Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe YazarlarıSürmanşet

HOŞ GELDİN KUZEY KIBRIS  TÜRK DEVLETİ..

Kıbrıs siyasi sorunu yeni bir döneme evrildi. Şöyle ki başından beridir Rum-Yunan ikilisinin, arkasına AB ile bölgemizdeki bazı  ülkelerin desteğini de alarak kendi siyasi plan   ve stratejisiyle  sürdürdüğü federasyonu değil; bundan sonra Ankara’nın  ve KKTC deki Cumhurbaşkanlığı ile bazı siyasi parti ve büyük oranda  Türk halkının benimseyip desteklediği “iki ayrı devlete dayalı çözümü”  tartışacağız..                                    YANİ eğer bundan sonra “müzakere masası” kurulacaksa orada müzakeresi yapılacak olan çözüm şekli (her kadar müzakereye  gerek yoksa da) “iki ayrı devlete dayalı çözüm” olacaktır…                                                   ***                                               BU siyasi karara varılmasının en büyük destekçisiyle mimarı   bugüne kadar hiçbir federal çözüm şeklini kabul etmeyen adadaki büyük toprak kazanımlarına karşın Annan planına hayır diyen ve Crans Montana’yı dinamitlerken, uzun yıllardır da sorunu, “nasılsa ben tüm adanın devletiyim” anlayışında savsaklayıp  Akdeniz’de Türk halkının haklarını çiğneyerek, münhasır ekonomik bölgeler icat ederek yayılmacılığını sürdüren Güney’deki Rum komşumuzdur.                                                             Kİ sonunda Erdoğan’ı da çileden çıkarmışlar ki Yunan Başbakanı Miçotakis’i Ak partinin grup toplantısında “önce haddini bileceksin” diyerek başladığı konuşmasıyla sadece yıkayıp sermedi…

“Çılgın Türkleri tanıyacaksın” diyerek “artık federasyon falan yok, geçin o işleri” kararlığında “iki devletli çözümün” Türkiye’nin resmi politikası olduğunu tüm aleme ilan etti..                                                                                     ***

ANCAK OLAY BİTMEDİ: Bu karar Kıbrıs siyasi sorununun çözümünde bir yol ayırımıdır. Ve sanmıyorum ki bundan sonra Ankara “federasyonu görüşmek” için masaya otursun..

Bu nedenle Kıbrıs Türk halkı olarak bizim de kendi kaderimizi ilgilendiren “iki devletli çözüm” konusunda bir karara varmamız gerekir  ki başta BM’ler ve AB olmak üzere adadaki Türk halkının da “iki devlete dayalı çözümden yana olduğunun” siyasi tamlaması tescil edilsin.. Ki altını çizerek hatırlatmak isterim:

Eğer Güney’deki Rum liderliğiyle Miçotakis’li Yunanistan “federasyon tezini” çözümün olmazsa olmazı yaptılarsa bu “tezlerinin” bir destekçisi de “Kuzey”deki federasyonculardır..

HATTA bir adım ileri çıkarak yazayım: Türkiye’nin adadaki varlığına bile tahammül edemeyen bazı siyasi ve sivil toplum örgütlerinin Rum-Yunan politikasını destekler mahiyetteki tutumlarıdır..                       Bir ayakları Güney’de olan ve kim bilir hangi karanlık işlerin bağlantılarıyla Rum propagandalarına maşa olanlarındır..

Güneyle  federasyon oluşturacaklarını zannedenlerdir..

VE tümü de büyük yanılgı içindedirler.

***

BİZE DÜŞEN GÖREV: Eğer Ankara’nın Erdoğan ile aldığı bu son ve kesin mahiyetli karar bundan sonrası Kıbrıs siyasi sorunun “Türk tarafı” olarak yol haritası olacaksa ve gerçekleştirilmesi için siyasi arenada çalışmaları, propagandaları ötesi ilgili faaliyetleri gerçekleştirilecekse, bu dava her önce bizimdir ilk önce bizim bu konuda ulusal bir karar almamız gerekmektedir..

Yani “devlet olduğumuzu”  Erdoğan’ın, Fuat Oktay’ın açıklamalarının ötesinde Kıbrıs Türk halkının da tüm dünyaya duyurması gerekir.                                                                                  ***

KALDI ki BM’lerce tescilli “self determinasyon hakkımız vardır.”

Görev Sn. Cumhurbaşkanı Tatar’ındır.  Meclisi toplantıya çağırmalı bilgilendirmelidir..   En erken zamanda yapılması gereken de “iki devlete dayalı çözüm kararını” bir plebisitle halkın onayına sunmaktır..

Bunu gerçekleştirmeden Ankara’nın aldığı kararın BM’ler ve AB bağlamında hiçbir hükmü olmayacaktır.                            Aksine “Kıbrıs Türklerine “Miçotakis’in Kuzey’in  Türkiye’nin işgalinde olduğu iddiası öne çıkartılarak “Kıbrıs Türklerinin federasyon isteklerine karşın TC’nin aldığı karardır”  bile denecek!

Bu tuzağa düşmeden Meclis toplanıp konuyu tartışmalıdır…

***

VE SEVİNDİRİCİ OLAN KARAR: İki devletli çözüm kararını havada bırakmayan bir başka karar daha alındıydı: “KKTC’i kalkındırmak..”

Anladık ki koordinatörümüz Fuat Oktay’ın KKTC’e bu son ziyaretinde dağarcıyı dolu doluydu.

Oktay yaptığı açıklamada “altyapı yatırımlarını ve dijital dönüşüm faaliyetlerini Türkiye’de olduğu gibi KKTC’de de vatandaşa yansıtmak istiyoruz” müjdesini verdi.. Özellikle altını çizdiği de “yapısal dönüşümlerdi.” Çok önemlidır diyordu..

Tabi dobrasından “kurumlarınız dökülüyor” demedi ama  dökülmekte olan durum vaziyetlerimizi nazik bir ifadeyle “salgın döneminde saptadıklarım” diyerek ifade etti.

Ve “dijital dönüşümle özellikle salgın dönemindeki kamu hizmetleriyle özel sektör işlerinin çok daha rahat yürütülmesinde kritik önemde olduğunu” vurguladı.

Söylemek istediği “dijital dönüşümün” günlük hayata adaptasyonuydu.

***

ÇOK CİDDİYE ALMALIYIZ: Dün KKTC hükümetiyle de istişarelerde bulunmak için iki gündür KKTC’de   temaslarda bulunan  Fuat Oktay’ın altını çizdiği geleceğe yönelik “tasavvurlarını” çok ciddiye almalıyız..

Çünkü Kıbrıs Türk halkı “baluba kabilesi” değildir! Çoğu zaman Türkiye üniversitelerinden mezun olan en parlak öğrenciler Kıbrıslılar olmaktadır..

Sporun pek çok dalında Türkiye’de hem de dört yüz binlik nüfusumuzla şampiyonluklar kapmakta altın madalyalara uzanmaktayız..                                                        …“DERİCİ de sevdiği deriyi dövermiş.” Kendimizi kıyasıya eleştirsek de bugün yirmiyi aşkın üniversitemizle dünyanın dört bir yanından gelen öğrencilerle müthiş bir “eğitim öğrenim potansiyeline sahibiz..”

Yani Kıbrıs Türk halkı sağlanan olanakları katma değer yapan bir  beceriye sahiptir.. Nitekim eğer “pandemi” olmasaydı şu anda Turizmden ötesi sektörlere kadar büyük atılım ve olumlu değişimlere imza atacaktık..

***

İŞTE YENİ VE BÜYÜK OLANAK: Pandemi nedeniyle kaybettiklerimizi Ankara bize sadece iade etmiyor.                                         KKTC’i bir baştan bir başa mamur hale sokacak projeleri başlatmak istiyor.              Dijital çağa adapte olmamız için her türlü teknik olanakların alt yapısını oluşturmak istiyor..

Kıbrıs Türk halkını Güney’deki Rum’u hasetinden çatlatacak bir kalkınmış devlet haline getirmek istiyor.

PEKİ biz de istiyor muyuz? Tabi ki “evet..” Öyleyse işte hendek işte deve.. Allah kullarına devre devre fırsatlar verirmiş. Yararlanmasını bilenler kazanır inançsız beceriksizler kaybederlermiş..

Ben kendim için yazıyorum: Aydınlık günlere merhaba… Hoş geldin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti…