Köşe YazarlarıSürmanşet

“Hissiyat” siyasetinden “Bilgi” siyasetine tekemmül etmek!


Post Covid 19 dönemi bazı şeyleri değiştirmek için iyi bir fırsat sunmaktadır.

Bu dönemde birebir yaşadığımız olaylar bize bu sistemin artık yürütülemez bir hale geldiğini göstermektedir.

Örneğin Sağlık konusundaki önerilerin bile sevgili Tuğçe Karaderi’nin söylediği gibi sadece “hissiyat” üzerinden yapıldığı bir dönemden geçtik. İronik bir şekilde, seçmenin sözünden çıkmayan iktidardaki popülist siyasetçiler ve 80 bin çek veren devlet yapısı, herkesin evlere girmesini kolaylaştırdı. Nicos’un sınır kapılarını da erken erken kapatması bizi “lock down”ı uygulayan en başarılı ülke yaptı. İşçiyi ve yabancı öğrenciyi de gemilere doldurup ada dışına çıkartınca, steril bir vaziyette kalakaldık. Ve eğer fazla açılıp saçılmazsak bu vartayı bir şekilde atlatabiliriz…

Şimdi gelelim Covid 19 sonrasına! Öncesi gibi muğlak bir zemin üzerinde önerilerin ortalıkta savrulmağa başlandığını görüyorum. Veri yerine, “Hıssiyat” yönetim zihniyeti anlamına gelen yönetimselliğimizi (govermentality) zaten yıllar önce ele geçirmişti. Şimdi yeniden kendini üretmeye çalışıyor!

Bence bu dönemde yapılması gereken -ki siyasetçiler ve belli zümrelerin bekçileri bunu yapmayacak- en azından, yeni bir rejim, adil bir düzen arayan herkesin, artık bu ada yarısına bir “Ayna operasyonun” yapılmasını tüm güçleriyle istemeleri gerekecektir. Eminim hemen, “ne olacak yahu işgal altındaki bu düzen değişirse?” veya “anlaşma olmadan hiçbir şey olmaz” diyecek bir sürü sinik(miş) yapan arkadaşımız çıkacaktır.

Bir kesim ise hem hiçbir şeyin bilinmemesinden şikâyet edecek hem de bilinmesinin sanki aya çıkmak kadar zor olduğundan söz edecektir ve kendi kendini gerçekleştiren kehanetlerde bulunarak, kaderci bir tavır alacaktır. Bazı “über mensch” veya kendini Kıbrıslının çok üzerinde gören “über Kıbrıslı” dostlarımız ise bunun tahayyülümüzdeki rejim hedefinin şaşırtılması olduğunu iddia edecek ve adeta bizi “vaat edilmiş cennet” için düş kurmaya devam etmemizi isteyecektir.

Arkadaşlar bence bir süre susarak ilk önce net bir şekilde bu yerin röntgenini çekmemiz gerekmektedir. İnsan envanterini, eşya envanterini, üretimini, varlık paylaşımının ne olduğunu, kısaca “ezen ve ezilenin” tespitini yapmamız gerekmektedir. Hastalıklara teşhis koymak için nasıl “hissiyat” değil de bazı verilere bakmak, röntgenler, bilmem falanca testleri yapmak gerekirse, siyaset için de durumu tesbit edip ona göre öneri üretmek elzemdir. Durumu ilk önce bir tespit edelim ki sonrasında kendi mahallemizin ideolojik önerilerini nere göre neye göre önerdiğimizi anlatabilelim.

Şu an Galler’de görev yapan akademisyen Sevgili Emel Akçalı, İngiltere’nin sağlıktaki başarısızlığının, “kültürel mahremiyet” psikozuyla bastırılmaya çalışıldığını ve bunun sağlıklı bir şekilde yapılması gereken tartışmalara engel olduğunu, geçen günkü makalesinde anlatmıştı. Aynı makalede Akçalı felsefeci Bruno Latour’un Pandemi gibi böylesi “inanılmaz durumların” aynı zamanda değişim yapabilmek için kullanılabilecek önemli fırsatlar olduğunu söylediğini de yazdı.

Evet biz de bu “inanılmaz durumu;” en azından sonrası dönemde olsun, bütün yozlaşmış “Şeylerimizi” temizlemek için kullanabilirdik diye düşünüyoruz. Tabii “şeyleri” ararken sadece “hissiyat” kullanılmamalı, düzgün bir memleket röntgeni çekmemiz gerekmektedir, aksi taktirde, mevcut siyasi yapı bize yeni diye gene “hamaset” veya “kaderci” bir gelecek satacaktır!


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı