KTFF Başkanı Sertoğlu’nun Bürüksel’de attığı imza siyaset gündemini allak bullak etti. Biz gazeteciler dahil, her kafadan bir ses çıkıyor. Destekleyenler ve desteklemeyenler diye toplum ikiye bölünmüş durumda. Ancak ne yazık ki, konuyu ciddi ciddi tartışmak yerine vatan-millet-Sakarya boyutuna getirdik. Şu ana kadar konuyu ciddi bir şekilde araştırıp, hukuki yönde artı ve eksilerini tartışmak yerine, o bildik siyasi söylemlerle havanda su dövüyoruz…
Şimdi gelin, imza olayıyla birlikte siyasilerin olayla ilgili yorumlarına bakalım… Gençlerin dünyaya açılması ve spor ambargolarına maruz kalmaması gerektiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Eroğlu, “Ama bundan kurtulmanın, bu sorunu aşmanın yolu Rum tarafının bizi yönetmesini kabul etmek olamaz” dedi. Eroğlu, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ve Kıbrıs Rum Futbol Federasyonu Başkanı’nın iddia ettikleri gibi bir durum varsa bunun Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Kıbrıs Türk halkı için olumlu gelişme olarak nitelenemeyeceğini söyledi. Eroğlu, ayrıca kendilerine resmi bir bilgi ulaşmadığını da vurguladı ki, bu not edilmesi gereken, ciddi bir durum.
Diğer yandan, imza olayına en sert tepki ise Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş’tan geldi. Denktaş, Sertoğlu’nun imzaladığı metinde yer alan 1. maddede KTFF’nin KOP’un altına girdiğinin görüldüğünü belirterek, Hasan Sertoğlu’nun bunu bilerek imzaladığını ve hata yaptığını söyledi. Denktaş, görüşmeler öncesinde Hasan Sertoğlu ile dostça bu konuyu görüştüklerini ve kendisinden imza atmayacağı konusunda garanti aldığını belirterek, Sertoğlu’nun bunun tam tersini yaptığını ve ortaya çıkan durumda ya imzasına sadık kalmasını, ya da istifa etmesini istedi…
Ana muhalefet UBP Genel Başkanı Özgürgün imza olayından önce konuştu. Sonrası için yorum yapamadı. Çünkü o da bilgi sahibi olamamıştı. Sadece ‘KOP ve onun himayesi altında bir Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu faaliyeti götürülecekse bu bizim karşı olduğumuz bir olaydır’ değerlendirmesinde bulunmuştu…”. Görüldüğü gibi sağ kesim, imzayı reddetme noktasında. Konu üzerinde fazlaca düşünüp, inceleme yapmış olduklarını sanmıyorum. Sadece siyasi duruşlarının gereğini yerine getirmekteler.
Sağ böyle de, diğerleri ne demekte? Şu ana kadar en mantıklı açıklama, Toparlanıyoruz hareketinden geldi. Ama mesela hükümetin büyük ortağı..? O imza konusunda ne düşünüyor? Sürekli olarak retçi tavırları eleştiren ve KTFF-KOP ilişkisine sıcak bakanlar, bunun nedenlerini açıklayabiliyorlar mı? Halkı aydınlatacak, ikna edecek bir tutumları var mı? Yok.
Meclis’te konuya kısaca değinen ve hükümetin Futbol Federasyonu ile ilgili tavrının açık ve net olduğunu kaydeden Başbakan Yorgancıoğlu, görüşmelerin yapılmasından yana olduklarını söylemekle yetinmişti… İmza olayının patlak vermesinin ardından ise Yorgancıoğlu’nun konuyla ilgili ne düşündüğünü hala bilemiyoruz. Sertoğlu’nun ve attığı imzanın arkasında mı, değil mi, açıklaması lazım… Olaya sadece spor açısından bakarak değil, dışilişkiler, hukuk açısından da bakarak bir çalışma yapılması lazım. Türkiye’deki otoritelerle konuşulması, kabul veya reddedilecekse bunun temellerinin hazırlanması lazım. Memleket üç gündür kalkıp oturuyor, CTP’den tık yok.
Devlet politikası olması gereken bir konuda tek suçlu olarak görülen KTFF Başkanı Hasan Sertoğlu ise, “yukarı tükürse bıyık, aşağı tükürse sakal” misali adeta tek başına bırakılmış durumda… Dün ben şahsen bir araştırma yapım. Ta başından olaya sıcak baktığını bildiğim ve FIFA konusunda geçmiş toplantılardan tecrübesi olan bir arkadaşımın söyledikleri ilginç, hatta olayı bir başka boyuta taşıyacak nitelikteydi… Ona göre, dünyada futbol federasyonları “özel hukuk” kapsamındadır. Yani devlet otoritesine tabi olmayan, dernek ya da şirket gibi. Ve Federasyonların kuracağı iş birlikleri, normalde hükümetlerin kontrolünde olmaz. Bu bir çıkış noktası olabilir mesela…
Velhasıl, siyasilerin yaptığı açıklamalara bakıldığında görüyoruz ki, popülizm dışında elle tutulur bir görüş yok ortada. “Destekliyoruz veya desteklemiyoruz.” Halbuki konu bu kadar basite indirgenecek veya siyasi yelpazedeki duruşlara göre destek veya köstek olunacak bir konu değil. Olayın getiri ve götürüleri çok iyi tahlil edilmeli, özellikle de hukukçuların konuyla ilgili yorumları dikkate alınmalıdır diye düşünüyorum…
YERİN KULAĞI VAR
KAŞİF’İN KIZINA GÜZEL KIYAK: DP ilk atamaları yaptı. İlk atamalara bakınca da, Ahmet Kaşif’in Sağlık Bakanlığı’nda çalışan kızının, Çevre Bakanlığı Bakanlık müdürü olduğunu görürsünüz. Elbette Efsun Salel’in bu görevi yapacak yeteneği vardır. Ama “yönteme” bakınca, insan ister istemez, “Bunların kendi kendilerine fayda sağlamaktan başka önceliği yoktur” diyebiliyor insan. Ben yine de söylemeyeyim
CTP’DE TEK ADAYLI KURULTAY KUŞKUSU:
CTP’de kurultaya yönelik hareketlilik devam ediyor. Genel kanı, Özkan Yorgancıoğlu’nun kurultaya tek aday olarak gitmesi. Ancak, Yorgancıoğlu’na muhalif kesimler, kurultay sonucunda, özellikle de oluşacak yeni Parti Meclisi’nde çoğunluğu kaybetme endişesi taşıyor. Böyle olunca da, Yorgancıoğlu’na karşı bir adayın çıkmasında yarar görüyorlar. İddiaya göre muhalefet ortak aday olarak CTP Güzelyurt Milletvekili Mehmet Çağlar üzerinde yoğunlaşıyor. Öyle görünüyor ki CTP içerisindeki “bıyıklılar”, “bıyıksızlar” kavgası hala devam ediyor…
MUNGAN’IN ZİYARETİ ÖNEMLİ:
Maliye Bakanı Zeren Mungan, eskiden beri Türkiye çevrelerinde sevilen, sayılan bir bürokrattı. Dün Ankara’ya yaptığı ziyaret ve Bakan Beşir Atalay’la görüşmesi, detayları her ne kadar açıklanmasa da, iki hükümet arasında sıfır noktasında olan üst düzey ilişkilere bir köprü anlamına geliyor. Bence masada sadece mali konular olmayacak. Geç olsun da güç olmasın diyelim…
PİŞMAN OLDU:
KTFF Başkanı Sertoğlu, kaş yapayım derken göz çıkardı resmen. Hükümetin CTP kanadı destek verirken, küçük ortak istifasını istiyor. Sertoğlu’nun en büyük hatası ise, önüne konulan belge konusunda ilgili taraflarla bir istişare yapmaması, ardından da attığı imzanın arkasında durmayı becerememesi oldu. Ya “kahraman” ya da “hain” olacaktı. Şimdi ne olduğunu o da bilmiyor. Sizin anlayacağınız Sertoğlu, ne hacıya, ne hocaya yarandı…
ASLI NEDİR AÇIKLANSIN:
Turizm acenteleri ile 5 yıldızın altındaki otellerin yararına sürdürülen charter seferlere teşvik olayı tartışılıyor. Bir kesim bu yıl turizm bütçesinde yapılan kesintiye ve fonun Maliye tarafından yönetilmesine şiddetle karşı çıkarken, ekonomiye ve turizmin gelişmesine daha geniş açıdan bakan kesimlerse, zaten verilen bu teşviklerin çok da adaletli olmadığını savunuyorlar. Yine şeffaflık sorunu var. Turizm Bakanı şikayet ederken, Maliye’den tıs yok. Kesintiler nereden kaynaklanıyor, herhangi bir makro ekonomik planın parçası mı, yoksa sadece TC’den gelen kaynağın azaltılmasından mı, bunu birilerinin çıkıp açıklamasında fayda var…
BAKAN DA BEĞENMEDİ:
Londra’da Dünya Turizm Fuarı’nda Türkiye ve KKTC stantlarını ziyaret eden Türkiye Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik de stantları beğenmemiş “pasif” bulmuş. Bundan sonra tanıtımların daha cazip hale getirileceğini söylemiş, bunu da KKTC ile birlikte yapacaklarını vurgulamış. Bu yıl bizimkiler bütçe kısıntısıyla sıkıntılı gittiler gerçi ama, gelen haberlere bakıyorum da, zaten oldum olası stantlarımızın pek bir cazibesi yoktu. Teşvikler yerine, daha profesyonel tanıtıma ağırlık verilmesi daha mı doğru acaba..?
SERBEST PİYASA KURALSIZ:
Zeytinde bu yıl üretim yüzde 80 oranında düşmüş. Geçtiğimiz yıllarda ithalatı yasaklatan üreticiler, şimdi “Tek çare ithalat” diyebiliyorlar. Bizde serbest piyasa koşulları tam olarak oluşmadığından, her sene bir model. Ben biliyorum ki, yerli yağın asit oranı çok yüksek olduğundan, ithal olanı tercih eden birçok insan vardı. Onlar ithalatı kendi kendilerine, Güney marketlerinden yapıyorlardı zaten. Şimdi de eğer ithal izni erken verilmezse, yerli yağ isteyenler de Güney’e akacak. Bu kadar basit…
MAKUL SEVİYE NE:
Kıbrıs Türk Sanayi Odası Başkanı Çıralı, elektriğin sanayiciler için önemine vurgu yaparak, zammın makul seviyede yapılması gerektiğini söyledi. İyi de makul seviye derken kıstas ne olmalı, onu söylememiş. Mesela, %20’nin altı onlar için kabul edilebilir bir artış mı olacak..? Sanayi Odası Başkanı’nın bu açıklamasından anlıyoruz ki, yapılacak zamma karşı değiller veya kabullenmişler.
ZİRVEDEKİLER
Biray Hamzaoğulları: Ülkede sorunlu sektörlerden biri olan taşımacılık konusunda uzun yıllar hizmet veren ve sorunlarını en yakından bilen birini kürsüde milletvekili olarak görmek güzeldi. Her toplantıda sırf konuşmak için söz alıp, boş politika yapanlara bakarak, şahsen ben dinlerken mutlu oldum. Meclis tecrübesi olmadığından 15 dakikalık süreyi 45 dakikaya uzatıp, salondan tepki alsa da, söyledikleri önemliydi. Şimdi Hamzaoğulları’nın detaylarıyla anlattığı sorunlara çözüm bulmak da kendi partisi CTP’nin görevi olacak. Umarım tespitlerinden yararlanırlar…
DİPTEKİLER
Ana Sorunumuz; Denetim: Sadece dün gündeme gelen iki olay. Birbiriyle tek alakaları, her ikisinin de denetimden kaynaklanması. Adam vatandaş değil, gidiyor vatandaş olan biri adına etraftan toplu halde “T” izni kiralıyor. Sonra bu arabalarda kaçak sürücü çalıştırıyor. O kadar kolay yapıyor ki, yakalanma gibi bir derdi yok. Çünkü denetim yok… Bir başka haber, KTOEÖS Başkanı Tahir Gökçebel, okullarda hepatit A ve B salgını tehlikesinden bahsediyor. Çok ciddi bir tehdit ve çok uzun yıllardır var. Sorun, denetimsizlik. Okullarda tarama yapmak, sonuçları için tedbir almak bu kadar mı zor. Üstelik de halk sağlığıyla ilgili birçok yasal düzenleme olmasına rağmen…
Gazimağusa dün ülkücü ve Kürt öğrenciler arasında yaşanan kavga nedeniyle gergin saatler yaşadı. Gerginlik dün gece geç saatlere kadar devam etti.
































