“Bu işi sevdin ha, Ozan Ceyhun’a teşekkür et” diyen bile var.
İftiraya uğramışız…
Hak etmediğimiz saatler yaşamışız…
Ama olaya “popülarite” açısından bakan dahi var.
Ben bakmadım.
Ben sadece mahcup oldum, ezildim.
Onca destek, sahiplenme görünce, ister istemez, “Ben bunu hak edecek ne yaptım” diye sordum kendime…
Şükrettim.
“İyi ki bu toplumun bir parçasıyım” dedim.
Dedim ya…
Ben kendimi, bana destek verenlerle savunabildim.
Başaran Düzgün de öyle…
Cenk Diler de…
Bizde bu “kara çalma” tutmadı…
Zaten söyleyen de haber gönderdi, “Böyle bir şey olduğuna inanmıyorum ama, ağzımdan çıktı…”
Demokrasiye sahip çıkın
Bir de başka açıdan bakın.
Herkes empati yapsın…
Ben ya da Başaran beye değil…
Size de “FEÖ’cü” denebilirdi.
Bayilikleri olan işadamları…
Okullardaki akademisyenler…
Yerli üreticiler…
Eğitim kurumu sahipleri…
Hedef sizdiniz…
Biz eğer, Ozan Ceyhun ve benzerlerinin burada olduğunu fark etmeseydik…
Deşifre etmeseydik…
Bugün tartışılan başka bir konu olacaktı.
“Paratonel” görevi gördük…
Aşağılandık…
Hakarete uğradık…
İftiraya uğradık…
Ama susmadık…
Zaten bize cevap hakkı dahi kalmadan…
Sağolsun tanıdığım, tanımadığım bir çok insan devreye girdi…
Doğru olan demokrasiye sahip çıkma…
İşdünyası neden susuyor?
Aynı iftira işdünyasından birine gelmedi henüz.
Ama dedikodu üzerine dedikodu…
Kıbrıs Türk Ticaret Odası, sustu…
Sanayi Odası sustu…
İşadamları Derneği sustu…
Oysa, Türkiye’deki gelişmelere bakıldığı zaman, sürecin esas kaybedeni yatırımcılar…
Yerli ya da yabancı yatırımcılar…
Bir şekilde “FETÖ” ile finansal bağı olan tüm yatırımcılar Türkiye’de her şeylerini kaybediyorlar…
Burada bayileri var…
Belki de iş ortaklığı olanlar var…
Bu sürede, en çok da buna hayret ettim…
“Susalım da bizim kapımıza uğramasın” diyenler var ya…
Bilin ki, iftiraya uğrarsanız eğer…
Sizin için de mücadele edecek bir gazete ve gazeteciler var…
Halen daha burada
Ozan Ceyhun halen daha burada.
Türkiye Cumhuriyeti’nin Lefkoşa Büyükelçiliği’nde bir odada çalışıyor.
Odasına çağırdığı Kıbrıslı Türklerden hesap soruyor…
Kimisine korku salıyor…
Kimisine “vaat” veriyor…
Kimisine mavi boncuk dağıtıyor.
Ayağına çağırdığı gazeteciler var…
Elçi dururken…
Elçinin dahi rahatsız olduğu bir şahsın ayağına elçiliğe gidenler de bir mutlu bir mutlu, sormayın…
Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu, ısrarla “benim adıma orada değil” dese de..
Ceyhun burada olmaya devam ediyor.
Bir hükümet var…
Yazık…
Bir elçi var…
Ona daha da yazık, üzerine basılarak istemediği bir ismi burnunun dibine sokuyorlar…
Ceyhun’un ayağına giderek “görüşmeyi marifet sayanlara” ise…
Daha da yazık…
































