Dünya

Hindistan’da Müslümanlar niçin şimdi protesto için meydanlarda?


Mumbai’de yaşayan metin yazarı Sarah Syed, aşırı sağcı, popülist ve koyu Hindu milliyetçisi Başbakan Narendra Modi yönetimindeki Hindistan’ın gidişatından uzun zamandır endişe duyduğunu hatta bunu önlemede aciz kaldığını söylüyor.

Ancak bir Katolikle evli olan Hindistanlı Müslüman kadın yazar, “şimdiye kadar öyleydi” sözleriyle toplumdaki ‘korku duvarının artık yıkıldığını’ dile getiriyor.

‘Bardağı taşıran son damlanın’ Modi hükümetinin uygulamaya koyduğu ‘Vatandaşlık yasası’ uygulaması olduğunu ifade eden 27 yaşındaki Syed, “Bir şeylerin doğru gitmediğini bilmiyor değiliz. Ancak birçoğumuz için siyaset, düşünülemeyecek kadar iç karartıcı bir durumdu.” diyor.

Analistler, Hindistan’a komşu üç ülkeden gelen göçmenlere hızlı bir şekilde vatandaşlık yolu açan ancak aynı durumdaki Müslüman göçmenleri saf dışı bırakan söz konusu uygulamayı, ‘ayrımcı’ ve ülkedeki ‘Müslüman azınlığı marjinalleştirme girişimi’ olarak gördüklerini belirtiyor.

Yaklaşık 1.4 milyar nüfusa sahip Hindistan’ın yüzde 14’ünü Müslümanlar oluşturuyor.

Modi’nin Müslümanlara yönelik politikası ne?

Modi liderliğindeki iktidar partisi BJP, son 5 yılda, İslami isimli mekanların adını değiştirdi, ülke tarihine damga vuran Müslüman liderlerin rolünü azaltmak ya da itibarsızlaştırmak için tarih kitaplarını yeniden yazdırdı ve Müslümanların yoğun olarak yaşadığı Keşmir’in özerk statüsünü ortadan kaldırdı.

Başbakan Modi, ‘Vatandaşlık yasası’nın her ne kadar Hindistanlı Müslümanları hedef almadığını öne sürse de partisi BJP, nisan ayındaki genel seçimler öncesi ‘kaçak göçmenlerin’ belirlenmesi için ülke çapında çalışma yapılacağı sözü vermişti.

Zira bu durumun birinci dereceden muhatabı, milyonlarca Müslümanın vatansız kalmasına, hatta sınır dışı edilmesine yol açacak ‘vatandaşlığı ispat’ adımıydı.

Uzmanlara göre Modi merkezli Hindu milliyetçisi BJP’nin kazanmış olduğu seçim zaferi, sadece gelecek beş yılın Hindistan’ını belirlemeyecek, belki de “yeni Hindistan’ın” dizaynını tanzim etmede aşamalı bir sürecin devamına karşılık gelecek.

Yasanın olası etkileriyle ilgili ücretsiz hukuki danışmanlık veren Mumbai merkezli avukat Mümin Musaddık da, Müslümanlar arasında yıllardır süregelen bastırılmış korkularının nihayet ülke çapında dalgalanan protestolarla dışa vurduğunu kaydediyor.

Müslümanların kaygılarının ülke çapında dalga dalga yayılan protestolarla nihayet bir çıkış noktası bulduğunu belirtiyor.

“İnsanlar hükümetin Hindu milliyetçi gündeminden uzun süredir korkuyorlardı ki artık korkacak hiçbir şeyleri kalmamış gibi hissediyorlar.” diyen Musaddık, “Hindistan’da yaşamları artık tehdit altında olduğuna göre, bu durumda protesto etmekten başka seçenekleri de kalmadı.” ifadelerini kullandı.

“Hükümet geri adım atabilir ama asla vazgeçmez”

Yeni ‘Vatandaşık yasası’, Müslümanların yanı sıra laik Hindulardan diğer azınlıklara mensup vatandaşlara entelektüellerden muhalif politikacılara kadar Hint toplumunun büyük bölümünü harekete geçirmiş durumda.

Delhi’deki Jawaharlal Nehru Üniversitesi’nden tarihçi Zoya Hasan, protestoların “son altı yıl içinde Modi hükümetine karşı yapılan en büyük meydan okuma” olduğunu söylüyor.

Kerala ve Batı Bengal gibi muhaliflerin elinde bulunan eyaletlerdeki bazı yerel yönetimler, vatandaşlara yönelik sicil çalışması yapmayacaklarını belirtti.

Bu bir anlamda Başbakan Narendra Modi’nin otoritesini tanımama anlamına geliyor.

Zoya Hasan’a göre, ülke genelinde milyonlarca kişinin sokağa çıkmasına neden olan protestolar her ne kadar vatandaşlık yasasına karşı mücadele olarak başlasa da, göstericilerin çoğu hükümeti, Hindu ulus devlet emelinden ve laik Hindistan’ı yeniden dizayn arzusundan geri adım attırmaya yönelik.

Bununla birlikte kadın tarihçi, gösterilerin, Modi’yi Hindu milliyetçi mücadelesinden ve mayıs ayında ezici çoğunlukla zafer kazanmasına neden olan söylemlerden uzak tutmayacağını ifade ediyor.

Hasan, “Hükümet protestoların ardından geri adım atabilir, ancak ana gündeminden asla uzaklaşmayacaktır.” diyor.

“Artık uyandık”

Eylemlere ilk defa katılan Sarah Syed, farklı kesimlerden çok sayıda protestocunun bir araya gelmesinin ‘tüylerini ürperttiğini’ dile getiriyor.

“Daha önceden kendimi çok çaresiz hissediyordum.” diyen Syed, hissiyatını, aldatıcı ve hileli yöntemle ikna etme anlamına gelen ‘Duman ve Aynalar’ deyiminden yola çıkarak şu sözlerle sürdürüyor:

“Bu ülkede bazı şeyleri değiştirmek için sanki yapabileceğim hiçbir şey yokmuş gibi kendimi çok çaresiz hissederdim. Ancak hükümetin stratejisi bizim için duman ve aynalar oldu. Ancak şimdi artık uyandık.”




Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı