Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İki Güzel Park Müjdesi…

Ne güzel haberler… İki gün üst üste iki park açıklaması.

Biri hükümetten, diğeri Meclis Başkanı’ndan.

Öncelikle her iki alan da peşkeşten kurtarıldığı için sevindim.

Ya hükümet elindeki araziyi iskana açsaydı, ya birilerine otel, motel yapsın diye verseydi…

Ya askeri bölge iskana açılsa, aynı akıbete uğrasaydı…

En azından kurtuldular…

Sibel Siber’in askeri bölge içindeki alanı alma serüvenini yakından biliyordum. Kendisi açıklamadan da yazmak olmazdı. Lefkoşa’ya kazandırılan çok önemli bir değer. Bir akciğer… Siber’in siyasi hayatındaki  en önemli başarılarından biri de bu olacak bence…

Hükümet de madem uzun süredir bu fikre sahipti, keşke daha önce harekete geçebilseydi. Seçim arifesini beklemeseydi. Onların hanesine de artı olarak yansırdı diye düşünürüm. Şimdi seçim vaadi olarak sırıtıyor…

Medeniyetin göstergesi, kentlerin sahip oldukları yeşil alan miktarıyla ölçülüyor.

Ne yazık ki, biz bundan nasibimizi almış değiliz. Belediyelerin yaptığı nice park var, bakımsız, yeşilsiz…

Aslında parkları yapmak dert değil, bakımını yapabilmek, geliştirmek önemli…

Şimdi bu iki park haberiyle biraz heyecanlanıp, bir şey daha istesek… Mesela bu mevsim, kent içindeki hali arazilere ağaç diksek… nasıl olur…

Buradan Belediye Başkanlarına seslenelim.

Orman Dairesi kendi planı programı çerçevesinde dağlarda ağaçlandırma yapıyor.

Ama kentler de buna muhtaç.

Belediyeler, Orman Dairesi’nden yardım alarak, kendi fidanlıklarını ve imkanlarını da kullanarak, kentlerin içinde birer mezbelelik olan sözde yeşil alan olarak ayrılmış alanları ağaçlandırsalar, güzel olmaz mı..?

_______________________________________________________________________________

HEPSİNİ İPTAL ETSEN NE OLACAK…

Göstere göstere istihdam yapamayınca, gözden ırak yerlere yapmayı seçmişler.

Dün Havadis’te okuduk, olmayan Mersin Turizm ofisine iki kişi birden atanıyor.

Dışişleri Bakanlığı da bu kişilere kendi konsolosluğunda görev yapma izni vermemiş. Buna rağmen…

Bu işin öncesi de var. Apar topar vatandaş yapıp, devlete istihdam ettiklerini de yolladılar, eş dost ahbapları da.

Sonra da biz bu zihniyetten kamu reformu bekledik ha…

Şöyle bir baktığımda, ne zengin bir devletiz diye düşünüyorum. İstanbul’da iki kişi, Almanya’da iki kişi, İngiltere’de 2 kişi. Antalya’da 2 kişi… Şimdi bir de olmayan ofise, hem de 2 kişi…

Üstelik ne işe yaradıkları ya da yarayacakları da meçhul.

Mesela Antalya…

Orada hep birileri bu iş için atanmıştır. Şimdi yenile iki tane turizm görevlisi daha atadılar.

Ne için?

Tek bir tur operatörünü ikna edip, Antalya’ya gelen milyonlarca turistten bir tek grubun iki günlüğüne olsun KKTC’ye getirmesini mi sağladınız..?

Oradan buraya turist akışı mı gerçekleştirdiniz..?

Türkiyeli turist Kıbrıs’a gelecekse zaten gelir, bunun için gerekli reklamı da, işlemleri de turizm şirketleri ya da oteller yapar. Dünya kadar maaşla adam göndermeye ne gerek var? Sorun çıkarsa halledecek olan da yine Dışişlerinin konsoloslukları değil mi?

Çivisi çıktı artık…

Seçim sonrası yeni bir hükümet kurulursa, ilk görevi bu harcamalara ‘dur’ demek, bu kıyaklara son vermek olmalı…

_______________________________________________________________________________

YERİN KULAĞI VAR

UMUDU KESME HALKINDAN:

Target’in anketi, vatandaşın yüzde 76’sının başkanlık rejimine karşı olduğunu ortaya koydu. Neden sizce? E, nasıl olsun, siyasete olan güvenin yerlerde süründüğü bir yerde, sınırsız yetkiye sahip bir başkanlığı kim ister? Hem yürütmenin başı olacak, hem cumhurbaşkanı. Tek yetkili… Partili cumhurbaşkanına karşı olan kesim de yüzde 62 çıkmış. Sistem bizde resmen geçerli olmasa da, uygulamanın farkı yok. Cumhurbaşkanları partilerin adayı olarak geldikleri için, bir anlamda partili cumhurbaşkanı gibidirler. Buna dair de kötü tecrübelerimiz yok mu? Güzel güzel, bu tepkiyi bir yere not edeceğim ve umudumu kesmeyeceğim halkımdan…

UBP TABANI SINAV VERECEK:

Turgay Avcı, ihanet ettiği partisinin tabanından yine oy istiyor. “UBP tabanı o kadar güçlü ve sağduyulu bir tabandır ki, kendi kararını Hazreti Ali’nin adaleti hassasiyeti ile tartar ve verir” diyor. O taban acaba unutkan mıdır aynı zamanda? Yoksa kendine zarar vermekten zevk mi alır. Göreceğiz. Hem Avcı konusunda, hem de benzerleri konusunda. Şimdilerde “en köklü, en şu, bu” diye övdüğü UBP için kaçtığı günlerde söyledikleri arşivlerde duruyor. Dahası, 2010 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Mehmet Ali Talat’ı destekleme açıklaması da…

EYVAH:

Vatandaşın en büyük sorunu “trafik” olarak ortaya çıksın, siz bu taraftan otobüslere sıfır gümrük uygulaması başlatın… Gerekçesi, eskilerin yarattığı zararı önlemekmiş. Yıllarca çocuklar emniyet kemersiz, köhne otobüslerde taşınırken düşünmediler, ne tesadüftür ki, seçimin arifesinde akıllarına geldi. Eskileri piyasadan kaldıracaklarına dair bir açıklama da yok ama. 16 üniversite 2’şer tane yeni otobüs alsa, bunlara diğer taşımacıları da eklesek, trafiğe yeni bir felaket geliyor demektir. Birilerine kıyak yapacaklar diye kaosu büyütmekten de çekinmediler. Hem de büyük kıyak, maliyetin üstünden yüzde 36,5…

 2017’DE OLMADI KISMET 2018’E:

Sağlık Bakanı Faiz Sucuoğlu, görevde bulundukları sürede hazırladıkları projelerin 2018’de hayat bulacağını kaydederek, “2018 sağlıkta reform yılı olacak” dedi.2017 yılında da sağlıkta “devrim” yapacaklarını söylemişti Sayın Bakan ama aksine sağlık tel tel döküldü. Tıp mesleğinde huzur bozuldu. Dilin kemiği yok ya. Aman kalsın. Reform buysa, biz almayalım…

SOKAKLAR ONLARLA DOLDU:

Eskiden görmezden gelenler, Allahın selamını esirgeyenler bugünlerde oldukça değişmişler. Selam vermek, kendini göstermek için yırtınıyorlar. Hani diyeceğim başlarına saksı mı düşütü acaba, nedir bu değişiklik diye, ama birden aklıma geliyor. İki ay sonra ülkede seçim var ve bunların tek derdi, dün selam vermeyi zul saydığı seçmenin oyunu kapmak. Çıkın sokağa, insanların yoğun olduğu yerlerde bu tipleri görmek mümkün. Yüzlerinde sahte gülücükler, elinizi sıkmak için fırsat kolluyorlar…

BİZE UYMAZ:

GAÜ bünyesinde kurulan Habitat Araştırma Merkezi akademisyenleri, kentleşmenin getirdiği sorunları sıralamışlar ve “Acilen kentleşme ve tahribatını durdurarak ‘kentsizleştirme’ hareketini başlatmalıyız” demişler. Bilim işleri bize uymaz hocam. Hele dünyanın yaşadığı trendler hiç. Biz dünyayı elli yıl geriden izleriz. Şimdi daha kentleri vahşice öldürme dönemindeyiz. Hele bir elli yıl geçsin, bakarız…

_______________________________________________________________________________

ZİRVEDEKİLER

Başaran Düzgün: “Milliyetçilere hep saygı duydum. Ama içlerindeki çürüklere değil… Eğer kendilerini arındırmazlarsa milliyetçiliklerinden kuşku duyarım artık. ‘Ben her türlü kötülüğü yaparım, demokrasi ve hoşgörü vardır, siz de buna katlanmak zorundasınız’ dönemi bitti artık. Herkes mutlaka demokrat olmalı…”

 ________________________________________________________________________

DİPTEKİLER

Yerseniz: 5 köyde 260 kişiye kırsal kesim arsası dağıtan Başbakan Hüseyin Özgürgün, hükümetin  çalışmalarının hiçbir zaman seçime yönelik olmadığını, bir buçuk yıllık hükümet döneminde kırsal kesim arsa çalışmalarını ilk günden başlattıklarını  ve  dağıtımları sırasında baskın seçimin gündeme geldiğini kaydetmiş. Rastlantının bu kadarı da biraz fazla olmadı mı sizce de, yerseniz…