Bazen her şey kifayetsiz olur.
Kelimeler de.
Şairler bile anlatamaz derdini.
Orhan Veli Kanık gibi.
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum
…
Bugün 1 Mayıs ya.
Anlatamıyorum!
…
Tarihçesi mi yazılmalı?
Kapitalizme mi girmeli ana avrat?
Bir pankartın arkasına mı geçmeli?
Yoksa bir kortejin arasına mı dalmalı?
…
Bazen böyle olur.
Epeyce yaklaşırsınız.
Duyarsınız.
Fakat anlatamazsınız.
…
Böyle olunca şarkılara, şiirlere sığınmakta çare.
Yine Orhan Veli’den:
Bekliyorum
Öyle bir havada gel ki
Vazgeçmek mümkün olmasın
…
Fakat başka bir şair,
Beni bu havalar mahvetti der.
…
Havalar bir garip…
…
Bugün işçilerin, emekçilerin günü.
Lakin, gözümüz kulağımız İstanbul’da, Taksim’de.
…
Onlar Taksim’e çıkabilecekler mi?
Bugün iki Taksim bir arada.
Taksim’den Taksim’e.
Dayanışmada…
…
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum…
İstanbul’da Taksim…
Lefkoşa’da Taksim…
…
1974’ten sonra ne zaman kutlanmıştı 1 Mayıs?
1976’da Dev-İş öncülüğünde, evet.
1975’te DGD’li gençler Lefkoşa’da Atatürk anıtına çelenk bırakmışlardı.
Gizlice.
Yoldan gelip geçenler görsünler diye.
“Yaşasın 1 Mayıs.”
Çelenk konması yüzünden değil, çelenkteki karanfiller nedeni ile karakola çağrılmıştı gençler!
Meğer, karanfiller bazı evlerin bahçelerinden alınmış!
Ne yapabilirdi ki garipler?
Çiçekçi vardı da çiçekçiye mi gitmemişlerdi?
…
Bugün iki Taksim bir arada.
İstanbul’da, Lefkoşa’da.
Bizimkiler büyük ihtimal selametle Taksimde.
Ya onlar?
…
Onları bu havalar mahvetti!
Önce çok yıldızlılardan çektiler.
Sonra badem bıyıklılardan.
Toptan tüfekten, prangalardan, kör deliklerden, işkencelerden ve dinden imandan!
Onları bu havalar mahvetti!
…
Doğrudur.
Bazen her şey kifayetsiz kalır.
Kelimeler bile.
Lakin, o şarkıdaki gibi:
Yayılmışız dünyanın dört bir yanına
Bedenimiz orda burada dolanır ama
Şimdi İstanbul’da olmak vardı anasını satayım
Sırtımızda cop izi…
































