Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Hükümetin işi kolay değil…

Uzun yaz tatilinin ardından önce okullar, şimdi de Meclis açılıyor. Vekillerimiz dinlenmiş, biraz da bronzlaşmış, yeni döneme hazırlar sanırım. Çünkü bu yeni yasama yılı oldukça yoğun geçecek onlar için. Yeni yasalar kadar, Meclis’te başkan ve yardımcısının da seçimi yapılacak. Meclis Başkanlığı için CTP’nin Sibel Siber’le devam etmesi beklenirken, yine de son dakika sürprizlerine açık olmakta fayda var. Esas mesele Meclis Başkan Yardımcılığı konusunda. Meclis Başkan Yardımcılığı konusunda DPUG’nin “ana muhalefet” olması hasebiyle beklentileri var. Her ne kadar sayısal olarak bu hak UBP’de olsa da, DPUG’liler “etik” olarak Meclis Başkan yardımcılığının kendilerine verilmesi konusunda oldukça ısrarcı…
Genel Başkan Serdar Denktaş, 1994 yılından beridir Meclis Başkan Yardımcılığı görevinin ana muhalefet partisi tarafından yürütüldüğü gerekçesiyle, bu görevin yeni dönemde DPUG’nin hakkı olduğunu savunurken, UBP Genel başkanı Hüseyin Özgürgün ise, “bugüne kadar bu görevi, sandıktan ikinci çıkan parti yönetti” diyerek, yeni dönem de de bu görevin UBP’de olacağını söylüyor. Ortakları CTP ise, Serdar Denktaş gibi düşünüyor. Meclis Başkan Yardımcılığı görevinin ana muhalefet partisine verilmesine sıcak bakıyor. Bu konu iki parti arasında bir hükümet krizine yol açmaz sanırım ama, yine de biraz baş ağrısı yaratabilir…
Diğer yandan, halen Meclis Başkan Yardımcılığı görevini sürdüren UBP’li Ünal Üstel’in koltuğu için, oldukça ilginç gelişmeler yaşanacak gibi görünüyor…Üstel’in Ekim ayında yapılacak kurultayda Özgürgün’e karşı genel başkan adayı olması, kurultay hesapları nedeniyle bu göreve bir başka UBP’linin getirileceği iddialarını kuvvetlendiriyor. İddiaya göre bu görev için düşünülen isim, UBP Girne milletvekili Ergün Serdaroğlu. Böylece Özgürgün, Serdaroğlu hamlesiyle, Girne’deki oy açığını kapatmak isteyecektir…
Yeni dönemde Meclis hareketli günler yaşayacak. Ama bu hareketlilik sadece başkan ve yardımcısı seçimleriyle ilgili olmayacak. CTP-UBP koalisyon hükümetinin de, takvime bağlanmış icraatlarını hayata geçirmek için hazırlayacağı yeni yasa tasarsı önerileri olacak. Kendilerine “icraat hükümeti” adını koyan iktidar, açıkladıkları program için sıkı bir çalışma sürecine girecektir. Bu tempo içerisinde, UBP kurultay hesaplarının süreçte belirleyici olacağı, hatta bazı yasalarda, engellemeler olacağı bile konuşuluyor. Amaç, hükümetin başarılı olmaması ve  Özgürgün’ün hanesine artıların yazılmaması…
Dedim ya yeni dönemde iktidar ortaklarının kendi parti içi hesaplaşmaları kadar kurulan ve takvime bağlanan hükümet icraatları da oldukça ilginç tartışmalara sahne olacak. Örneğin, koalisyon hükümetinin programında da yer alan bazı önemli icraatlar şöyle;
*Gerekli yasal düzenlemeler bir yıl içerisinde tamamlanarak polisin ve itfaiyenin sivil organlara bağlanması sağlanacaktır…
*Seçim ve Halkoylaması Yasası dokuz ay içerisinde değiştirilecek ve KKTC’nin tek seçim bölgesi olarak kabul edilmesi sağlanacaktır…
*Mahkemelerin personel ihtiyaçları bir yıl, alt yapı ihtiyaçları iki yıl içerisinde giderilmek suretiyle, çocuk mahkemeleri, iş mahkemeleri ve ticaret mahkemelerinin kurulması için gerekli ortam yaratılacaktır…
*Sayıştay ve Ombusaman yasaları bir yıl içerisinde çıkarılacak…
Sonuç olarak, yeni hükümetin işi hiç de kolay olmayacak. İddialı takvimlemeler ve ideolojik olarak birbirlerine taban taban zıt iki ortak. Yapacak çok işleri var… 
Ne diyelim, hayli hareketli bir dönem bizleri bekliyor. Hayırlısı olsun…

 

YERİN KULAĞI VAR
YUKARI TÜKÜRSEN BIYIK:

Överler kızarız, yererler yine kızarız. Cumhurbaşkanı Akıncı’nın çözüme yönelik açıklamalarının Rum tarafından olumlu yanıt görmesi, bizdeki bazı kesimleri kızdırmış. Vay efendim neymiş, Akıncı’nın bu söylemlerine Rumlardan övgü geldiğine göre, bu işin altında bir iş varmış. Bu devirde Aristo mantığı… İyi de, övseler kızıyoruz, eleştirseler yine kızıyoruz. Bu işin bir orta yolu olmalı…    

HÜKÜMET O KAYNAĞI YARATMAK ZORUNDA:
Kendi ev bütçemize, harcamalarımıza bakarak, yarı yarıya fakirleştik diyoruz. KTAMS araştırmış, sadece 2 yılda dövizin artışıyla kaybımız % 58… Bunun mal ve hizmetlere yansımasını siz hesap edin artık. Denk bütçe, kaynak sorunu falan diyerek gitmeyecek bu iş. Bıçak kemiğe dayandı. Kıbrıs’ın Kuzey’inde yaşayan ve başına gelen felaketlerde herhangi bir dahli olmayan bu  insan topluluğunun da Türkiye’nin istikrara kavuşmasını bekleyecek mecali kalmadı. Kaldı ki, istikrar gelse dahi, kayıplar geri gelmeyecek. Memur için değil, ekonominin geneli için o kaynak yaratılmak zorunda…

DEĞER Mİ:
UBP milletvekili ve Genel Başkan adayı Zorlu Töre’nin katıldığı bir Tv programındaki sözleri oldukça manidar. Ne diyor Töre; “Garantiler konusunda büyük bir kumpas var. Sayın Talat,Sayın Akıncı ve Sayın Çolak da bu kumpasın içerisindedir…Sayın Cumhurbaşkanı’nın Meclis'teki bilgilendirme toplantısı net değildi. Açıklamalar yetersizdi, belli ki gizlediği birşeyler var..Bu devleti devlete inanmayanlar yönetmeye çalışıyor esas sorun budur”…. Üç-beş oy için değer mi..?

250 DEĞİL, 145 BİN:
Girne Belediye Başkanı Nidai Güngördü, yeni aldığı makam arabasıyla ilgili yapılan eleştirilere yanıt verdi. Güngördü, katıldığı bir tv proramında eleştirilere karşı kendini savunurken, “Aracın fiyatı 145 bin TL'dir… Girne'de işler iyi gidiyor, bu aracı şahsımıza almadık, suçlamalar işler iyi gittiği için yapılıyor” demiş. Sizce de Girne’de işler Sayın Başkan’ın dediği gibi iyi mi gidiyor acaba..?

VELİNİMET:
Üniversitelerdeki öğrenci sayısının 75 bin sınırını aştığı ve yurt dışından gelen öğrencilerin yıllık ekonomiye katkısının 2 milyon civarında olduğu ifade ediliyor. Bunlar sevinilecek gelişmeler, hele bir de “altın yumurtlayan tavukları, yolunacak kaz” gibi görmesek, inanın çok daha iyi noktalara gelebiliriz. Ama, ne yazık ki hala daha bazı açıkgözler, öğrenciler üzerinden kısa vadeli rantın peşinde koşmaktalar… 

EKONOMİK BAĞIMSIZLIK:
İspanya bölünmeye doğru gidiyor. Hafta sonu Katalonya özerk bölgesinde yapılan seçimlerde ayrılıkçılar oyların yüzde 47,3’ünü kazandı. Dünyada ayrılıkçı eylemler büyüyor. Kıbrıs için de benzerini isteyenler olacak. Ancak olaya bir de şu açıdan bakalım; İspanya’nın Gayri Safi Milli Hasılası 1 trilyon avronun biraz üzerindeyken, bunun yaklaşık 200 milyar avrosu Katalonya’dan çıkıyor. Bu da milli gelirin yüzde 19’una denk geliyor. Bizler burada kendi kendimize kıt kanaat da olsa yetecek bir milli gelir yaratamamışken, neyin pazarlığını yapacağız ki..? İşte 40 yılda har vurup, harman savurmamızın siyasi bedeli de bu…

 

ZİRVEDEKİLER
Cenk Mutluyakalı:
“….malikanesinde dostlarına mangal partisi verirken kaçırdığı vergiyle övünüyorsa bir patron, ‘hak’ varsa söke söke alıyor ama bir ‘sorumluluk’ ya da ‘ödev’ varsa es geçiyorsa ahali…
HÜKÜMETLER suçlu, SİSTEM kusurlu, DEVLET kurmaca anladık da… Peki İNSAN!.. Bu "statüko"ya sımsıkı tutunan çevreler ‘siyasi erk’ üzerinden daha ne kadar aklayacak kendini?!”…

DİPTEKİLER
TMK Kafa Karıştırıyor: Taşınmaz Mal Komisyonu yeni bir kaynak bulmuş. Başvuru sahiplerine 1 milyon sterlinlik yeni bir ödeme yapılmış. Bugüne kadar yapılan da 200 milyon sterlinin üzerinde. Benim anlamadığım şu; bir takım mallar KKTC, ya da daha doğrusu TC kaynaklarıyla KKTC tapusuna geçiriliyor. Peki ya anlaşma olduğunda ne olacak? Herkese “E, ödeyin bakalım” denirken, bugüne kadar tazminatları devlet tarafından ödenenler, haksız kazanç elde etmiş olmayacak mı? Yine iskan, yine adaletsizlik…