“I shot the sheriff…”
Ve daha nice parçaları ile bilinir.
Raggae müziğinin öncüsü…
…
Bir gün futbol oynarken ayağındaki başparmağında bir yara belirir.
O yara, deri kanseri olduğuna dair bir ipucuydu.
Parmağı kesilse kurtulacak mıydı?
O bunu istemedi.
Rastafarianizm dinine inandığından, buna göre ölü vücudu tek parça olarak gömülmeliydi.
Neticede kanser onu 36 yaşında dünyadan aldı.
Geriye tüm dünyanın dilinde dolaşan şarkıları kaldı…
…
No Woman No Cry…
…
Esrar kullanıyor ve bitki türü esrarın serbest kalması için mücadele veriyordu.
Afrikalıların yararına insani konserler düzenliyordu.
Barış adamıydı…
…
Birleşmiş Milletler’den “Barış madalyası” aldı.
Ülkesinin en büyük ödülüne layık görüldü ama öldüğü için bunu göremedi…
…
Şimdi adı esrar ürünlerine veriliyor.
“Marley Natural.”
…
“Marley Natural” dünyanın ilk küresel esrar ve esrar ürünleri markası olacak.
Ailesi de bu girişimi bir onur olarak kabul etti…
…
Bu doğanın yeşil otu sadece dumanı ile değil, losyon ve kremleri ile de tütecek…
…
Esrarın çeşitli yasal düzenlemeler çerçevesinde serbest olduğu ülkeler şöyle:
Amerika (Whashington, Colorado eyaletleri), Arjantin, Avustralya, Belçika, Çek Cumhuriyeti, Ekvator, Estonya, Fransa, Hindistan, Hırvatistan, Hollanda, İran (ülke içinde satışı serbest), İspanya, Kamboçya, Kolombiya, Kosta Rika, Pakistan, Kuzey Kore, Uruguay, İngiltere.
…
Ünlü şarkısı I shot the sheriff’in bir bölümüne bakalım:
Şerif John Brown her zaman benden nefret ederdi
Ne için bilmiyorum :
Her zaman bitki tohumu ekerdim,
O ise yetişmeden öldüreceğini söylerdi
Hepsini.
Ve böylece:
Haberlerde okudum:
(Şerifi vurduğumu) Ah, Tanrım!
(Yemin ederim sadece kendimi savunuyordum.)
Peki Şerifi vurduğumu itiraf ettiğimde,
Yardımcısı neredeydi?
(Yemin ederim sadece kendimi savunuyordum.)
…
Geçenlerde gerçek bir olay anlatıldı.
Aramızdan bir genç, başı belaya girmesin diye adayı terk etmiş.
Bu yaprak yüzünden.
Ailesi perişan.
Annesi gözyaşları içinde…
…
No woman no cry…
































