Türkiye AB Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun “Kıbrıs konusu iç siyasette heba edilmesin” sözlerinin doğruluğunu herkes kabul ederken, Cumhurbaşkanı’nın “UBP’nin istediği prensiplerle çözüm olacak” sözü tartışmaları hiç de istenmeyen yönde kışkırttı.
Aslına bakarsanız, madem ki Cumhurbaşkanları bir partinin adayı olarak çıkıyor ve halk oyu ile seçiliyor, o kişinin partisinin ideolojisinden bağımsız hareket etmesi de çok fazla beklenemez.
Yılların Eroğlu’sunun sağ tabanın nabzına göre şerbet vermesi de beklenen bir durum. Nasıl ki, Talat dönemi sürdürülen müzakere süreci UBP tarafından yerden yere vurulduysa, şimdi de CTP Eroğlu’nun tutumunu yerden yere vuruyor…
Yalnız bizler burada taraflardan çıkan açıklamalarda boğulurken, Saray’da yapılan bilgilendirmelerden bir şikayet gelmediği de bir gerçek.
Belli dönemlerde tüm partiler Cumhurbaşkanı ve onun temsilcileri tarafından sürecin geldiği aşama konusunda bilgilendirilmekteler. Hatta o toplantılardan sonra aynı görüşleri paylaştıklarını da inkar etmiyorlar. Kutlay Erk’ın dün yaptığı “Masada yanlış lider oturuyor” açıklamasını buraya koymak lazım.
Demek istediğim, Kıbrıs konusu tam da kelimenin anlamıyla, iç politika malzemesi yapılıyor. Sadece CTP tarafından değil, bizzat Cumhurbaşkanı tarafından da.
Yani düşünün, Kıbrıs konusunda bir karış toprak verilmez açıklamaları yapan örgütler Cumhurbaşkanı’nı ziyaret ettiklerinde oradan mutlu mu ayrılıyorlar, mutsuz mu? Açıklamalarına bakarsanız, “Cumhurbaşkanı’na desteğimiz tam” diyorlar. Demek ki Cumhurbaşkanı onları rahatsız edecek bir şey olmadığı güvencesi veriyor. Herhalde onlara daha önceki yakınlaşma kağıtlarından, o kağıtların içindeki haritalardan, şimdi de o yakınlaşma kağıtlarının kabul edilmesi için ısrar ettiğinden söz etmiyor…
Kamuoyuna söylenenlerin bence bir önemi yok. Kabul edelim ki, Kıbrıs konusu tek başımıza karar verdiğimiz bir konu değil. Bizimle birlikte Türkiye de olayın içinde. Ortada iki devletin ortak çıkarlarını koruyacak bir mutabakat ve belirlenen bir ortak politika var. Cumhurbaşkanı kim olursa olsun, o mutabakata uygun hareket etmekte. Bir şekilde su yolunu buluyor.
Yalnız herkesin üzerinde düşünmesi gereken konu, bu kez referandum öncesi BM’nin boşlukları doldurup, halklara bir plan sunması olayı yok. Önce iki lider imzalayacak, sonra referanduma gidecek.
Bence hesaplar bunun üzerine yapılmalı…
YERİN KULAĞI VAR
SERDAR DENKTAŞ SERT ÇIKTI:
Güzelyurt bölgesinde 200 kişinin DP’den istifa olayı karşısında Genel Başkan Serdar Denktaş, bunların bir kısmının kişisel sorunları nedeniyle kandırıldıklarını, bunlarla yine görüşeceğini, ancak işin başını çeken “çıkarcıların” partiyle ilişkisi kalmadığını açıkladı. Denktaş, iç politika dinamiklerinin nasıl işlediğini iyi bildiğinden bu çıkışı yaptı. Şimdi bakalım bu 200 kişiden geriye kaç tanesi kalacak.
DENKTAŞ PARTİSİNİ TUTABİLECEK Mİ:
Bengü Şonya, yazdığı zehir zemberek köşe yazısında, Serdar Denktaş’ın yaptığı gizli anlaşmalarla DP’nin gerçek tabanını pazarladıkları iddiasında bulundu. Yazının devamında, Denktaş’ın bir UBP-DP birleşmesinde Başbakanlık sözü aldığı, ancak DP’nin tabanından gelen tepkilerle bu hayalin suya düştüğü iddiası da yeralıyor. Çeşitli bölgelerde meydana gelen kargaşa da ortada olduğuna göre, Serdar Denktaş’ın tabanına bazı gerçekleri anlatması gerekiyor. Seçime şunun şurasında 2 ay kaldığına göre, partisini bir arada tutmak için bunu yapmak zorunda. Yoksa, UG’lilerle bir yerlere giderken, evdeki bulgurdan da mı olacak.
BENLİ RAHAT:
Gönyeli Belediye Başkanı Ahmet Benli, yaklaşan yerel seçimlerle ilgili olarak oldukça rahat görünüyor. Yapılan kamuoyu yoklamalarında farklı bir şekilde önde olduğu bir yana, Benli’nin bu seçimlerdeki en önemli kozu, Gönyeli’ye yaptıkları. Seçmenin, bir köyün nasıl kente dönüştüğünü gördüğünü, takdirini yapılanlardan yana kullanacağına ve yeni maceralar aramayacağına inanıyor. Yine de rakip Amcaoğlu’nun geçen dönem aldığı oylara bakıldığında, seçimlerin hayli zorlu geçeceğini söyleyebiliriz…
NE DEMEK İSTEDİ:
Tarım ve Enerji Bakanı Önder Sennaroğlu, “Değerli işadamlarımızın da kablo ile elektrik getirilmesi konusunda isimlerinin olması çok önemlidir bizim için. Biz de elimizden gelen ne varsa desteklerimizi sürdüreceğiz” derken, Kıb-Tek’in özelleştirilme ya da özerkleştirilme ihalesinin kapıda olduğunu mu söylemek istiyor acaba…
DAHA ÖNCE NİYE YAPMADI:
Geçtiğimiz günlerde LTB’nin yaptığı tahliller sonucu kullanıma uygun olmadığı belirtilen iki su şirketinden birisinde yapılan yeni tahliller, şirketin aldığı gerekli önlemler sonunda temiz çıkmış. İyi de, bu önlemler en baştan alınsa ve bu kadar kötü bir reklama sebebiyet verilmese olmaz mı? Önlem almak için, ille birilerinin uyarması mı lazım…
MARAŞ VE HAVAALANI ANAHTAR: Cyprus Mail’in pazar sayısında Maraş konusuna geniş bir şekilde yer verildi. Rum mal sahiplerinin nasıl örgütleneceği, yenilenmenin nasıl yapılacağının ciddi ciddi tartışıldığı anlaşılıyor. Diğer taraftan uluslararası havaalanı için de bir proje yapılıyor. Ancak bunların bir anlaşma sonrası hayata geçeceğinin de bilincindeler. Yapılan yorumlarda, her iki konunun da Rum tarafını evet noktasına getirme amaçlı olduğu vurgulanıyor…
ZİRVEDEKİLER
Trafikte Yeni Uygulama: Görevde olmayan polislerin de trafik konusunda bildirim yapmasına olanak sağlayan uygulama olumlu. Ancak ben bugüne kadar, bunun zaten böyle olduğunu düşünürdüm. Yani göz göre göre bir aşırı sürat, ya da hatalı bir sürüş gördüklerinde bildirmiyorlar mıydı? Her neyse, demek ki büyük bir eksiklik giderilmiş.
DİPTEKİLER
Başsız Turizm: Otelciler Birliği’nin açıklaması dehşet verici. Turizm Bakanlığı’nda atanmamış müdürler ve müsteşar görev yapmakta. Bire bir görüştüğümüz sektör yetkilileri de karşılarında muhatap bulamamaktan, ilgilerden randevu alamamaktan, işlerin yürümediğinden şikayetçiler. Yani bu yıl patlayacağı iddia edilen turizm, DP’nin iç politik kavgalarına kurban edilmiş durumda.
































