HUKUK ZULMÜ…

7 Ağustos 2018 Salı | 11:42
basaran duzgun banner

 

Bir polis memuru geldi;

Benimle görüşmek istediğini söyledi.

“Hayırdır inşallah” deyip konuşmaya başladık.

(Konuyla ilgili değildir ama tam bu noktada görüşümü belirteyim; Polisler ve askerler bu devletin memurudurlar. Bu devlet onlara yasal çerçevede silah kullanma yetkisi verip “vatandaşın can ve mal güvenliğini sağla” görevi vermiştir. Yani devletin hizmetinde memurlardırlar. Ama heyhat ki KKTC denilen bu yerde bizim devlete bağlı değildirler…)

Polis memuru ciddi bir edayla “cezanız var Başaran bey, ödemeniz gerekir” dedi ve bir kâğıt uzattı.

“Ne kâğıdı imiş” diye alıp baktım, trafik cezası çıktı.

Malum, yaptığımız haberlerden dolayı habire dava ediliyoruz ya benim aklım otomatik olarak ona gitti.

“Ne zamandan beri mahkemede duruşma yapmadan otomatik ceza kesmeye başladılar” diye de düşünmedim değil.

Meğerse trafik cezasıymış.

Cezayı getiren polis memuru “yargıç da sizi çok severmiş” dedi ve dellendim.

“Ne cezasıdır bu” diye bakacak oldum, Allah Allah evlere şenlik.

Lefkoşa’da, Sedat Simavi Meslek Lisesi’nin oradaki ana caddeden geçerken, biri kadın biri erkek iki polis memuru beni telefonda konuşurken görmüşler. Zabıt tutmuşlar. Arabanın plakasından kimliğimi tespit etmişler. Fakat bana ulaşamamışlar. Üzerinden yaklaşık 1 yıl geçmiş ve beni, benim haberim olmadan yani gıyabımda mahkemeye sevk etmişler. Ben olmadan da hakimin karşısına çıkmışlar ve en ağır cezayı talep etmişler. Hâkim talebe şöyle bir bakmış ve “siz Başaran Düzgün’ü bulamadınız mı” diye sormuş.  Yanıt vermişler; “evet efendim adresini tespit edemedik.”  Hakim, mübaşire “odamdaki Havadis gazetesini getir” demiş.

Ve şöyle devam etmiş; “Bak bu Havadis gazetesidir. Başaran Düzgün Genel Müdürü ve Genel Yayın Yönetmeni’dir. Ayrıca köşe yazarıdır. Adresi  ve telefon numaraları gazetenin arka kapağında yazar. Size zahmet olacak ama bu adresten Başaran Düzgün’e ulaşabilirsiniz. Bir daha da karşıma böyle gelmeyiniz…”

Yasal gereklilikmiş.

Düşük bir ceza ödeyerek konuyu kapattık.

Fakat bu olayda aldığım ders şu oldu; Bu ülkede yasal zulüm vardır…

 

***

 

Havadis’in dünkü manşetiydi.

İsmet Üstüner “6 aydan sonra tebliğ edilen radar cezaları hukuksuzdur” diyor.

Binlerce vatandaş değil altı ay, yıllar sonra kesilen radar cezaları nedeniyle mağdurdur.

Ve bu da tam bir “yasal zulme” dönüşmüştür.

İsmet Üstüner “6 ayı aşan basit kabahatler, eğer tebliğ edilmezse düşer” diyor.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarından da örnekler veriyor.

Dahası, “eğer konu mahkemeye gidecekse bir hafta öncesinden sanığa deliller iletilmelidir” diye de ekliyor.

Bizde hükmü karakuşi.

Bendenize  değil deliller, mahkeme duruşma tarihi bile iletilmedi.

Şimdi bu kurulan düzenin adı nedir?

Ben “hukuk zulmü” diyorum.

Hade gene “hukukçu başbakanımıza” yüklenmeyelim.

Meclisteki “hukukçularımız” bu duruma ne der acaba!!!!