Bu ülkede adaleti ortadan kaldıran birinci etkenin partizanlık ve adam kayırmacılık olduğuna inanırım. Kazanmak, yine kazanmak, daha çok kazanmak için, devlet olanakları birilerine peşkeş çekilirken, diğerlerini ezmek için elden gelen yapılmıştır. İnsanlar dışlanmış, devlet kapıları yüzlerine kapanmış, yok farz edilmiştir… Ve yıllardır süren bu statükonun zararını tüm bir halk olarak hala daha yaşamaktayız. Meydana gelen iktidarsızlık, istikrarsızlık bizi on yıllar geriye götürdü. Hem siyasi, hem ekonomik, hem de ahlaki açıdan.
Kötüye alışmak kolaydır derler, aynen bu konuda da öyle oldu ve gelen giden bütün iktidarlar, icraatlarında, sadece belli bir yandaş kitlesini korumaktan öteye geçemediler… Sonuç olarak, memur maaşlarının dahi yarısını karşılayabilen bir devletimiz, batmış kurumlarımız, kendi ürettiğiyle yatırım yapamayan insanlarımız ortada dururken ve tek bir vücut olarak bu sorunlara kilitlenmemiz gerekirken biz, ayırımcılıklar ve adaletsizliklerle particiliği geçtim, hiziplere bölündük.
Bencilliğin, bireyselliğin hakim olduğu, herkesin değişik hedeflere sahip olduğu bir yerde, ne toplumsal çıkarlardan, ne de ortak başarıdan söz edilebilir.
Sadece ne olur biliyor musunuz; kapalı kapılar ardında ellerini ovuşturarak, bu tür kaosları bekleyenlerin zaferi olur. Mantıklı düşündüğünüzde, “yeter artık” dediğiniz kişilerin ve düşüncelerin iktidarı devam eder. Ülkede ve de özellikle partilerimizde yaşanan bölünmüşlük ve hizipler, istenmeyene fırsat tanımaktır, o kadar…
Unutmayın ki, aynı şeyi deneyerek farklı sonuç alamazsınız…
***
İşsizlik AB’nin altında…
Biraz umut iyidir…
Siyasetin rezillikleri içinde kaybolup giderken, ne yalan söyleyeyim, mutsuzluğumuzu, umutsuzluğumuzu arttırıyoruz.
Ama güzel şeyler de oluyor ve bunlara gerçekten inanmak istiyoruz. Çünkü ihtiyacımız var.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın çalışmalarına köşemde sık sık yer veririm. Bakan Aziz Gürpınar, tam bir teknokrat gibi, iyi niyetle gayret gösteriyor.
Başbakan, bütçenin açış konuşmasında, geçtiğimiz yıl başlatılan Yerel İşgücü İstihdamının Desteklenmesi Projesi ile bugüne kadar 3080 kişinin istihdam edilmiş olduğunu söyledi. Müthiş bir rakam. Demek ki, başlatılıp bırakılmamış, takip edilmiş, sürdürülmesi için özen gösterilmiş.
Bakan Gürpınar, dün yaptığı bir açıklamada, yine güzel şeyler söyledi.
Mesela, KKTC’de ise son bir kaç yıldır açıklanmayan işsizlik rakamlarını açıkladı. Yüzde 9,6 civarında.
Bu, hem AB’den, hem Türkiye’den düşük bir oran.
AB’de Aralık 2014 itibarıyla işsizlik oranı ortalama yüzde11,5 iken, Türkiye’de 10,1…
Gürpınar’ın söylediği bir başka şey beni daha çok mutlu etti.
O da denetim konusu.
İş yeri denetimleri geçen yıla göre yüzde 23 artmış…
İş yeri denetimi demek, kaçağın tespiti demek. Sosyal Sigorta, İhtiyat Sandığı yatırımlarındaki kaçağın, çalışma izni olmadan çalıştırılanların tespiti. Ki bu da bizim ekonomik sorunlarımızın ana nedenlerinden biri.
Bir de işverenle işçinin sorunlarını çözme amaçlı kurul oluşturmaktan söz etti bakan Gürpınar. Oysa, benim beklentim, emeğin temsilcisi olduğunu savunan CTP’nin, özel sektörde sendikalaşmayı zorunlu hale getirmesiydi. O zaman işçi-işveren sorunları da sendikaya havale edilecek, devletin yükü azalacaktı. Umarım gereken cesareti gösterir, bu konuyu da düşünürler…
YERİN KULAĞI VAR
NASIL KOL KOLA GİRECEKLER:
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Derviş Eroğlu’nu destekleyecek olan UBP ve DP’nin bugünlerde arası oldukça limoni. Yarın seçim meydanlarında bu iki parti üyeleri nasıl bir araya gelip kol kola girecekler. Eroğlu’na rağmen iki parti arasındaki “kan davası” kolay kolay biteceğe benzemiyor…
UBP’NİN DERDİ PARA:
Ahmet Kaşif ve diğer iki milletvekilinin UBP’ye transferi konusunda toplumun tüm kesimleri tepki göstererek, “zamanlamanın yanlış olduğu” konusunda birleştiler. Özellikle bu transferlerin Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Eroğlu aleyhine bir kampanyaya dönüşeceği bilindiği halde yapılması, tek nedenin aylık 25 bin TL’yi almak olduğu gerçeğini ortaya koyuyor…
DÜN ÖYLE, BUGÜN BÖYLE:
Daha düne kadar Derviş Eroğlu için demediklerini bırakmayanlar, bakıyorum da bir anda Eroğlu sevdasına kapıldılar. Özellikle genel ve yerel seçimler sonrasında yaşadıkları hayal kırıklığının tek sorumlusu olarak gördükleri Eroğlu’nu yerden yere vuran, intikam çığlıkları atanlar, bugünlerde Eroğlu’nun ne yüce bir siyasetçi olduğundan bahsediyorlar. Evet, politika belki “çok yüzlülüktür” ama bu kadarı da fazla oluyor…
ANLARLAR MI DERSİNİZ:
CTP Milletvekili Ferdi Sabit Soyer dünkü Meclis oturumunda yakın geçmişte yaşananları bir kez daha hatırlatma gereğini duydu. Soyer, “Cumhurbaşkanlığı makamının iç siyasete bu kadar endeksli olduğu bir dönemi hiç yaşamadık. Bu kadar aleni müdahalelerin olduğu bir dönemi hiç yaşamadık. 2015’te seçilecek olan cumhurbaşkanının asla örnek almaması gereken bir dönemdir bu. Bu dönem ibretle hatırlanmalı ama asla tekrarlanmamalıdır” değerlendirmesinde bulundu ama yıllardır gerçekleri görmeyenlerin bugün oturup da düşüneceklerini sanmıyorum…
SÖZ VERMEK KOLAY: CAS çalışanları, hayvancı ve narenciye üreticileri derken emekli cemiyetleri de yollara düşüp, UBP döneminde maaşlarından yapılan gayri yasal kesintileri talep etmişlerdi. Emekliler hariç, hepsi de istekleri konusunda söz almayı becerdiler. O günlerde de yazmıştım, hükümetten talebi olan eylem yapsın diye. Önceki gün de bu kez eylem yapan Kar-İş üyeleri, 2 aylık alacaklarının hemen ödeneceği yönünde söz almayı başardılar. Esas sorun, olmayan paranın nasıl verileceği yoksa söz vermek kolay…
VAH LEFKOŞA VAH:
Hem Kuzey’in, hem de Güney’in başkenti. Onca savaşa, onca acıya karşı direndi ama bir yağmura dayanamadı. Lefkoşa’nın en büyük korkusu yağmur… Dün de ne yazık ki bu korkuyla yeniden yüzleşti. Evler, hastaneler ve iş yerleri bir kez daha yağmura teslim oldu. Doğaya uymayı başaramayınca, çaresiz kaderimize küsüp oturacağız…
ZİRVEDEKİLER
Nazım Çavuşoğlu: UBP Milletvekili Çavuşoğlu örnek bir davranış sergileyerek Meclis kürsüsünden , “Turgay Avcı’ya zamanında transfer oldu diye hakaret ettim. Bugün görüyorum ki KKTC siyaseti bu anlamda dirayetini kaybetmiş. UBP zafiyet gösteriyor. Avcı’dan özür diliyorum” dedi…
DİPTEKİLER
Beyhude Yatırımlar: Bir felaket oluyor, alelacele bir şeyler yapılıyor, dünya kadar para harcansa da, felaketin tekrar etmesi önlenemiyor. İşte Lefkoşa Devlet Hastanesi. Dün yine rezaleti yaşadı. Oysa 2011’de çıkılan ihaleyle, hastanenin bu sorunu bir daha yaşamayacağı iddia edilmişti. Üstelik dönemin Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Ersan Saner de bir mimardı. Şimdi kim verecek bu hesabı?
































