Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Hükümet yetmez, Meclis profili de değişmeli…

Hasan Taçoy’un konuşmaları dikkat çekici…

Koalisyonun dışında kalmalarını, “ilkeselliğe” bağlamaya çalışıyor.
Özelde sendikalaşma zorunlu olamazmış, polis sivile bağlanamazmış.
E bunların ikisi de CTP ile kurdukları hükümetin programında var…
Peki o zaman hükümet programına imza atarken bunları niye düşünmemiş ki…
Koltuk tatlı gelmiş tabii…
Ersin Tatar, Zorlu Töre, UBP Parti Meclisi’nde, CTP ile koalisyon kurulmasına karşı çıkmamışlar.
Ama toplantı biter bitmez de veryansın etmeye başlamışlar.
Onların derdi de, bakanlık pazarlığı mı dersiniz acaba?..
Özgürgün ikisine de yeşil ışık yakmış olsaydı, onlar da Taçoy’un zamanında hükümet programını onayladığı gibi seslerini çıkartmayacaklardı belki de…
Geçtiğimiz gün de demiştik, UBP’de muhalefet edenler partinin milletvekilleri.
Hani o “zihniyet” var ya o zihniyet; işte şu anda çıkan çatlak sesler o zihniyetin bir parçası olduklarını ayan beyan ortaya koymaktalar.
“Ben varsam ne ala, yoksam, varsın memleket yansın”…
Küçük ortakmış da, büyük ortakmış, bakanlıklar şöyle belirlenmeliymiş, böyle belirlenmeliymiş, başbakanlık UBP’de olmalıymış…
Defalarca yazdık, sizler de hem basından, hem sosyal medyadan izlemektesiniz. CTP kanadından da UBP’ye yönelik abartılı tepkiler gelmekte. Orada da, daha çok, bulunduğu yeri kaybedenlerin sesi çıkıyor…
Daha önce sordum, bir kez daha sorayım bu arkadaşlara, DP ile defalarca nasıl devam ettiniz? Neden aynı muhalefeti bundan önce yapmamıştınız? Eleştirdiğiniz tüm konularda, DP’nin UBP’den bir farkını söyler misiniz?
Pardon ama onu nasıl içinize sindirmiştiniz?..
Üstelik de 2013’te kurduğunuz hükümetin koltuklarında oturanların yarısı, daha bir kaç ay evvel UBP’den ayrılıp DP’ye katılanlar değil miydi?..
Bu şekilde devam ettikleri sürece, ben yarım ağızla “denensin” diyen CTP’lilerin, ne Talat’a, ne de ortaya koyduğu ilkelere değil, başka şeylere öncelik verdiklerine inanacağım…
Siz sevgili okuyucular, peki bunun sizin için bir anlamı var mı?..
Benim için yok…
Benim derdim, ülkede gerçek anlamda icraat yapacak, 40 yıllık tabulara dokunabilecek güçte, geniş tabanlı bir hükümet. Bakanlık koltuklarında iş yapmak için oturanları görebilmek… Ellerindeki program takvimine ayak uydurmak için çalışanlara tanık olmak… Partizanlığın, popülizmin önünde güçlü bir denetim mekanizması oluşturmak…
Hem de ilk kez…
O zaman, hükümetin kiminle kurulduğunun hiç önemi yok.
İlkeyse, işte ilke… Bundan daha somut bir ilke olabilir mi?..
Görünen o ki, Özgürgün de Talat da bu konuda hemfikirler.
Ancak siyasetin bu “zihniyetten” kurtulması hiç kolay olmayacak.
O zihniyetin temsilcileri sizin vekiliniz olmaya devam ettikleri sürece…
Şimdi bir hükümet kuruluyor. CTP’yi de, UBP’yi de, her ikisini de en çok eleştirenlerden biri olarak, ben ortaya konan iyi niyete inanmak ve beklemek istiyorum.
Halkın da o şansı verdiğinden eminim…
Burada tek dikkat edilmesi gereken, hem CTP’den, hem UBP’den gelecek çelmeler olacak. O engellere takılmadan devam edebilirlerse, başarılı olacaklar, yok UBP Kurultayı, yok CTP tabanı diye durumu idare etmeye kalktıkları anda, bugüne kadarki koalisyonlardan hiçbir farkları kalmaz…

YERİN KULAĞI VAR

ARTIK MAZİDE KALDI:
CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, “Ne CTP-BG eski CTP ne de UBP eski UBP’dir” demiş. Doğru da demiş, zaten CTP eski CTP, UBP’de eski UBP olsaydı, nasıl bir araya gelebilirlerdi ki. Yıllardır ikisinin eti aynı kazanda kaynamadı, şimdi ortak bir hükümet kurabiliyorlarsa demek ki o günlerden bugünlere ikisi de bayağı değişmiş…

SİZİN GÖREVİNİZ NE:
Havadis Gazetesi dün yine çok önemli bir habere imza attı. Türkiye’deki seçim döneminde AKP’den aday adayı olan ve o dönemde, buradaki mevkisini ve bazı imamları da kendi propagandasına alet eden Din İşleri Başkanı Talip Atalay’ın, Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından görevden alınma kararı verildiği ancak, Başbakan Yorgancıoğlu’nun bunu yerine getirmediği öğrenildi. Atalay aslında çoktan görevden alınmayı hak etmişti, keşke Başbakan bunu “onur meselesi” yapacağına o günden görevden alsaydı. Ama işin ilginç yanı hala bu ülkede bazı kurumların atamaları Türkiye’den yapılıyor, bizimkiler de uyguluyor. O zaman sormak gerek, sizin göreviniz “tasdik memurluğu mu”?

ADEM GÜZEL SÖYLEMİŞ:
Yeni hükümetten beklenti o kadar çok ki… İlk kez bu kadar güçlü tabanı olan bir hükümet kuruluyor. İcraat da bekleniyor, adalet de. Sonay Adem çok güzel söylemiş, “Hükümet tek parti hükümeti gibi bir tavır içinde olmalı… Yolsuzlukların üstüne gidilmeli” diyor. Aynen öyle…

ZATEN ÖYLE DEĞİL Mİ:
UBP Milletvekili Ersin Tatar, “UBP’nin küçük ortak, ikinci parti, kendisine bazı ilkeler ve hükümet programı dayatılan ve ‘bunları kabul edersen gel seni hükümete koyalım, olmazsa güle güle’ denilen bir parti durumuna düşürülmesi tabanımızı ve bizleri üzmektedir” demiş. Benim bildiğim Ersin Bey iyi bir hesap uzmanı ama biraz duygusal davranıyor. Birincisi UBP küçük ortak olmayacak ki, bakanlıklar eşit bölüşülüyor, ikincisi ise, evet UBP sayısal olarak, CTP’nin ardından ikinci parti. Sanırım bu söylemleri tamamen kurultaya yönelik, “DP ile ortaklık yapıp başbakanlığı almak varken, niye CTP ile kuralım” deseydi inanın çok daha inandırıcı olurdu… 

FIRSAT BULURSA: 
Cumhurbaşkanı Akıncı’nın, seçim propaganda döneminde verdiği sözlerden birisi olan, Kamu Hizmeti Komisyonu’ndaki düzenleme ile ilgili olarak, aradan 3 ay geçmesine rağmen henüz adım atılmış değil. Bunun dışında YÖDAK’la ilgili ciddi sıkıntı ve iddialar var ama Sayın Akıncı yoğunluktan mıdır nedir, henüz bu iki konuya müdahil olamıyor. Biraz vakit ayırıp, kendi yetkisinde olan iç konulara da bir el atsa hiç fena olmayacak…

İŞTE BUDUR:
Lefkoşa Türk Belediyesi, Kadri Fellahoğlu’nun başkanlığından beri yapılması gerekeni nihayet yapıyor. Başta Cemal Bulutoğluları olmak üzere dönemin üst düzey yöneticileri için disiplin soruşturması başlatıyor. Bunun için Sayıştay Raporu’nu beklemeye gerek yoktu aslında, ancak başkan da elinde kanıt olsun diye bekledi anladığım kadarıyla. Şimdi bu verilen zararın tazmini noktasına gelindi. Yürürlükteki alacak-verecek yasalarıyla çok bir şey elde edilemeyecek belki ama yine de ilk kez birilerinden hesap sorulmuş olacak…

RUMLARA İHTİYACIMIZ YOK:
Grammy ödüllü şarkıcı Sean Paul’ün 26 Temmuz’da Girne’de vereceği konser vereceği haberi Rumlarla Türklerin kavgasına neden olmuş. Rumlar bu konsere karşı çıkarak, konserin iptal edilmesini istiyormuş. Aslında hiç buna gerek yok, boşuna telaş ediyorlar. Onlara gerek kalmadan zaten biz Paul’ü geldiğine geleceğine pişman ederiz Allah’ın izniyle. Hatırlayın, daha geçen hafta ünlü şarkıcı Lara Fabian’ın başına gelenleri… Onun için Rum kardeşlerimiz merak etmesinler, biz onların adına gereğini yaparız…

ZİRVEDEKİLER
Sonay Adem: “Yeni program, kurumların özerkleştirilmesine dönük ciddi hedefler koyuyor. Yoksa bu kurumları başka türlü kurtaramayız. Bunları yapmazsak yine yurt dışından birileri gelip elimizden toplumsal varlıkları ucuz ucuz alacak. Küçük çıkarlar için hükümetin çalışmasını engellememelidir. Her iki tarafta çözümsüzlükten beslenen güçler yeniden ses çıkartmaya başlıyorsa doğru yoldayızdır…”

DİPTEKİLER
Hasan Taçoy: Meğer haberimiz yokmuş, hükümetin bozulma nedeni, polisin sivile bağlanmasıymış. “Polis sivile bağlanacak” diye program yazıp, hükümet kuran biri olarak Hasan Taçoy söylüyor bunu… Hey koltuk sen nelere kadirsin… Bakın görün, hükümetin kurulduğunun ertesi günü, kendi yarım bıraktıkları icraatları da eleştirecekler… UBP’nin bakanları da ayrıldıktan sonra aynen böyle yapmışlardı… Takmadıkları filtreleri, batırdıkları KTHY’yi, içinden çıkılamayan Kamu Hizmeti Komisyonu uygulamalarını, daha nicelerini sanki hiç içinde olmamışlar gibi eleştirmişlerdi…