Köşe Yazarları

İki tarafı keskin bıçak gibi!

 

2014 yılından itibaren ilginç bir şekilde Türk göçmenlerin veya azınlıkların yaşadığı ülkelerde diaspora Türklerin önderliğinde AKP yanlısı partiler kurulmaya başlandı.

 

Örneğin Hollanda’da Şubat 2015’de kurulan DENK, geçen yılki seçimlerde 3 milletvekilini parlamentoya sokmayı başardı.

 

Bulgaristan’da kurulan AKP yanlısı DOST, hali hazırda Parlamento’da bulunan tek Türk partisi Halklar Özgürlükler Hareketi’nden (HÖH) oy çalarak %4lük barajı geçememiş olmasına rağmen %2.95 oy aldı. HÖH ise %8.4 alarak parlamentoya girdi.

 

Almanya’da bir yıl önce kurulan başka bir göçmen partisi ADD/Allianz Deutscher Demokraten ilk defa bu sene bazı eyaletlerde seçime katıldı. AKP ile çok yakın çalıştıkları bilinmektedir.

 

Ondan önce kurulan Yenilik ve Adalet partisiyle birleşerek oylarını yükseltmeye çalışıyor. Belçika’da gelecek yıl yapılacak yerel seçimlerde Türkiye kökenli göçmenlerin kurduğu üç ayrı partinin yarışması bekleniyor. Bunlardan biri “Çok Kültürlü Adalet Partisi” (MRP). Diğer iki partinin ise, henüz adlar ve programları belli değildir. AKP ile sıkı çalışan MRP’nin amblemi ise Rabia’dan başka Bir şey değildir.

 

Tüm bu gelişmelere bakarak bizde de iki yıl önce kurulan Yeniden Doğuş Partisi’ni daha büyük bir hareketin öznesi olarak incelememiz gerekecek diye düşünüyorum. Niye 2014’ten sonra böyle bir hareketlenme yaşanmaktadır? Tüm bu partilerin AKP ile dirsek temasında olduğu iddiaları ne kadar gerçektir?

 

Bütün bu partiler ilginç bir şekilde sloganlarında Türk göçmenler hariç diğer göçmenlere ve azınlıklara da gönderme yapıp söylemlerini yumuşatmaya çalışmaktadırlar. Kuruluş zamanlamaları ise biraz manidardır. Bazı çevreler tüm bu partilerin bulundukları ülkelerin iç siyasetinden maada Türkiye’de gerçekleşecek, başta Cumhurbaşkanlığı olmak üzere seçimlere oy devşirmek için kullanılacağını iddia etmektedirler. Bunun örneğini geçen yılki referandumda görmüştük.

 

YDP haricinde AKP’nin Kıbrıs temsilciliğini yapacak bir de Dernek (diğer derneklerin şemsiyesi altına almaya çalışan) kurulmuştur. Bu derneğin YDP ile ne kadar iç içe olduğunu hali hazırda bilmiyorum. YDP diğer göçmen derneklerinin de tümünü saflarına katamamıştır. Partideki Ülkücü kesimin keskin söylemlerinin Türkiyeli tabanın (özellikle Kürt) bir kesimini rahatsız ettiğini biliyorum. Yani YDP “büyük hedef” için belli iç kavgaları ertelemiş görünmektedir.

 

Bütün bunlara bakarak karşımızda büyük bir hareketin parçası olmaya aday bir fenomenle karşı karşıyayız gibime geliyor. Bu tür girişimler -Avrupa’da da izlediğimiz gibi- kaçınılmaz olarak bulunulan ülkedeki “göçmen karşıtı” hoşnutsuzluğu artırmaya yarayacak ve şu an yaşanmakta olan Kıbrıs’taki “marazilik” olarak adlandırılan toplumsal depresyonu, toplumsal bir paniğe çevirme potansiyeline sahiptir. Özellikle bu hareketin başındaki iki kişinin “özgeçmişi” bile insanların paniğe girmeleri için neden oluşturmaktadır.

 

Son olarak  bir daha tekrarlayım: Kimlik siyasetini merkezine alan tüm bu yeni kurulmuş partiler hem bulundukları ülkelerde yarattıkları tepkilerle yereldeki karşıtlarının yani kimlik merkezli gurupların popülaritelerini artırmaya hem de diaspora Türklerini hazır kıta AKP’ye oy verecek güçler olarak hazırlamaya adaydırlar. İki tarafı keskin bir bıçak gibi.

 

Etiketler


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı