Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Röportaj

“I love you darling (seni seviyorum aşkım) derik barışırık”

Dünürcülük süreci epeyi sıkıntılı olmuş. Daha önceden programa katılan ve kısa zaman önce hakkın rahmetine kavuşan Lefkeli Zehra Dincer nenemizle yaptığımız belgesel niteliği taşıyan yazımızı bir kez daha siz değerli okuyucularımızla paylaşmak istedim.
Ali Atamer: Eskiden Lefke’yi Kıbrıs’ın en büyük ve en güzel kasabalarından biri olarak nitelendirirlerdi.

Z.D: 1934 Lefke’de doğdum. Eskiden daha güzel bir kasabaydı Lefke. Şimdi köy oldu. Her 15 de ödemeler yapılırdı. Panayır gibi marketler gurulurdu. Ben küçük yaşta terzi oldum.
N.D: 1929’da doğdum. Ben kunturacıydım. Kalfa çıktım iş bulamadım. 17 yaşında madene yazıldım. Maden müdürü yaşımın küçük olmasından dolayı “seni napacam” dedi. Ama gene da başladım orda. Babam rahmetlik kasapçılık yapardı. Madenden gaçar giderdik sinemaya. Hem güzel film görelim hem da güzel kızlara bakalım diye. Ama bir hafta locada otururken maden müdürüne yakalandık. Şaflar açıldığında gördü bizi müdür ve 1 hafta ceza kesildi bize. Bandabulyamız vardı. Hurması cevizi macunları meşhurdu. Hayat daha güzeldi. 1950’lerde Lefke moderndi.
Z.D: Futbol seyretmeye giderdik.
N.D: Lefke, Çetinkaya’dan sonra en güçlü takımdı. Oyuncularımız hep Türk’tü. Lig garışığıdı. Rumlarla da oynardık. Kavgalar çıkardı ama sebebi siyasiydi bunların.


Ali Atamer: Tanışıp-görüşme faslı sinemalarda mı yoksa futbol maçlarında mı oldu?

N.D: Ben teyzenizi hep takip ederdim. Ama babası olan Genç Osman’ın korkusu bütün köyde olduğu gibi bende de vardı. Ondan dolayı yanına yanaşamazdık Zehra hanımın yanına.
Ali Atamer: Genç Osman bu kadar otoriter olmasaydı belki de daha erken Zehra hanımla yakınlaşacaktınız?

N.D: Doğrudur. Arkadaşlar hep söylerdi madende çalışana kız vermezler diye. 2-3 ay sürdü bu iş. Bu sürede halamı gönderdim istesinler Zehra’yı o gitti başka zengin birini istesin. Baktım artık olacak gibi değil en sonunda gittim dedim Genç Osman’a “bu gızı sen bana veriyor mun yoksa ne den”.Genç Osman da dedi bana “git başımdan başımın belası” ve gittik istedik. Ama 3 soru sorduydu bana Genç Osman. İçki içer min? Huvardalığın var mı ve gumar oynar mın? Ben da kendime göre cevap verdim. “Hade alda git gızı” dedi.
Z.D: Ben çekinirdim konuşmazdım. Ama kulağıma geldiydi beni ister diye. 17 yaşındaydım o zamanlar. Ben daha fazla makyaj yapmayı ve gezmeyi severdim. Öyle evlenme pek aklımda yoktu.
Ali Atamer: Nikahlılık dönemleri çiftlerin birbirini tanımaları için güzel bir evredir aslında.

N.D: Arada ben küserdim. Dedikodular vardı. Anneme giderdim o a derdi bana git nikahlına.
Z.D: Ben da gücenirdim. Çünkü birbirimizi eyi tanımazdık. Ama kin tutmazdık. Bisikletinin zilini çalardı anlardım ki barıştık. Ondan sonra goluna girerdim gezerdik her yeri.
N.D: Gaynatam Genç Osman artık madem böyle küsersiniz “bugünden sonra bu evde galacan” dedi.


Ali Atamer: Düğünde birtakım istenmedik olaylar yaşamışsınız.

N.D: Düğünümüzü tam usullerine göre yapamadık. Çünkü bizi çekemeyenler vardı. Hatta kına gecesinden sonra gelin eve geleceğinde beni dövmek isteyenler vardı. Hatta o arkadaşlar Yenidünya ağacının üstüne çıktılar ve bir açığımı beklerlerdi eve gelirkan salsınlar üstüme. Rahmetli gaynatam Genç Osman durumu önceden fark etti ve gızdı gendilerine da gaçtılardı.
Ali Atamer: Düğünde hatırladıklarınızı paylaşır mısınız?

N.D: Kına gecesiynan başlardı düğün. Kemaneciler, çalgıcılar geldiydi. Yemek faslı oldu. İçkisiz yedik içtik.
Z.D: Hususi gadınlar vardı öderdin gendilerini da arardı düğüne gelecek olan misafirleri. Nikahta yeşil, düğünde beyaz ve ikinci gün da siyah gelinlik geydim. Çalgıcılar Memedalilerdi. Kına gecesinde sabahladıydık. Kemaneciler kördü.
N.D: Rumlarda bile kemanecinin gözleri görmezdi. Badadez kebapları, mulihiyalar yaptık. Rahmetli Cemaliye Hanım gelin etti beni. Güveyiyi da Nihat isminde bir berber tıraş ettiydi.
Ali Atamer: Londra yolculuğunuz nasıl başladı?

N.D: Gaynım Tevfik bize davetiye gönderdi İngiltere’ye gidelim diye.
Z.D: Biletimizi kestik 56’da gittik. Gemiynan gittik İskele limanından. Ama giderken insanın içine bir hüzün düşerdi.
N.D: Gaynımız orda olduğu için orda hiç zorluk çekmedik. Aldık elimize bir kürek kamyonları doldurmaya öyle öyle başladık. Ondan sonra boya işine başladık.
Z.D: Lastik fabrikasında işledim. Terzilik yaptım. Ferguson Televizyon fabrikasından çalıştım. Ama her 5 senede bir gelirdik Kıbrıs’a.
Ali Atamer: 58 yıllık evliliğin sırrı nedir?

N.D: Sevgililer gününü bile kutlarık.
Z.D: Nestersam alır bana. Ben da ona alırım. Hiç boşlamam gendini. Hiç da kıskanmadım. Ama bu 58 yıl ne gadar çabuk geçti. Çalışmaynan didinmeynan.
N.D: Eğer nenenizi sezersam şu kızacak bana enerim bahçeye.
Z.D: Dedeniz erken gücenir küser.
N.D: I love you darling derik barışırık.
Z.D: Geldiğiniz için teşekkürler. Londralara haber vereyim da seyretsinler bizi.

Ali Atamer: Bizlere güzel bir gün yaşattığınız için sizlerin mübarek ellerinizden öper nice yıllara dileriz.