Köşe YazarlarıSürmanşet

HERŞEY TERSİNE DÖNERKEN






Salgın dönemi hayatın bu şekilde sürdürülemeyeceğini gösterdi.



İşin başında evlere kapanmak, dışarıya çıkmamak belki dinlence gibi gelmişti herkese!



Ev işleri ile uğraşma fırsatı bulamayanlar bu fırsattan yararlanmışlar, kimisi kapısını panjurunu onartmış, kimisi dökülen duvarları sıvayıp boyamış, kimisi bahçesine çeki düzen vermiş, kimisi yarım kalan kitabını bitirmiş, kimisi kendini kitap okumaya vermiş ve birçok insan ev ahalisi ile doyasıya birlikte olmuş; daha önceleri hiç bu denli bir arada olmamışlardı…

Salgın dönemi uzadıkça ve ev işleri azaldıkça iş tersine döndü.

Gün boyu saatlerce aynı koltukta oturmak dayanılmaz bir hal aldı.

Hastalığı olanların hastalığı artarken, hasta olmayanlar arasında hastalananlar oldu.

Kapalı dönem psikolojik bir buhrana dönüştü.

Ev, evlikten çıkıp zindana benzedi.

Birçok yerde ev ahalisinin birbirine olan hasreti bitti, yerini uluorta tartışmalara bıraktı.

Zamanında alınmayan önlemlerin ardından ürkütücü bir döneme gelindi.

“Vaka” ve ölüm sayıları yükseldi; yöneticilerin yönetimleri dibe vurdu; endişe korkuya dönüştü…

Öyle bir dönem ki Azrail’in marketlerde, kasaplarda, benzin istasyonlarında, yollarda, caddelerde, evlerde ve her yerde elini kolunu sallayarak dolandığı bir dönem bu.

Bir naylon poşete dokunurken, belki de Azrail’in elini tutuyor insan.

Hatta ne bileyim bir gülü koklarken bile Azrail’in nefesi bulaşıyor insanın yüzüne.

Sıradan rakamlar hiç bu kadar ürkütmemişti insanları…

Günümüzde insanoğlunun bu şekilde yaşaması mümkün mü?

Bir patikada yürümenin ne denli hayat dolu olduğu;

Bir sokaktan bir sokağa yürüyüp gezinmenin, bir parkta oturmanın, deniz kenarına gidip bir kayanın üzerinde ufku seyretmenin, bir tarlada çiçek toplamanın, bir kentten bir kente, bir ülkeden bir ülkeye gitmenin, dostlarla bir kahvede buluşup muhabbet etmenin, bir arkadaşınızı kapıdan almanın, çarşı pazarda salına salına alış veriş yapmanın ne kadar güzel olduğunu ve aslında yaşamın bunlardan ibaret olduğunu anlıyor insan.

Bir parça gökyüzü,

Bir parça kent,

Bir parça bahçe,

Biraz dost,

Biraz ağaç,

Biraz gülmek ve ağlamak,

Biraz sarılmak ve sevişmek,

Bir parça yol yürümek yeter yaşamaya…

Daha önceleri değerli görülmeyen ne varsa değerleniyor ve geride kalan o günler aranıyor…





Başa dön tuşu