Kaç gündür yeni hükümet ve onun programıyla yatıp kalkıyoruz. İster aceleye gelmiş olsun, isterse, asıl hedeflerini açığa vermemek adına olsun, üstü örtülü bir hükümet programı gördük. Ne yapacaklarına ise, sadece icraata başladıklarında karar vereceğiz…
Aslında, eğer niyet gerçekten iyiyse, ülkenin geri kalmışlığına en azından küçük bir dokunuş yapmaksa, Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok.
Geçtiğimiz gün arşivlerde gezinirken, KKTC’deki çeşitli üniversitelerden, değerli hocaların birlikte hazılradıkları, 2015 tarihli İstikrarlı ve Sürdürülebilir Ekonomik Büyüme Sektör Temelli Analiz ve Politika Önerileri” isimli çalışmaya rastladım. Çalışma, Özkan Yorgancıoğlu döneminde Başbakanlık tarafından yaptırılmış. O nedenle halihazırda hükümet ortağı olan Serdar Denktaş’a yabancı değil. Kendisi de dönemin Başbakan Yardımcısıydı.
Çalışmada; yüksek öğretim, ticaret, tarım, turizm, inşaat ve sanayi ile ilgili derinlemesine araştırma yapılmış, veriler toplanmış, daha sonra Ekonomik Koordinasyon Kurulu, ardından da Reel Sektör Danışma Kurulu’na sunulmuş. Yani devletin bir türlü sahip olamadığı envanter de hazır, uzmanların, bilim adamlarının ortaya koyduğu vizyon ve öneriler de…
Hatta Yorgancıoğlu, görevi Ömer Kalyoncu’ya devrederken, bu çalışmanın, bundan sonraki işbirliği protokollerine de temel oluşturacağını söylemiş. CTP-UBP döneminde DPÖ, 2016-2018 Orta Vadeli Program’ında ve şu günlerde tartışılan Ekonomik Protokol’un hazırlanmasında bu verilerden ve önerilerden yararlanılıp yararlanılmadığını bilmiyoruz. Ama, en azından bu vizyonda bahsedilenlerden uygulamaya geçen pek bir şey olmadığını biliyoruz.
Öncelikle, KKTC’nin, kişi başı gelirde yaklaşık olarak 15.000 ABD dolarına yakın bir seviyede olmasına rağmen, kapasitesinin çok üstünde ekonomik dalgalanmalara maruz kaldığı, dış pazarlara ulaşamadığı, üretim ve çalışma hayatındaki sorunlar, finansman sorunları, kamunun gereksiz büyüklüğü ve bu nedenle yatırıma bütçe ayrılamaması nedeniyle, rekabet edebilir bir yapıya kavuşmamadığı tespiti yapılıyor. Nedenler belli, Ticaret Odası’nın Rekabet Edebilirlik Raporu’nda da aynı tespitler var, TC Yardım Heyeti’nin yıllık Raporlarında da… Ancak çalışmada bu tespitler, verilerle de destekleniyor, yani tam bir envanter…
Ardından, her sektör için öneriler geliyor ve her biri için “yapısal politikalar geliştirme ihtiyacı” ortaya konuyor. İşte sürdürülebilir ekonomik sistem için gereken o politikalar da bu önerilerin içinde var.
Öncü sektörler Yükseköğrenim, turizm ve inşaat-konut olarak belirlenmiş. Sanayi ve tarım ise, tamamlayıcı sektörler. Oysa uygulamada, öncelik sıralaması böyle değil.
Örneğin yüksek öğrenimde, kalitenin düştüğü, sayıyı arttırmak adına ilan edilen miktarın altında harç alındığı, kalitenin arttırılmasının şart olduğu vurgulanıyor.
Turizmde, tanıtım, standard sorunları, yarım kalmış oteller nedeniyle kapasitenin tam olarak kullanılamadığı belirtiliyor ve bir strateji çerçevesinde ‘ucuz turist’ konseptinden “markalaşmış alternatif turizm” konseptine geçilmesi öneriliyor.
Ticarette Güney’e kayan tüketimi tersine çevirecek öneriler var. Ayrıca, ihraç ürünlerinin girdilerine özel vergiler uygulanması gerektiği vurgulanıyor.
Küresel ticarete entegre olmuş olsak, tarımın öncü sektör olabileceği, ancak şimdiki durumda sorunlu bir sektör olduğu belirtilen çalışmada, yanlış destek politikalarına vurgu yapılıyor, büyükbaş süt üretminin kontrolsuz büyüdüğü, narenciyenin kar getirmekten uzaklaştığı, sektörün katma değer yaratmaktan uzak olduğu, müdahale eden kamu kurumlarının ise özel işletme mantığına geçmesi gerektiği kaydediliyor…
İnşaatta bürokrasiyi aşma, yabancı yatırımcılarla konsorsiyumlar kurulmasının teşvik etme ve ciddi bir denetim mekanizmasının kurulması öneriliyor. Malum bu hükümetin bir inşaat sektörü planı yok.
Bakın sadece bu bir kaç cümlenin içinde bile, gelmiş geçmiş tüm hükümetlerin yaşadığı ve bir türlü ortadan kaldıramadığı sorunlar var. Çalışmanın öneriler bölümü tümüyle bilimsel verilere dayalı. Mükemmel bir vizyon, bir strateji, politikalar bütünü ortaya konmuş.
Dediğim gibi gerçekten iş yapmak isteyen bir hükümet, şu anda hiç gecikmeden, bürokratlarını bu önerileri hayata geçirmeye yönlendirse, yüzlerce öneriden sadece bir kaçını bile hayata geçirebilse, başarılı olur. Yeter ki, geçmiş alışkanlıklardan kurtulma niyetleri olsun ve bir kaşık suda boğulmasınlar…
YERİN KULAĞI VAR
YAŞASIN HÜKÜMET:UBP-DP hükümeti daha güvenoyu almadan maaşları yatırmış bile. Osmanlı’da padişah tahta çıktığı zaman cülus bahşişi dağıtırdı ya, bizim yeni hükümet de tıpkı onun gibi. Bu ülkede hükümetlerin başarısı, maaşların gününde ve eksiksiz olarak ödenmesiyle ölçülüyorsa, UBP-DP koalisyon hükümeti daha ilk günden bir aferini haketti sanırım. Maaşlar yattığına göre, gerisi fasa fiso. Yaşasın yeni hükümetimiz…
CERYAN TEPECEK Mİ:Dün güvenoyu alan UBP-DP hükümetinin elektiriği özelleştirme planını protesto eden sendikalar, Meclis oturumunda “dikkat edin ceryan teper” yazılı pankart açtılar. Hatırlanacağı üzere yeni hükümet Kıb-Tek’le ilgili olarak üretim, iletim ve dağıtımın ayrılacağı açıklamıştı. CTP-UBP hükümetini götüren Kıb-Tek, bakalım bu hükümeti de “tepecek mi?”…
DEĞMEZMİŞ:Meclis’teki dünkü güven oylamasına katılmayan TDP milletvekili Zeki Çeler, katılmama nedeni olarak ilginç bir savunma yaptı. Çeler, “kendilerinin bile inanmadıkları hükümetçiliğe şahit olup “RED” demeye, nefesimi bile tüketmeye değmediğini düşündüm” değerlendirmesinde bulundu. Zabıtlara geçmesi için bile olsa, keşke gelseydi…
İMZASINA SAHİP ÇIKSIN: Templos Koruma İnisiyatifinin, Zeytinlik’te yurt yapımını engellemek için başlattıkları eyleme Milli Eğitim Bakanı Berova da, imzalı destek vermiş. Bildiğim kadarıyle yurt iznini veren de kendi bakanlığı. Bu durumda, Zeytinlik’e yurt yapılmasına izin vermeyecek demek ki. İnşallah hatırlı birileri araya girip de bakanın attığı imzadan dönmesini sağlamaz…
Emine Dizdarlı
HADE BAKALIM: 10 kişi ve üzeri çalışanın olduğu işyerlerinde sendikasız çalıştırılmanın yasaklanması amacıyla hazırlanan İş (Değişiklik) Yasa Önerisi, ivedilik istemiyle Meclis Başkanlığı’na sunuldu. Görelim bakalım bu konuda mangalda kül bırakmayanalar, işçi hakkını savunanlar ve en önemlisi de hükümet ne yapacak. Ülkemizde iş kazaları sonucu ölenlerin artış gösterdiği bu günlerde, bu yasa önerisiyle ilgili kim ne diyecek. Sizin anlayacağınız ak koyun, kara koyun belli olacak…
BU KEZ GÖNYELİ BELEDİYESİ: Ulaştırma Bakanlığıyla ilgili yayınladığı rapor ile gündeme gelen Ombudsman Emine Dizdarlı’nın hedefinde bu kez de Gönyeli Belediyesi var. Ombudsman raporunda,Gönyeli Belediyesi’nin uygulamalarında yasal mevzuata aykırı ve keyfi kararlar olduğu belirtiliyor. Başkan Benli’nin rapora nasıl bir tepki vereceğini önümüzdeki günler de göreceğiz…
[quote font=”helvetica” font_size=”14″ align=”justified” bgcolor=”#e3f3ff” color=”#000000″ bcolor=”#0065ad” arrow=”yes”]DİPTEKİLER: İki Ayda Çıkmayan Otopsi Raporu: Yasa dışı kürtaj olayı ile ilgili kanıtların otopsi için Türkiye’ye gönderiliş tarihi yanılmıyorsam, 29 Şubat’tı. İki aya yakın bir sürede bu sonuçların çıkmaması, hukuk sürecini olumsuz bir şekilde etkiliyor. Avukatlar konuşuyor, birilerini suçluyor, Başsavcılık istinafa gidiyor… Adaletin yerini bulması da geciktikçe gecikiyor. Başsavcılık raporu getiremiyorsa, devlet araya girip, gereğini yapmalı. Devam eden dava süreci zarar görüyor. Oysa sadece bu bile yasaya aykırı bir durum…[/quote]