Kanalizasyonlar birleştirilince,
Önce şeylerimiz birleşmişti.
Şeylerimiz birleşince rahat etmiştik.
Onca yıl sonra aynı yere şey yapıyorduk ki,
Büyük bir rahatlamaydı…
…
O gün bugündür çok rahat şey yapıyoruz.
İki ahaliyi ayıranlar şeylerimizi birleştirmişti…
…
Şimdi hellimle hollumi birleşecek.
Bu birleşmeden de rahat edeceğimiz kesindir.
Devrede yine aynı dış aktörler var…
…
Ulusal Sorun üzerine kafa patlatanların,
Bu işin ekseninde .okumuzla hellimimizin olduğunu bilmemeleri büyük ayıptır…
…
Çakıstes de birleşsin.
Şeftali kebap da.
Samarella da birleşsin,
Herse de…
…
Bir gün sıra insanlara gelirse,
İşçi sınıfından önce mangalcılar birleşsin…
…
Eğer bunlarda da ıngır mıngır eden olursa,
AB yine devreye girsin.
Varsın dört beş yıl da çakıstes için gitsin…
…
Baktık mesele samarellada tıkanmış.
Görüşmecileri değiştiririz…
…
Nasıl olsa zaman çok.
Bakın bugün 20 Temmuz.
Kırk birinci yıl.
Gelinen nokta hellim…
…
Hellim bizim miydi, değil miydi tartışma konusudur.
Kimisi Araplardan gelmedir der, kimisi Venedik döneminde yerli ahalinin “calumi” yani hellim yaptığını söyler.
Şu alıntıyı yapalım:
Şair Giorgios Viziinos M.S. 1867’de Kıbrıs’ta bulunduğu sırada, “Kıbrıs’ın Fakiri” isimli şiirinde, “Hellim” peynirinden şu şekilde bahseder: “İlk köyü hatırlıyorum, biraz acıkmıştım, hellim ve ekmek yedim ve gerçekten canavar gibi oldum.”
…
Öte yandan kimisi halis muhlis Kıbrıs türkünün ürünüdür der.
Hatta Kıbrıs Türkü’nündür diyenler,
Bu anlaşma ile geri adım atıldığını iddia etmektedirler duyurulur…
…
Söz bize düşmez.
Hellimcilere düşer.
Nasıl olsa hellimin tarihi var, ada ahalisinin yok…
…
Sonuç olarak,
Önce şeylerimiz birleşti.
Ki üstünden çok zaman geçti.
Şimdi hellimler birleşecek.
Markalanacak.
Hem hellim yazılacak hem hollumi.
Hem ayrı ayrı hem beraber.
Dünya da bunu böyle belleyecek.
Hellimin durumu, şimdiki fiili duruma uygun düşüyor.…
…
İstenildiğinde ayırmak kolay olacak.
Eskisi gibi.
Yoksa niye hem ayrı hem de beraber yazsınlar?
Sorarım…
…
İki cemaatin birleşip birleşmemesi önemli değildir.
Zaten bunun ulusal sorunla da herhangi bir ilişkisi yoktur.
Ne tarihsel, ne kültürel…
…
Öte yandan çözüm olursa, İngiltere Dikelya Üssü’ndeki 40 km karelik toprağı iade edeceğini açıkladı.
Annan Planında da durum buydu lakin olmamıştı.
İngiliz ne derse tersi olduğuna göre,
Bilemem…
…
Hellimde anlaşma sağlanırken, bir üniversitenin kadın basketbolcularına Rum ambargosu uygulanmasının ve mecburen müsabakaların Türkiye’nin bir ilinde yapılmasına karar verilmesinin de Kıbrıs sorunu ya da ulusal sorun ile hiçbir ilgisi yoktur.
Neyin meselesidir? diye,
Sorarım…
…
Yoksa Kıbrıs’ta barış engellenebilir mi?
Engellenemez.
Bugün aynı şeyi “asrın lideri” de söyleyecek…
…
Ne diyordu Kıbrıs’ın Fakiri?
“…biraz acıkmıştım, hellim ve ekmek yedim ve gerçekten canavar gibi oldum.”
…
Canavar gibiyiz…
































