Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Hükümetin icraatları mı, dairelerin faaliyet raporu mu?..

Hükümetin bir yılını değerlendiren basın toplantısına katılımın az olması, genelde “itibar kaybı” olarak değerlendirildi. Devletin basın organları dışında, bir kaç gazetecinin katıldığı basın toplantısının şeklini bir tarafa bırakalım, içeriğine bakalım dedik.

Nitekim çoğu basın kuruluşu muhabir göndermediğinden, tüm internet haber gazeteleri de bizimle birlikte TAK’ı beklediler.
Nihayet akşama doğru haber düştü.
Başlığı “İcraatlarımız ve Çalışmalarımız”dı. Bu arada “ve” de neden “&” olarak yazılmıştı, onu da anlamadık ya, neyse…
Sanırım onlar da sunacak pek bir icraat göremediklerinden, “çalışmalarımız”ı eklemeyi uygun gördüler.
Baktım, baktım, baştan sona okudum, döndüm bir daha baktım; sanki onbir bakanlığın yani koskoca hükümetin icraatları değil, dairelerdeki amirliklerin gündelik icraatlarıydı sıraladıkları.
Yürütmenin görevi, kurulu sistemin yani devletin kurumlarının işleyişini yasalar çerçevesinde en iyi şekilde sağlamak ve ülkeyi, insanlarıyla birlikte kalkındıracak politikalar, stratejiler geliştirmektir.
Ve hükümetlerin başarıları da, kuruldukları gün ortaya koydukları programla ölçülür. Yani o programa ne kadar uydukları ya da uymadıklarıyla. Yani genel bir politika vardır ve uygulanır.
Maalesef dünkü basın toplantısında sunulanların, ne hükümet programıyla bir ilgisi vardı, ne de ileriye dönük stratejilerle.
Detaylar içinde kaybolmuş, hiç bir konuda bir genel politika, ideoloji, yaklaşım içermeyen faaliyetler…
Devletin başlıca görevleri olan ekonomi, sağlık ve eğitimde ciddi bir projeksiyon olmadığını, aksine başıboşluk bulunduğunu zaten yaşayarak görmekteydik de, bunu bize yazılı olarak sundular.
Faiz affı, yerel işgücü teşvikleri, tapu harçlarının düşürülmesi, sağlıkta randevu sistemi, öğretmen istihdam rakamları gibi küçük küçük, sadece birer Daire Müdürü’nün karar verip uygulayabileceği mikro ölçekli icraatları sıraladılar. Diğer konular da öyle. Meraklısı detayları haberden okumuştur zaten.
Bunca yıllık gazetecilik hayatımda benzer bir çok basın toplantısı gördüm. Ancak bu kadar içi boş olanını görmedim. Uluslararası bir ralliyi ya da TOMA’nın geri çevrilmesini başlıca icraatları olarak anlatan hükümetin, hepimizi yakan sorunların çözümüyle ilgili ne gibi bir stratejileri olduğunu anlayamadık.
Mesela asayiş sorununa nasıl çözümler getirileceği,
Mesela Kıb-Tek’in ya da sosyal güvenlik kurumlarının nasıl kurtarılacağı,
Ekonominin durumu, kayıt dışılık meselesi, denetimsizlik meselesi,
Mesela Türkiye’den gelecek suyun nasıl idare edileceğinin net bir şekilde ortaya konması,
Sağlık ya da eğitimde tüm sorunlara çözüm getirecek genel politikalar…
Bunların hiç birinin yanıtı yoktu.
Sadece “komite kurduk, çalışma başlattık” sözleriyle biten cümleler okuduk.
Mevcudun kör topal idamesi marifet değildir. Önemli olan sorunları aşacak büyük ölçekli politikalar belirleyip uygulamaya koymaktır.
Diyebilirler ki, “haksızlık etmeyin, sadece bir yıl oldu, projelerimizi uygulayamadık”….
Bu sıralananlar hiç bir projenin parçası değildi ki… Bunları Daire Müdürleri de çıkıp anlatabilirdi. Oysa insan konuşanın bir Başbakan olduğuna bakarak, çok daha ciddi söylemler duymak istiyor.
Demek ki kararlar da günübirlik, uygulamalar da…
Sonuçta, maalesef kötü bir karneydi…
En azından keşke hükümet programlarına bir baksalardı. O zaman vadettiklerinden ne kadar uzak olduklarını görürlerdi…

YERİN KULAĞI VAR
OLUR-SA, AÇIKLAR-SA: Ülke erken olmasına rağmen yavaş yavaş seçim havasına girerken, UBP ve DP’lilerin hala daha, “Derviş bey eğer aday olurSA, İsterSE destek vereceğiz” açıklamaları, vatandaşın kafasını karıştırıyor. Bu tür açıklamalarla, sanki Eroğlu aday olmayacak gibi bir algı yaratıyorlar…

ÖYLESİNE BİR TOPLANTI: CTP-DP hükümetinin referanduma götürdüğü ancak, toplum tarafından kabul görmeyen Anayasa değişikliği gibi, önceki gün Başbakan ve Başbakan Yardımcısının birlikte anlattıkları icraatlarının da, “kozmetik” olmaktan öteye geçmediğini gördük…

CTP DE STATÜKONUN UYGULAYICISI OLDU: CTP’nin hükümetteki sorunu bence, ülke gerçekleriyle, ideolojisinin bir türlü uyumlaşamaması. Muhalefette karşı çıktıkları uygulamaları, aynen devam ettiriyorlar. İşte “Göç Yasası” dedikleri yasa, işte polisin sivile bağlanması, işte ekonomik protokol… Ama ısrarla vurguladıkları da bu hükümetin her şeye rağmen aynen devam edeceği… Öyle olunca da ülkede partisiz insan sayısı bir o kadar daha artıyor…

DENKTAŞ NE DEMEK İSTEDİ: Özellikle Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş’ın, DAÜ Rektörü Abdullah Öztoprak’la ne alıp veremediğini anlayamadım. Hele de, “7 yıldır görevde olan birisinin ısrarla görevine devam etmek istemesine anlam veremiyorum” sözleri, niyetlerini gerçekleştirmek için çamur atmayı bile göze aldıklarını gösteriyor.

BAYRAM DEĞİL, SEYRAN DEĞİL: UBP İskele Milletvekili Nazım Çavuşoğlu, Ulusal Birlik Partisi’nin başkan arayışında olmadığını ve mevcut Başkan Hüseyin Özgürgün’e desteklerinin tam olduğunu söyledi. Hani bir laf var, “bayram değil, seyran değil, eniştem beni niye öptü” diye. İşte Çavuşoğlu’nun açıklaması da aynen böyle. Herkes Eroğlu’nun adaylığını tartışırken, Nazım beyin Özgürgün’le ilgili böyle bir açıklama yapması, biraz garip kaçtı…

KALİTESİZ DOMATESE MAHKUM MUYUZ: Domates konusu her yıl bu dönemde sorundur. Fiyatı asla düşmez ama kalitesi öyle bir düşer ki, satın almak istemezsiniz. Plastik olup olmadığından dahi şüphelendiğimiz çürük, yarık, kabuğu kösele gibi kırmızı bir şeyleri domates diye dünya parası verip alıyoruz ama ertesi gün doğru çöpe. Üretici diyor ki “ne yapayım devlet katkı vermediği için kalite her yıl daha da düşüyor”. Yahu kardeşim bu ülkede rekabet denen bir şey var. Biz bu rezalete para dökmeye nasıl mecbur edersiniz. Açın kapıları, gelsin kalitelisi, ucuzu, bakın bakalım o zaman nasıl çaba gösterirler…

ZİRVEDEKİLER
KTEZO: Esnaf ve Zanaatkarlar Odası ülkedeki meslektaşlarını büyük ölçüde kayıt altına aldığını, 3500 zanaatkarın sertifikalandırıldığını, Çıraklık Eğitim Merkezi’nin 700 öğrencisi olduğunu, kooperatifleşerek yüzlerce esnafa kredi sağladıklarını açıkladı. İşyeri standartları ve kalitenin artması konusundaki projeleri de ciddi bir eksikliği gidermeyi amaçlıyor. Tüm meslek odaları bu kadar ciddi çalışsalar, devletin yapamadığını yapar, birçok soruna çözüm bulurlar.

DİPTEKİLER
Cevdet Dağ: Dipkarpaz Muhtarlarından Cevdet Dağ, “Ben şunu düşünüyorum, okulumuzun adı Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Okulu. Sırf bu ismin varlığından dolayı bu engellemeler oluyor. İsyan etmek üzereyiz ve çeşitli eylemler düşünüyoruz. Siyasilere köyü kapatmak istiyoruz” demiş. Ben de diyorum ki, bunlar yanlış ve de tehlikeli düşünceler sayın muhtar…