Zorlu Töre’nin bakanlık yaptığı dönemdi.
Memleketin kaosa sürüklendiği, hükümetin iç kavgalar nedeniyle icraat yapmada aciz duruma düştüğü, bakanların birbirlerinden ve en önemlisi Başbakan’dan habersiz işler çevirdiği günlerdi.
Zorlu Töre Tarım Bakanı…
Piyasaya et arzında sıkıntılar vardı ve Tarım Bakanlığı bir şirkete et ithal etme izni vermişti.
Bu her daim tartışma konusuydu çünkü hayvan üreticileri et ithaline her daim karşı çıkıyorlar, eğer et ithalinin kapısı açılırsa yerli üretimin ortadan kalkacağını iddia ediyorlardı. Hala iddiaları budur.
Zorlu Töre’nin et ithal izni vermesi hayvan üreticilerini ayağa kaldırmıştı.
Şiddetli eleştirilerle bakanın yanlış yaptığını belirtiyorlar ve ithalatın engellenmemesi halinde eylem yapacaklarını söylüyorlardı.
Zaten o günlerde de hayvancı sık sık sokaktaydı…
Bunun üzerine dönemin Başbakanı İrsen Küçük hayvan üreticileri ile görüşecek ve et ithalinden haberi olmadığını söyleyecekti.
Hatta üreticilerin yanında Tarım Bakanı’nı arayıp çıkışacak ve “Bu pisliği temizle” cümlesini de kullanacaktı.
Önemli bir haber ile karşı karşıya idik.
Havadis haber merkezi bu önemli haberi değerlendirip manşetinden okurlarına duyurma kararı almıştı.
Nitekim öyle de yaptık.
Haber üzerine et ithal kararı iptal edilmiş, hayvan üreticileri memnun kalmış fakat Tarım Bakanı ile Başbakan’ın arası açılmış ve kısa bir süre sonra Tarım Bakanı görevden alınmıştı.
Görevden alınan Tarım Bakanı yani Zorlu Töre’nin ilk yaptığı iş Havadis’i dava etmek oldu.
Zem ve kadih davası açtı.
Kendisi hakkında yalana, hakarete dayalı yayın yaptığımızı ve itibarını zedelediğimizi öne sürdü.
Açtığı davanın duruşmaları uzun sürdü.
Gidip mahkemede kendimizi savunduk. Yaptığımızın gazetecilik olduğunu, okuyucunun haber alma hakkı çerçevesinde, gerçeklere dayanan habercilik yaptığımızı ve kamu adına denetleme görevini yerine getirdiğimizi belirttik.
Sonuçta mahkeme Zorlu Töre’nin iddialarının ret ve iptaline karar verdi.
Anlayacağınız Zorlu Töre davayı kaybetti.
***
Eski yılın son gününde, biz yeni yılı karşılama telaşındayken, masamıza mavi renkli mahkeme kağıtları bırakılıverdi.
“Bırakılıverdi” diyorum çünkü dava tebliği, dava açılan tarafın imzasıyla gerçekleşir. Dava tebliğini yapan arkadaşın acelesi vardı herhalde ki bizden imza almadan tebliğ kağıtlarını sekreterin önüne atıp kaçtı.
Neyse sırf bunun için davadan kaçınmayacağız.
Zaten davalıların isimlerini ve dava konusunu okuyunca yüksek sesle “hodri meydan” dedim.
Zorlu Töre davasından sonra bizim için son derece keyifli duruşmalar olacak.
Efendim, Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu ve onun Yönetim Kurulu Başkanı İsmet Akim, Havadis’i dava ettiler.
Yazarımız Mehmet Moreket’in kurumla ilgili bir yazısının kendileri için zem ve kadih oluşturduğunu öne sürdüler.
Yazı, kurumdaki ciddi iddialarla ilgilidir.
Bu iddiaların araştırılmasını ve gerçeğin ortaya çıkarılmasını istiyor.
Elektrik Kurumu soruşturma yapacağına ve sonuçlarını kamuoyu ile paylaşacağına bunu talep eden gazeteciyi ve gazeteyi dava etme yoluma gidiyor.
Zorlu Töre ve İrsen Küçük dönemi çoktan bitti ama sanırım yönetenlerin mantığı hala devam ediyor.
Bu mantıkla geçmişte de mücadele ettik şimdi de edeceğiz.
“Hodri meydan İsmet Bey” diyoruz.
Başlayacak duruşmaları dört gözle bekleyeceğiz.
Yöneticilik geçicidir ama kamunun bilgi alma hakkı ve gazetecinin kamu denetimi yapma görevi kalıcıdır.
Bu görevden asla vazgeçmeyeceğiz…
































