaptığı açıklamaya yürekten katıldım. Belediyeler, sokak aydınlatmalarının yine kendilerine verilmesini istemişler. Yani, yıllar yılı toplanan paralar buharlaşıp, Kıb-Tek’e ödenmemiş, neredeyse bir tek kuruşluk yatırım, geliştirme yapılmamış. Hala yüz yıllık ahşap direkler, Nuh’un zamanından armatürler… Bunu talep edenlerin arasında yeni Başkanlar olabilir, ancak, maalesef kadroları değişmedi ve henüz hiç biri bataktan kurtulmadı. Yani güven yok henüz. Bugüne kadar gördüğümüz tecrübeler, eski uygulamaya dönmemeyi gerektiriyor…

MALİYE BAKANI iKEN BET OFİSLER AKLINA GELMEZDİ:
Ersin Tatar, bet ofislerden şikayet ediyor. Aslına bakarsanız, muhalefete düştüğü günden beri, halkın şikayet ettiği konuları listelemiş, bir bir sıralıyor. Sanki daha düne kadar o uygulamaları kendi de yapmamış gibi. Son örnek bet ofisler… 2009-2013 arası Maliye Bakanlığı yapan Tatar, 2009 başında CTP-ÖRP hükümeti döneminde çıkarılan Tüzüğü 4 yıl birebir uygulamış, tahsilattan vazgeçmeyi göze alamamış, ne bir kısıtlama düşünmüş, ne de önermiş. Vatandaş onu da, diğerlerini de çok iyi biliyor ve bu boş nutuklara prim vermiyor…

ALACAĞI OLMAYAN YOK:
Devletten yaklaşık 7 milyon TL alacaklarının olduğunu dile getiren KAR-İŞ yöneticileri, hükümetin bu konuda bir an önce adım atmasını talep etmişler. İyi de devletten alacaklı olmayan mı var? Çiftçi, hayvancı, üretici ve daha kimler kimler. Devlet hep veriyor da, aldığı tek şey olan vergiyi bir türlü alamıyor. Bazen düşünüyorum da, ver ver nereye kadar…

İNANDIRICI DEĞİLLER:
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma günü dolayısıyla ülkemizde de bir dizi etkinlikler yapıldı. Siyasilerimiz ise olayı beyanatlarla geçiştirmeyi tercih etti. Bu ülkenin kadınını sığındıracak, koruyacak bir evi bile yoksa eğer, kim ne söylerse söylesin, ne kadar inandırıcı olabilir ki..?

ZİRVEDEKİLER
Jack Straw: İngiliz eski Dışişleri Bakanı Straw, Rumların federasyonu istemediğini, uluslararası toplumun da bölünmüşlüğü kabul etmesi gerektiğini söyledi. Straw aslında benzer şeyleri 2006’da görevdeyken, hem de Avam Kamarası’nda yaptığı konuşmada söylemişti. Papadopulos hükümetinin izlediği politika ile KKTC’nin aşamalı olarak tanınacağını; 2006’nın şartları olsaydı Güney Kıbrıs’ın AB’ne üye olmayacağını; üyeliğin Glafkos Kleridis’in politikasının hatırına gerçekleştiğini ifade etmişti. İngiltere’nin de dünyanın da Kıbrıs’ın gerçeklerini bal gibi bildiği malum da, politikaları çıkarlara dayalı, gerçeklere değil…

DİPTEKİLER
KKTC Meclisi: Bir ara “Aman ne güzel, Meclis’te eskisi gibi nisap sorunu yaşanmıyor” diye seviniyorduk. Ama son günlerde bu imaj yeniden bozulmaya başladı… Göç ve Askerlik Yasalarının görüşüleceği bugünlerde yaşanan nisap krizi, akıllara farklı senaryolar gelmesine neden oluyor. Nisap sağlamaya yeter sayısı olan hükümet, bu yasaların görüşülmesini engeller gibi bir durum ortaya çıktı sanki…