Var mı eski Irak’ı hatırlayan? Şu 1990’ların Irak’ını! Baba oğul Bush’ların henüz şerrine uğramayan Irak’ı? Bir başka ifadeyle Amerika’nın rüyası uğruna yerle yeksan olan Irak’ı!
Tabi Irak’ta öncesinde de vardı savaşlar. Fakat hiç birisi Saddam Hüseyin’in 1990’larda Kuveyt’e saldırmasını bahane edip müdahalede bulunan Amerika kadar bitirmediydi Irak’ı! Nitekim Saddam’ı gizlendiği deliğinden çıkartıp idamını seyretmeden de dur durak bilmediydi!
Oysa şimdilerin Amerika’sına bakın: “Irak’ı İşid’in işgalinden kurtarmak için bir yeni operasyonun ağa babası oluyor! Eğittiği Arap ve Kürt güçlerini Musul’u kurtarmak için cepheye sürüyor! Sonrası malum: Irak’ta yeni yeni devletler kurulacak! Sünnisi Şiisi, Kürdü Arabı ile… Hele İşid’den temizlensin! Ve anlıyoruz bir kez daha! Ortadoğu’da o petrol olduğu sürece Amerika kendini görevini yerine getirmiş saymayacaktır!
MÜZAKERELERDE SON GELİŞMELER:
Sn. Akıncı ya etki tepkileri görmek için nabız tutuyor yahut bazı açıklamalar yapmanın daha doğru olacağını anlamış varılan uzlaşılarını ayazlatıyor. Sonuncusu da Federal Polis’le ilgili oluyor ve bu konuda uzlaşıya varıldığını söylüyor. Annan planında Federal Polis her bir Kurucu Devletten eşit sayıda oluştuydu. Görevi Kıbrıs’ın sınırlarını denetlemek, Federal görevlileri, binaları, gayrimenkulleri ve yabancı yetkililerle diplomatik misyonları korumaktı.
Geçtiğimiz hafta Sn. Akıncı’nın “uzlaşıya varıldı” dediği Federal Polis’in yeni versiyonu ise uzun tartışmalardan sonra “nüfus sayısına göre” oluşturuldu. Sn. Akıncı Annan planında olduğu gibi Federal Polis’in eşit olmasını istemiş, ancak yüzde 60 Rum’a karşılık yüzde 40 Türk oranında uzlaşma sağlanmış.
Yalnız Sn. Akıncı önemli olması gereken bir açıklama daha yapıyor: “Bizim açımızdan önemli olan polisin silah kullanma yetkisine sahip olacak birimleridir” Sn. Cumhurbaşkanına yüzde 60 federal polise karşılık yüzde 40 polisi kabul derken karşılığında “Silah kullanacak Türk Rum polislerin yarı yarıya olmasını sağlamış!” Tabi Kurucu Devletlerin kendi içlerinde de güvenlik güçleri olacak..
YASAL İKAMET: AB’nin 4 özgürlüğünde ısrar eden Rum tarafı Türk tarafının bu konudaki şu açıklamasına “makuldur” dedi mi bilmiyorum. Ancak diyor ki Sn. Akıncı “ikamet bir AB ülkesinde kaçınılmaz uygulamadır.” Ve devam ediyor: “… Kuzey Kıbrıs’ta oluşacak Kıbrıs Türk Kurucu Devletinde Kıbrıslı Türklerin çoğunluğunun tehdit altında olmaması için Rum Kurucu Devletinden gelenlere iç vatandaşların en çok yüzde 20’si kadar yasal ikamet hakkı tanınacak…” Tabi “diğer AB hakları yani “serbest dolaşım, kalma hakları devam edecek. İsteyen istediği yerde kalabilir diyor Sn. Akıncı. Hatta ev, yazlık kiralayabilir, iş bulursa işleyebilir falan…
İÇ VATANDAŞLIK: Sn. Akıncı bu konunun üzerinde özellikle duruyor. Mesela Kurucu Türk Devletinde iç vatandaşlığın kriterlerini kendi saptayacaktır. Ancak iç vatandaşlığa müracaat eden kişilerde aranacak kriter mesela Kuzey’in anadilini çok iyi bilmesini olacaktır. ” Sn. Akıncı diyor ki “bizim kriterimiz budur.” Zannedersem karışıkça bir uygulama, sorun çıkarması olası!
KISACA TAKILDIĞIM: (DEVLET İFLASI OYNARSA MEMLEKET MÜFLİS OLUR!)
Devlet şu veya bu nedenlerden dolayı sorunları çözme kabiliyetini kaybedebilir. Mesela Atatürk “Gençliğe hitabında tüm olumsuzlukları vurgular ve gençleri işaret ederek “buna rağmen birinci vazifen Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini ilelebet yaşatmaktır…” der.
Elbet öylesi bir ortam ve konum içinde değiliz. Siyasetçilerimizi yemekten fırsat bulup yarattığımız bir lider de kalmadı ki ölmeden böylesi vasiyeti olsun.. Ama KKTC gerçekten hem lidersizdir, hem çaresiz! Kitleleri etkileyecek ne bir etkili ses var ne güven verecek bir nefes!
Dolayısıyle dün Köşemde “takıldığım” olaya bugün yeniden dönüyorum. Ki ne dediydi Eğitim Bakanı? “Sorunlar nüfus artışından dolayı çoğalıyor!” Artan sadece nüfus mu ama? Üstelik sorun 1974’den beridir sürgit! Çünkü artanlara, gelişmelere, değişimlere, gereksinmelere… Artık gelip giden iktidarlar yetişemiyor cevap veremiyorlar. Oysa “mesela” diyeceğimiz” bir büyük değişim ve devinimde Akıllı telefon dediğimiz harika icat artık ilkokul öğrencisinin cebine kadar girdi! Bu olay dünyada bir devrin kapanıp yeni bir devrin başladığını haber veriyor ama bakın biz o telefonu yaratan teknoloji döneminin neresindeyiz?
Okullar açıldı ama sorunlar devam! Arabalar çoğalıyor ama yollar yıllar önce TC’nin yaptıklarıyla kalakalmış! Türkiye’de o “cep telefonu” halka çağrısı ile bir askeri darbeyi bozguna uğratmaya yetmiş ama biz hâlâ “e devlet” olamamışız dolayısıyle yüzlerce araca karşılık 40 bin aracın seyrüsefer ruhsatlarını yenilemediklerini gördükten sonra sorunu ancak “afla” çözmeye çalışmışız! Emirnameler “yapılmalıdır” çıkarılmalıdır diye oluşturuldu ama imar iskân ihtiyacı ile gelişme hesaplanmadığından kadük hale geldi!
Şimdi devlet “ İyi Hal Yasasından” medet umuyor ki önünü tıkayan mahkemelik davalardan kurtulsun.
PEKALA: Yapmak istediği nedir ki muhalefet partilerinin açtığı davalar önünü tıkıyor?
Mesela Mali ve Ekonomik protokollerin uygulanması mı? Reformlar mı? Sağlığın eğitimin iyileştirilmesi mi?.. Uzar gider.. Geride ne kalır?
Yeni nazım planları yapmadan Emirnameleri kaldırmak! Hükmü karakuşi vatandaşlıklar dağıtmak! Sürekli aflar çıkartırken TC’den kaparozlanan paralarla ziraatçının hayvancının gönlünü hoş etmek…
Ama Tarım Bakanı Çavuşoğlu’nun Allah’ı var dayanamadı ne dedi? “TÜK’ün sırtında asıl kambur devlettir! Çünkü devletin ödeyemediği oranda TÜK’e borcu vardır!” İşte gerçek! Devlet becerilerini yitirir ve iflası oynarsa, memleket müflis olur!
































