Üzerinde “Yeşil götlü mum” olan davetiyeyi aldığımda kendi kendime çok gülmüştüm.
Bu bir deyimdi ve çok uzun zaman olmuştu bu deyimi kullanmamış ve hatta duymamıştım.
Daveti yapanların çalışmalarını uzaktan da olsa izliyordum.
Ne de olsa serde birliktelik vardı.
İlk gençlik yıllarında hayatın sadece futboldan ibaret olmadığını ancak sanat ve kültürle ayakta kalabileceğimizi kavradığımız zamanların birliktelikleri.
Bir köy kulübünün köhne odasını sanat mekanına çevirmiştik.
Dünyadan, Türkiye’den ve ülkemizden romanların oluşturduğu bir kütüphane ve tiyatro sahneleme arzusunun ilk heyecanları.
Hiç unutmam bir etkinlikte okunacak şiirleri kontrol eden aklı evvel büyüklerimizden birisi Ahmet Arif’in “hasretinden prangalar eskittim, saçlarına kan gülleri takayım” dizelerini Nasrettin Hoca’ya atfen “Nasrettin’den prangalar eskittim, saçlarına sarı güller takayım” diye değiştirmeye yeltenecekti.
“Be çocuklar sarı gülleri yengeniz çok sever” diyecekti gevrek gevrek gülerek.
Esas biz ona gülmüştük ve hala gülüyoruz.
Şimdilerde hemen her köyde ve mahallede oynanan halk oyunlarının yasaklandığı, değil Ahmet Arif, Nazım Hikmet içinde milliyetçilik geçmeyen şiirlerin aforoz edildiği bir dönemin sonrasıydı ve zihinler hala tutsaktı.
İşte böylesi bir ortamda yeşertmeye çalışılıyordu sanat ve öz kültürümüz.
***
Biz üniversiteye gittik, arkadaşlar yollarına devam ettiler.
Çeşitli sanatsal-kültürel etkinlikler yaptılar yıllar içinde.
Son olarak Mesarya Sanat Derneği’ni kurdular ve gerçekten takdir edilecek işler yaptılar.
Son olarak harikulade güzel bir film ile çıktılar karşımıza.
Filmin ismi: Uyarsa Beklerik.
Senaryosunu sevgili Mehmet Erzen yazdı. Yönetmenliğini Ömer Evre yaptı.
Çok sayıda gönüllü oyuncunun yer aldığı bu filmin galasına da gidememiştik, sonraki gösterimlerine de.
Çarşamba akşamına kısmetmiş.
Lefkoşa’da tarihi Çağlayan Gazinosu’nun arka bahçesinde, hatırı sayılı bir kalabalıkla birlikte, açık havada izledik Uyarsa Beklerik filmini.
Şiddetle tavsiyemdir, ilk gösterimine mutlaka gidiniz ve izleyiniz.
Toplam bir saatlik filimden müthiş bir keyif alacaksınız.
Kıbrıs Türkünün kültürünün usta bir işçilikle işlendiğini göreceksiniz.
Filmin detaylarını anlatıp da izleyecek olanların tadını kaçırmayayım ama şunu rahatlıkla belirtebilirim;
Yeşil götlü mum ile yapılan davetin altında “kültürü yaşatmak unutmamakla mümkün olur” şeklinde bir cümle var.
Ben, tüm arkadaşları tebrik ederim.
Tam da bunu yaptılar.
Ağır bir saldırı altında olan kültürümüzü unutturmamak için aydın sorumluluğu ile ürettiler.
Bir çeşit “kültür koruyuculuğu” misyonunu yerine getirdiler.
Gerçekten yürek dolusu tebrikler…
































