Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

HERKESE İYİ SEYİRLER…

Çiçek açan badem ağaçlarının fotoğrafları yayınlandı Facebook’ta.

Baharın vazgeçilmez konukları kırlangıçların geldiği müjdeleniyor sosyal medyada.
Ahali, bahar kıyafetlerine büründü.
Bir bahar coşkusudur da gidiyor.
Yalancı bahar.
Şubatın ortasında bahar olur mu?
Her beş yıllık periyotta yalancı bahar sürprizi yapıyor bize tabiat ana.
Kış ortasında baharı yaşatıyor.
Sonra da muazzam bir kuraklık.
Geçmişte yedi yılda bir kuraklık  üç yıllık periyotlarla kuraklık beklerdi eskiler.
Bulutların ve rüzgarın durumuna bakar, karıncaların ve börtü-böceğin hareketlerini izler ona göre karar verirlerdi ekimin nasıl olacağına.
Kıt kanaat imkanlar içinde tek bir adet tohumun bile heba olmasına tahammülleri yoktu.
Bu nedenle tabiatı doğru okumak ve tabiatla uyum içinde olmak zorundaydılar.
Şimdilerde kimsenin umurunda değil.
Yalancı baharlar büyük sevinç yaratıyor artık.
Peşisıra gelecek korkunç kuraklığa bile aldırmadan.

      ***

Aslında sadece tabiat anaya karşı olsaydı bu kayıtsızlığımız neyse.
Tıpkı insanların olduğu gibi toplumların da bazı kusurları vardır deyip geçerdik.
Oysa büsbütün memlekete kayıtsızlığımız.
Bizleri derinden etkileyecek konuları bile sadece tribünden izliyoruz.
Ya da izler gibi yapıp kendi keyfimize bakıyoruz.
Bir milyar üç yüz milyon harcanmış, kuraklığımıza iyi gelecek su getirilmiş kimin umurunda.
Asrın projesi olması bile kesmiyor bizi.
Gelmiş de büyük bir krize  dönüşmüş kimin umurunda.
Çoğunluk net bir şekilde çıkarmıyor sesini “kardeşim getirdin teşekkür ederiz da sonrası bizim işimiz” demiyor.
Ya da “yeter artık, bu su aksın da nasıl isterse aksın” diyemiyor.
Her kafadan bir ses çıkarma durumunda tüm memleket kendi kendine yazık ediyor.
“İrademiz” lafazanlığında iradesizliğin en kahredici olanı yaşanıyor.

      ***

Bademler çiçek açtı.
Kırlangıçlar geldi.
Memleketin bir kısmı, Şubat’ta denize girme bahtiyarlığındaydı.
Geri kalan kısmı, yaktı mangalları, etrafı dumana verdi, kafaları tütsüledi.
Her geçen gün biraz daha yok olmanın eşiğinde herkes birbirini seyredip durdu.
İyi seyirler…