Türkiye’de yerel seçimler yapıldı.
Yerel seçimmiş gibi bir seçim olmadı.
Dinleme kayıtlarının, tapelerin, ayakkabı kutularının, paralel örgütlenmelerin ve daha bu yazıya sığmayacak bir hayli konunun gündemde olup da belediye icraatlarının tartışılmadığı tuhaf bir seçim süreci yaşandı.
Sürekli parti liderleri ön plandaydı ve seçilecek olanlar adeta liderlerin gölgesinde kaldı.
Böyle olmasının iki nedeni vardır.
Birincisi paralel yapının AK Parti ve özellikle Başbakan Erdoğan’a açtığı savaşın büyük boyutta olması.
İkincisi muhalefetin bu kavga üzerinden ve bu kavganın yarattığı malzemelerle yani ayakkabı kutusu, tape ve benzeri şeylerle Erdoğan’ı vurmaya çalışması.
Seçim süreci adeta bir iç savaş psikozunda geçti.
Kaybedenin yok olacağı bir iç savaş.
Muhalefet ve paralel yapı eğer başarılı olsaydı, Erdoğan, ailesi ve üst düzey AK Partililer ile birlikte tutuklanacaklar ve yargılanacaklardır.
Yani siyaseten ve fiziken ortadan kaldırılacaklardı.
Bu yolla Türkiye’de AK Parti dönemi kapatılacaktı.
Erdoğan bu planı akamete uğrattı. Pazar akşamı da iyi bir seçim zaferi kazanarak bunu perçinledi.
Erdoğan’ın polis ve yargıda yaptığı operasyonlar planı akamete uğratmanın birinci ayağıydı.
İkinci ayak da yerel seçimler olmasına karşın propagandasının merkezine paralel yapıyı ve muhalefetin paralel yapıyla ittifakını oturtmak oldu.
Böylece kendisi ve etrafıyla ilgili iddiaları gündemden düşürüp olası bir seçim zaferiyle kendisini fiilen ortadan kaldırmaya çalışanları geriletecekti.
Görüldüğü kadarıyla Erdoğan bunu başardı.
Kendisine yapılan operasyonları durdurdu.
Ama Türkiye’de yaşanan bu iç savaş henüz bitmedi.
Üstelik yeni başlıyor.
***
Aslında aldığı başarısız sonuçla istifa etmesi veya en azından kendi tabanına gidip güven tazelemesi gereken Kılıçdaroğlu dün düzenlediği basın toplantısında seçim öncesi üslubunu sürdürdü, Erdoğan’a “sen kimsin, sen kimsin” diye çıkıştı ve önümüzdeki dönemi özetleyecek bir cümle kullandı;
“Hırsızdan Cumhurbaşkanı olmaz.”
Kılıçdaroğlu, AK Parti’nin böylesi bir seçim zaferinden sonra Erdoğan’ın Ağustos ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olacağını çok iyi biliyor.
Bunun için de aldığı yenilgiyi es geçerek “hırsızdan Cumhurbaşkanı olmaz” diyerek cumhurbaşkanlığı seçimi için hedef gösterdi.
Böylece esas savaş da başlamış oldu.
Bu seçim zaferinden sonra Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı’na aday olacağı kesindir.
Ve yapacağı iki şey vardır.
Balkon konuşmasında da söylediği gibi paralel yapıyı tasfiye etmek.
Muhalefeti daha da geriletip cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmak.
Karşı tarafın da buna yanıt vereceği kesindir.
Baksanıza yerel seçimlerde bile bu denli sert bir savaşın içine girenler şimdi her şeylerini ortaya koyacaklardır.
Anlayacağınız Türkiye’nin yeniden dizayn olacağı bir döneme giriyoruz.
Eskilerin bir sözü vardır;
Hakkımıza hayır.
Başka bir şey söylemek de elimizden gelmiyor galiba…
































