Her şeyi yok eden bir ırmak!

17 Temmuz 2018 Salı | 10:14
Ahmet Okan

Norveçli  Edwin Peary 1911’de Güney Kutbuna ilk ayak basan insan olarak tarihe geçti. 1928’de Güney Kutbunda kayboldu.

Avustralya ve Antartika’yı keşfeden James Cook keşifleri sırasında Hawai adasının yerlileri tarafından öldürüldü. (1779).

Ünlü denizcilerden Macellan Büyük Okyanus ile Atlas Okyanusunu bir birine bağlayan boğazı buldu. Gittiği Filipinler’de yerliler tarafından öldürüldü.

Portekizli denizci Bartolomeu Dias 1500 yılında gittiği Afrika’nın en uç noktasına ulaşır ki o noktada fırtınalar bir türlü dinmek bilmediğinden buraya “Fırtınalar Burnu” adını verir, ancak kendisi de fırtınalardan kurtulamaz, hayatını kaybeder. Daha sonra keşfedilen o yere “Ümit Burnu” adı verilir.

Çin’e doğru büyük bir yolculuk yapan Marco Polo görevlerini tamamlayıp memleketine döndükten sonra Cenevizlilere esir düşer. Daha sonra hayata veda eder. Yolculuk sorasında yazdıkları belirli dönem dünyaya ışık tutmuştur…

Günümüzde bir uçtan bir uca uçabilip dünyayı geziyor ve haberleşebiliyorsak, bu insanların sayesindedir…

Dünya artık o dünya değildir.

Şimdi yerlilerin yabancıları öldürdüğü yoktur.

Zaten “yerliler”in büyük çoğunluğu yok edilmiş, kalanlar da ehlileştirilmiş ya da başkalaştırılmışlardır!

Amerika’nın keşfinden sonra Avrupalıların bu yenidünyaya akın ettikleri bilinir.

Orada yerlileri katlettikleri de bilinir.

Bugün ayakta kalan Kızılderili nesiller her yıl festival düzenliyorlar.

Kimi yabancılar da iş işten geçtikten sonra başlarına kanat takıp festivalde Kızılderililerin yanında yer alıyorlar!

Fakat ülkelerinin, fakir doğu halklarını nasıl darmadağın ettiklerine, o toprakları nasıl böldüklerine, nasıl milyonlarca mülteci yarattıklarına, Akdeniz’in çeşitli bölgelerinde binlerce insanın sözde özgürlüğe kaçarken nasıl yok olduklarına ses çıkaran Amerikan halkı diye bir halk yoktur!

Sahi!

Bu Amerikan halkını kim uyandıracak?

Keşifler yapılmasına yapılmış insanlığa armağan edilmişti ama her gidilen yerde yerlilerin yok edildiği de Avrupalıların barbarlığının bir parçasıydı.

İşin tuhaf yanı, yok ediciler yok ettiklerine “barbar” diyorlardı!

Kızılderili reislerinden Oturan Boğa’nın topraklarına ayak basan beyaz adamlar hakkında şöyle dediği söylenir:

 

“Bizim annemizin, toprağın, kendilerinin olduğunu söylüyor, komşularını çitler yaparak kendilerinden uzaklaştırıyorlar. Toprağı binalarıyla ve öteki süprüntüleriyle çirkinleştiriyorlar. Bu ulus, baharda yatağından taşarak, yoluna çıkan her şeyi yok eden bir ırmağa benziyor.”

Her şeyi yok eden bir ırmak!

Çitler yapıp komşuyu kendinden uzaklaştırmak!

Gel bir de şimdi gör!

Ne süprüntüler var!

Bir Kızılderili atasözü ile bitirelim:

“Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.”