Ekmeleddin İhsanoğlu değerli bir bilim adamı ve bulunduğu kuruluşun, İslam Kalkınma Örgütü’nün başında da oldukça güzel işler yapıyor. Bir Türk olarak böyle bir örgütün başında bulunması bize gurur veriyor…
İhsanoğlu’nun KKTC’ye de çeşitli vesilelerle katkılarda bulunduğu da biliniyor. KKTC tarafından taltif edilmeye değer bulunması gayet olumlu. Ancak bu taltifin usulüne uygun olarak yapılması gerekirdi. En azından ciddi bir devlet öyle yapar.
Ben, biz de kendisine “usulüne uygun” bir ödüllendirme yaptık mı diye merak edip baktım…
Devlet nişanı verilmesi konusunda bir yasamız var, Madalya ve Nişanlar Yasası…
Basına verilen haberde İhsanoğlu’na verilen nişanın “Devlet nişanı” olduğu bilgisi verildi Cumhurbaşkanlığı tarafından…
Peki nasıl bir usul gerekiyor birine devlet nişanı verebilmek için..?
24 Ekim 2000 tarihli ve 56/2000 sayılı bu Madalya ve Nişanlar Yasası’nın 5. Madde’sinde;
“Devlet Nişanı, Dışişleriyle Görevli Bakanın önerisi ve Bakanlar Kurulu’nun Kararı ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile temsil ettiği devleti arasında dostça ilişkilerin geliştirilmesini ve milletlerin birbirlerine yakınlaşmalarını sağlayan ülkelerin Devlet Başkanlarına verilir” denmekte…
Açıkçası bu konuda herhangi bir Bakanlar Kurulu kararı olup olmadığını bilmiyorum. Ama eğer yoksa zaten verilen nişan sadece bu bakımdan geçersiz…
Öte yandan, Bakanlar Kurulu kararı olsa bile “devlet nişanı” ancak devlet başkanlarına verilebiliyor. İhsanoğlu devlet başkanı değil, bir örgüt başkanı. Yasa çok açık. Devlet başkanı olmayan birine devlet nişanı verilemez… Bunun yorum kaldırır tarafı yok. O halde eğer İhsanoğlu’na verilen nişan bir “devlet nişanı” ise geçersiz. Yani resmen İhsanoğlu’na geçersiz bir nişan verip göndermişiz…
İlgili makamlar bu konuda en erken zamanda açıklama yapmak zorunda. Çünkü durum buysa, ortada affedilemez bir skandal var.
Ha, biz yanılıyorsak da bunu bilme hakkımız var. Yanlışsak, özür dilemesini de biliriz…
YERİN KULAĞI VAR
SADECE MEMURUN BAŞBAKANI:
Sevgili Hüseyin Ekmekçi de dün bu konuya temas etti. Diyor ki, “Özkan Yorgancıoğlu da kamu çalışanlarının başbakanı olacaksa, çekeceğimiz var”… Konu elerktrik zammı. Başbakan, bu zammı hayat pahalılığına yansıtacaklarını söylüyor. Eee, sorun kalkacak mı o zaman? Memur sayısı kaç, sigortalı sayısı kaç. Memurun aldığının kaçta kaçını alıyor özelde çalışan. Hiç olmazsa asgari ücrete zam yapacağız deseydi, bari hem akmazsa damlardı, hem de adil olurdu. Gerçi vereceği yüzde 1’in o zammın getireceği yıkımı karşılaması mümkün değil ya, neyse…
%1’İ NASIL HESAPLADILAR:
Akaryakıt, tüp gaz ve son olarak da elektriğe gelen zamlar çalışanın belini büktü. Ancak hükümet, elektriğe yapılan % 30’luk zammın memur maaşlarına %1 olarak yansıtılacağını açıkladı. Merak ediyorum, %30 zam nasıl olur da %1 olarak değerlendirilir anlamak mümkün değil. Bir ekonomist çıkıp açıklasa da bizler de bu formülü anlasak hiç de fena olmayacak…
BİR BİLDİĞİ VAR HERHALDE:
Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün katıldığı bir TV programında, “Hükümet maaşları nasıl ödeyecek onu açıklasın?” diyerek, bir yerlere mesaj mı vermek istedi acaba..? Maliye Bakanı “maaşlarda sıkıntı yok” derken, ana muhalefet liderinin böyle bir açıklama yapması, “Acaba hükümetin bilmediği ama, Özgürgün’ün bildiği bir şeyler mi var?” sorusunu gündeme getirdi…
NEREDE OTURACAKLAR:
Cumhuriyet Meclisi Başkanı Sibel Siber, hükümetle yapılan istişare sonucunda müşavirlerin, milletvekillerine danışmanlık hizmeti vermek üzere, Meclis’te görevlendirileceğini açıkladı. Siber, bu şekilde, hem müşavirlerin bilgi ve deneyimlerinden faydalanılacağını, hem de milletvekillerine, Meclis çalışmalarında danışmanlık hizmeti verilmiş olunacağını belirtti. İyi de, yıllardır üst düzey memur olarak hizmet veren müşavirlerin nerede oturacaklarıyla ilgili bir düzenleme de yapmıştır sanırım Sibel Hanım…
BU İŞLER LAFLA OLMAZ:
Başbakan Özkan Yorgancıoğlu, seçim döneminde ve hükümet programında halka verdikleri sözlerin arkasında olduklarını belirterek, “Biz artık bu ülkede partizanlığın, adam kayırmacılığın, ‘ben yaptım olur’ mantığının bitirilmesi gerektiğini düşünüyoruz” dedi. Aslında Sayın Başbakan da, bu işlerin lafla olmadığını çok iyi biliyor. Bunun için cesur ve somut adımlar atmak gerek. Ülkenin en temel sorunu olan partizanlık ve adamcılığı kaldırın ki, tarihe geçesiniz…
VERGİ ŞEFFAFLIĞI MI, O DA NE:
AB’ye üye ülkeler arasında sadece Lüksemburg ve Güney Kıbrıs, uluslararası vergi şeffaflığı standardını uygulamıyormuş. Lüksemburg’u bilmem ama, Güney Kıbrıs’ın, zenginleşmesini sağlayan kara paraydı. Dolayısıyla vergi şeffaflığı işlerine gelmezdi. Ancak o paraların büyük bir kısmı da yakın zamanda Yunan bankalarında battı… Bir de bize bakalım, dünyadan kopuk olduğumuzdan, kimse bizden ne vergi topladığımızı sormuyor. Biz de sadece yüzde 48’ini toplayıp, başarı sayıyoruz. “Maaşımın yüzde 60’ına razıyım” cakası satanlar bunun hesabını neden sormazlar ki..?
DEVRİYE ŞART:
Karaoğlanoğlu bölgesinde üç ayda üç ölümlü kaza, ikisi motor sürücüsü. Yol eski, ortada refüj yok ve hepsinden önemlisi, insanlarımız kurallara uymuyor. Çok yazdık, bir daha deneyelim, tüm dünyada yollarda gezici devriyeler var. Bu devriyeler, umursamaz, dikkatsiz sürücülerin bir nebze olsun aklını başına getiriyor herhalde ki, uygulanıyor. Madem ki insanlar hizaya gelmiyor, getirmenin bir yolu olmalı. Giden gençlere yazık.
ZİRVEDEKİLER
Can Yeğinsu: Biz hep bu ülkede adaletin olmadığından, yavaş işlediğinden şikayet eder dururuz. Ancak, Kıbrıslı genç hukukçu Can Yeğinsu, İngiltere’de yayınlanan “Legal Week Magazine” tarafından, yılın en iyi hukukçusu seçilmiş. Can’ın başarılarının kalıcı olması dileğiyle…
DİPTEKİLER
Trafik: Ne yapsak, ne söylesek trafik kazalarının önünü bir türlü alamıyoruz. Kameralar, astronomik para cezaları, ne yapsak olmuyor. Adına ister denetimsizlik, ister dikkatsizlik deyin. Sonuçta ölenler bizim insanlarımız. Sadece bu yıl, trafik kazasında yaşamını yitirdiklerimizin sayısı 43…

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis arasındaki görüşme dün ara bölgedeki Chateau Status’te gerçekleştirildi
































