Yıldızsız bir Ekim akşamıydı.
Serin esen Trodos yeli hoş bir ürpertiyle sarıyordu bizi ve yağmaması için dua ediyorduk.
Çim alanın ucundaki masada yaşama dair konuşuyorduk.
Şimdi fark ettim ki aslında seninle her buluştuğumuzda lanet düzenin sorunları yanında yaşama dair umutları da masaya koyuyorduk.
O büyülü gecede de öyle yaptık.
Konuklarımız gelmişti ve sen bizim konuklarımızı kendi konuklarınmış gibi coşkuyla karşılamıştın.
Senin çocuklar etrafımızda fır dönüyordu ve sen her ayrıntıyı kontrol edip müdahale ediyordun.
Yıldızsız bir akşamda, yağmur korkusuyla oturduğumuz o güzel sofrada covide inat yaptığımız düğünümüz sayende olmuştu.
Söylediğimde “bu güzel insanlarla birlikte olmaktan büyük mutluluk duydum” diyecektim ve bana gerçekten mutluluk bahşedecektin.

***
Bu toprakların güzel insanı, bazıları yaptığın evlerle seni yad ediyor ama ben seni Kıbrıslı Türklerin yurtsever insanı mertebesinde görüyorum.
Hep öyle gördüm ve öyle tanık oldum.
Paranın baş tacı yapıldığı bu lanet düzende para kaybetme pahasına herkese yardımcı oldun.
Bunu kalpten ve içten yaptın.
Herkese kalbini açtın ve “bir birimize iyi bakmalıyız be arkadaşlar” deyip durdun.
Keşke o iyi kalbin seni bu kadar erken terk etmeseydi…
***
Hoşça kal kardeşim Tekin.
Ardından ağıt yakmayacağım.
O yıldızsız Ekim akşamı hep olacak hatıralarımda.
Ve ışıklar yoldaşın olsun diye dua edeceğim.
Hoşça kal kardeşim Tekin…
































