Poli

Her Zaman En İyisi!







Bazen hiç bir şeyi iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış, mükemmel ya da rezalet olarak sınıflayamayız. Fakat yine de bu sınıflamaları yaparken, ya da yapmaya çalışırken bulabiliyoruz kendimizi. İşte, evde, okulda ya da günlük yaşantınızda her şeyin en ideailini, en iyisini yapmaya çalışıyor, bunun için çok çabalıyor ve yoruluyorsanız belki siz de mükemmelliyetçiler kervanındasınız. Her zaman mükemmel, düzenli, tertemiz bir eviniz olmamış olabilir ya da kıyafetlerin renklerine/ türüne göre düzenlenmiş bir dolabınız, ama mükemmelliyetçilik hala hayatınızı etkiliyor ve sizi engelliyor olabilir.

Sadece bu kadar da değil, mükemmelliyetçilik eğiliminiz varsa hayatla ya da insanlarla ilgili de kesin yargılar yaparken bulabilirsiniz kendinizi. Kesin ve kati yargılardan bahsediyorum, mesela üzülmenize neden olan bir arkadaşınız hakkında “insanlar bazen hata yapabiliyor” gibi bir genelleme yapmak yerine  “zaten çok kötü biri” gibi kesin bir yargıya vararak onu hayatınızdan uzaklaştırma kararı alabiliyorsunuz aniden. Ya da gündemimizi meşgul eden Çözüm Süreci ile ilgili yaşanan bir hayal kırıklığı yüzünden çözüm beklentisinden tamamen vazgeçmiş olabilirsiniz. Yani sürekli “ak ya da kara”sınız, hayatınızda grilere pek yer yok!




“Her zaman en iyisi ya da asla!”



Eğer böyle bir bakış açınız varsa kendinizle ilgili de katı yargılarınız vardır. Küçük bir başarısızlık ya da planda küçük bir aksama, bir pürüz kendinizi tamamen başarısız bir insan olarak etiketlemenize neden oluyordur. Söz konusu iş olunca, yapacağınız şey ne olursa olsun, her zaman mükemmel bir şekilde tamamlanması gerektiğini düşünüyorsunuzdur. Elbette  elinizden gelenin en iyisini yapmalısınız ama mükemmelliyetçiyseniz yaptığınız şey asla sizin için “en iyi” olmayacaktır.

Mükemmelliyetçilik bir hastalık değil merak etmeyin; köreltilmesi gereken bir kişilik özelliği diye tanımlayabiliriz. Üstelik bu durum son dönemde hayatın sırtımıza yüklediği beklentilerle, var olabilmek, kabul görebilmek için başkalarının beklentilerine bel bağlamakla iyice arttı hayatımızda.

Mükemmeliyetçi insan kime mi denir, şöyle özetleyeyim: Kendinin ve çevresindekilerin en ufak bir hatasını bile kabul edemeyen, sürekli eleştiren ama eleştirilmeyi kabul edemeyen, diğerlerini kendi doğrularına göre düzeltmeye çalışan, ulaşılması neredeyse imkansız, gerçek dışı hedefleri olan ve doğal olarak bu hedeflere ulaşamadığında da hayal kırıklığı ve öfke yaşayan, yaptığı işten ya da yaşadığı andan keyif almaktan uzak, sonuç odaklı, sürekli olarak beğenilmeme ve sevilmeme kaygısı yaşayan, bu yüzden de sürekli kaygılı ve huzursuz olan kişi. Hal böyle olunca insanın tatminkar ilişkiler yaşaması ve yaptığı işlerden de tatmin olması oldukça zor. Sadece başkalarını eleştirmeyi geçtim kişi kendine karşı da acımasızca eleştireldir. Üstelik başarısızlıktan korkan mükemmelliyetçiler, başkaları tarafından eleştirilmeyi göze alamayıp başarısızlıkla sonlanacağını düşündükleri işlere de girişmezler. Hep bir olasılık ve risk analizi içindedirler.

Eğer böyle özellikleriniz olduğunu düşünüyorsanız kullandığınız cümlelere de dikkat edin, çünkü mükemmeliyetçi kişilerin hayatında çok fazla ‘meli’, ‘malı’ cümleler vardır. “Eşim eve asla geç gelmemeli”, “Çocuğum her zaman başarılı olmalı.”,  “Ben her zaman başarılı olmalıyım”, “Arkadaşlarım bana böyle davranmamalı” gibi.

“Her şeyin mükemmel olmasını istemekte ne gibi bir sakınca olabilir ki?”

Eğer mükemmelliyetçi biriyseniz bu soruyu sorduğunuzdan eminim. Elbette sakıncası yok, ancak hayatınızı olumsuz etkilediğini belirtmeliyim. Sürekli bir şeyleri organize etmeye, planlamaya, her şeyi kontrolünüz altında tutmaya çalışıyorsanız, daha iyisini yapabilmek için bir türlü başladığınız işi bitiremiyor bunun için olağanüstü bir çaba harcıyor, herkesten sizin kadar özenli titiz vs. davranmasını bekliyor, bu karşılığı alamayınca ya da bu büyük bir çabayla tamamladığınız iş takdir görmeyince  hayal kırıklığı ve öfke yaşıyorsanız, dolayısıyla etrafınızdaki insanlarla ilişkileriniz de hep gerginse hayat sizin için haddinden fazla stresli ve yorucu oluyordur.

Mükemmelliyetçilikten kurtulmak mümkün mü?

Evet mümkün. Eğer bu yazıyı okuduktan sonra, mükemmelliyetçi bir kişiliğiniz olduğu kanaatine varabildiyseniz; bu durumun hem sizin hem de diğerlerinin hayatlarını nasıl olumsuz etkiliyor olduğunu fark edebildiyseniz, değişim konusunda yolu yarılamışsınız bile, tebrik ederim. Dahası yapmanız gereken şey de çok kolay. Siz bir mükemmelliyetçinin sahip olduğu tüm özelliklere sahipsiniz: Sonuca odaklanmak, başarı için çabalamak ve her şeyin en iyisini yapmak. O zaman kendinize yeni bir amaç belirleyin, “mükemmelden daha iyi” olmayı hedefleyin. Nasıl mı? Mükemmelliyetçilikten vaz geçerek. Sizin gibi detaylara bu kadar önem veren biri, mükemmelliyetçiliğin hem kendi hem de etrafındakiler üzerindeki bu olumsuz etkilerini, yani pürüzleri hayatından çıkarmak isteyecektir, eminim. Zaten ne kadar uğraşırsanız uğraşın asla yeterince mükemmel olamıyorsunuz, değil mi? O zaman daha iyisini yapmayı deneyin, bırakın hayat aksın, siz de biraz tadını çıkarmaya çalışın. Siz bunu başarabilirsiniz.

Damla Günsel

Uzman Psikolojik Danışman

[email protected]









Başa dön tuşu