Köşe Yazarları

HEYECAN YAPALIM MI?


Hade yine ufaktan ufaktan heyecan yapmaya başlayalım mı?

Birleşmiş Milletler yeni bir görevli atadı. (Kadının yaptığı görevleri okudum, fotoğraflarına baktım, çetin cevize benziyor.)

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (onca dünya sorunu arasında vakit ayırıp da) Kıbrıs’taki liderlere “bıraktığınız yerden görüşmelere başlayınız” çağrısı yaptı.

Her zaman olası gelişmelerin işaret fişeğini yakan Rum basınında senaryo üstüne senaryolar yazılıyor.

En çok güldüğüm de “ABD bu kez kararlı görünüyor, Trump Kıbrıs sorununu çözmek istiyor” şeklindeki senaryo oldu.

İddia ediyorum ve şöylesi bir bahse de girebilirim; Trump’ın önüne dünya haritasını koysunlar ve “Kıbrıs’ın yerini göster” deseler, eğer gösterebilirse adımı değiştireceğim.

O kadar iddialıyım.

Bazıları Avrupa Birliği’ni de işin içine katmaya çalışıyor ama nafile.

Avrupa Birliği’nin Kıbrıs sorununda müdahil olacak takati yok.

En kötüsü Avrupa Birliği’nin Türkiye’yi bir çözüme ikna edecek mecali yok.

Avrupa Birliği’nde Türkiye karşıtlığı noktasında bayrağı Rum tarafından devralan birçok ülke yönetimi türedi.

Dolayısı ile Avrupa Birliği çözüm önündeki bir engele dönüşebilir bile.

Çünkü Avrupa’da iktidar olan birçok hükümetin derdi Kıbrıs’ta çözüm değil Tayyip Erdoğan’dır artık.

***

Bu koşullar çerçevesinde ve gelinen aşamada Olası gelişmeler nedir bilir misiniz?

Birleşmiş Milletler atadığı yeni görevli çerçevesinde bizim buralarda bir hareketlilik yaratacak.

Dün olduğu gibi “aaa yeni görevli geliyor öyleyse biz de kendi içimizde konuşalım” diyerekten Akıncı siyasi parti başkanlarını toplayacak.

Saatler süren mesai yapacaklar.

Aynı mesaiyi Anastasiadis de yapacak.

Sonra taraflar pozisyonlarını almış ve mevzilerine girmiş vaziyette yeni kadın görevliyi beklemeye başlayacaklar.

Geldiği ilk gün de geldiğine geleceğine pişman edecekler.

Kadının kafası karışacak, nevri dönecek ve gerisin geriye gidecek.

Sonra da demirden eldivenlerini takıp tekrar gelecek.

Ve biz yine stres yüklü “acaba bu kez çözüm olacak mı” günlerine geri döneceğiz.

Tek bir farkla.

Bu kez geçmişte çok abarttığımız “uluslararası toplum bizimledir” teranesi olmayacak.

Trump’tan dolayı da Amerika gelişmeleri uzaktan izleyecek.

Avrupa Birliği kendi dertlerinden dolayı kıyıdan kıyıdan gidecek.

Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar bu kez kaderleriyle baş başa kalacaklar.

Bir de anavatanları.

Çipras henüz havaya bakıp ıslık çalıyor ama konunun ta içine girmek zorunda kalacak.

Erdoğan, zaten hobi haline getirdiği Kıbrıs’ı yakından takip edip müdahil olacak.

Ve mesele gelip kimin ne kadar taviz vereceğine dayanacak.

***

Tek tesellim nedir bilir misiniz?

Şükür ki önümüzde yeni bir seçim süreci yoktur.

Anlayan anladı…

 



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı