BM Temsilcisi huzurunda 20 Ocak günü Hristodulidis ve Tatar YENİ GEÇİŞ KAPILARININ açılması konusunu görüştüler.
Bu Görüşme geçen Ekim ayında Genel Sekreterin huzurunda , yeni geçiş kapılarının açılması için alınan kararın sonucu olarak yapıldı.
Bu toplantıda olumlu bir noktaya varılamadı. Kapıların açılması konusu müzakerecilere havale edildi.
Gerçekte Kıbrıs sorunu dönüşü olmayan bir yola girdi. Rum tarafı bu durumu gördüğü için, çözüm isteyen taraf olduğunu kanıtlama çabasında , önceden sunduğu SEKİZ MADDELİK paketi açıkladı.
Nikos Hristodulidis, New York’ta geçtiğimiz Ekim’de BM Genel Sekreteri ile yapılan görüşmede ele alınan geçiş noktaları ve diğer fikirleri içeren paketin Genel Sekreter tarafından olumlu karşılandığını hatırlatarak, toplantıda geçiş noktalarının yanı sıra bir danışma komitesi, gençlik teknik komitesi ve hakikat komitesi kurulması önerilerini sunduğunu söyledi.
Bu öneri paketinde, “Piroi(Gaziler)-Athienu(Kiracıköy)”, “Mia Milia(Haspolat), “Kokkino”(Erenköy) sınır kapılarının, “Luricina” (Akıncılar) geçidinin açılmasının yanı sıra Kıbrıs sorununa ilişkin sivil toplum örgütleri tarafından danışman komitesi, gençlik teknik komitesi ve gerçeklik komitesinin kurulması ile Pile ile ilgili uzlaşının hayata geçirilmesi bulunuyor.
Bu paketteki HAKİKAT HAKKI Kıbrıs sorununda mutlaka ortaya konması gereken önemli bir adımdır.
“Hakikat hakkı” geçtiğimiz yirmi yıl içerisinde uluslararası hukukta gelişmekte olan bir kavramdır. Devletleri kayıp yakınları hakkında bilgi sunmaya zorlamak için aileler bu kavramı insan hakları bağlamında kullanmaktadırlar.
Uluslararası mahkemeler hakikate dair bu çıkara karşı her zaman duyarlı olmuştur ve bu çıkarın karşılarına gelen tarafların aralarındaki anlaşmazlıklardan çok daha önemli olduğu bilinciyle işlerini görmektedir. Davaların çoğu kamuya açık bir biçimde görülmektedir ve alınan kararların belgeleri de kamuya açıktır.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi 12 Ekim 2009 tarihinde hakikat hakkı üzerine ağır insan hakları ihlalleri konusunda mağdurların ya da yakınlarının hakikati tespit etme çabalarını kolaylaştırması için devletlerden bazı adımları atmalarını talep eden bir kararı kabul etmişti.
Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu APARTHEİD’İN sona ermesinden sonra GÜNEY AFRİKA’DA toplanan mahkeme benzeri onarıcı bir adalet organıydı.
Ağır insan hakları ihlallerinin kurbanı olarak tanımlanan tanıklar, deneyimleri hakkında ifade vermeye davet edildi .
Kıbrıs’ta da kayıpların yanısıra özellikle 1963-74 yılları arasında Kıbrıslı Türklere ve 1974 sonrasında her iki toplum arasında insanlara yakışmayan davranışlar yapıldı.
Bu davranışların nedenleri, sonuçları karşılıklı tartışılmadan ve ÖZELEŞTİRİ YAPILMADAN Kıbrıs sorununda gerçek bir çözüm gerçekleşemez.
Kıbrıs Türk tarafının bu öneriye destek vermesi ve bu konudaki yaraların sarılmasında taraf olması gerekmektedir.
Her mevzi’yi Rumlara bırakmak ve karşı önerilerde bulunmamak, Kıbrıs Türk Toplumuna sadece kaybettirecek bir adımdır.
Oysa Kıbrıs Türk Toplumuna yapılan haksızlıklar mutlaka konuşulmalı ve Rum toplumunun öğrenmesi sağlanmalıdır…
































