Havadis’in yedinci kuruluş resepsiyonunu, Girne Oscar Otel’de güzel bir atmosferde gerçekleştirdik.
Okuyucularımız yalnız bırakmadılar bizi.
Politikacılar, bürokratlar ve yabancı büyükelçilikler de öyle.
Resepsiyonun en çok konuşulan konusu şüphesiz ki artık bir hükümet krizine dönüşen su konusuydu.
Ve bir de Kıbrıs sorunu.
Resepsiyonda yaptığımız sohbetlerde ve tanık olduğum diyaloglarda hükümetin “gidici” olduğu sonucunu çıkardım.
Başbakan Ömer Kalyoncu imzalanmak istenen protokolde ciddi değişiklikler yapılmazsa bunun CTP tarafından kabul görmeyeceğini net bir dille söyledi.
Ulaştırma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun itirazı üzerine “ben partimin aldığı ve alacağı kararların dışına çıkmam” şeklinde net ifadeler kullandı.
Bu aşamada CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat devreye girer ve bugüne kadar yapamadığını yapıp su krizini başarıyla yönetirse hükümetin kaldığı yerden devamı mümkün görünüyor.
Yoksa bu hafta çıkmadan hükümetin gidici olacağı aşikardır.
Resepsiyonda Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı odaklı Kıbrıs sorunu da konuşuldu.
Cumhurbaşkanı’na sorulan soruların başında kuşkusuz ki sürdürdüğü müzakereler vardı.
Cumhurbaşkanı, gerek sorulara verdiği yanıtlarda ve gerekse yaptığı kısa konuşmada müzakerelerin olumlu bir noktada seyrettiğini, birçok noktada anlaşmaya varıldığını, anlaşmazlık olan noktaları da aşmak için çalıştıklarını söyledi ve ekledi; “Bu fırsat iki taraf için de son fırsattır ve her iki taftan da evet oyu çıkacak bir anlaşma ortaya çıkarmak için uğraşıyoruz…”
Cumhurbaşkanı Akıncı, gazeteniz Havadis’in Kıbrıs sorununda ortaya koyduğu çizginin Kıbrıs sorununun Kıbrıslı Türklerin çıkarları doğrultusunda bir çözüme kavuşturma yönünde olduğunun altını çizdi ve “Havadis doğru yoldadır” dedi.
Bizim açımızdan gecenin mutlu edici sözleri bunlar oldu.
***
Yazının başlığına aldığım “Havadis kime hizmet ediyorsun” sorusu dün bize soruldu.
Yazarımız Ahmet Okan’ın bir yazısını bahane eden ve kendilerini “ülkücü” olarak tarif eden bir grup 20 kişilik bir grup, dün gazetemizin Lefkoşa’daki merkezine geldiler ve tekbirler getirerek protesto eylemi yaptılar.
Taşıdıkları birkaç yaftanın birinde de “Havadis kime hizmet ediyorsun” yazıyordu.
Derhal cevap vereyim;
Havadis ait olduğu halkına hizmet ediyor. Çağdaş dünya kurallarını kendine rehber ediniyor. Hoşgörü, demokrasi ve hukukun yılmaz bekçiliğini yapıyor.
Bu görevini de her durum ve koşulda yerine getiriyor.
Yazarımız Ahmet Okan’ın yazısına gelince.
Yazıda kullanılan ifadelerden rahatız olup da bu rahatsızlıklarını bize ileten okurlarımız oldu.
“Ahmet Okan özür dilesin” talebinde bulunanlar da.
Yazılanlardan özür dilenmesini talep edecek kadar rencide olanlar için Ahmet Okan’ın özür dilemesine gerek yoktur.
Yazarlarımızın düşünsel değil ama hukuksal sorumluluğunu taşıyan bendeniz “rencide etmişsek afola” diyebilirim.
Ama meseleyi başka boyutlara taşıyanlara birkaç lafım olacak elbette.
Havadis, demokratik çok sesliliğin kalesidir.
Bu ülkenin önde gelen aydınları arasında bulunan her bir yazarımızın yazdıkları elbette onların görüşleridir ve o ölçüde de değerlidir.
Havadis’in yedinci yılı için görüş belirten yazarlarımızın “demokratik hoşgörü çerçevesinde görüş belirtme olanağını biz bu gazetede bulduk” demeleri de bizim en büyük zenginliğimizdir.
Bu zenginliğin tarumar edilmesine asla izin vermeyeceğiz.
***
Dün gazetemizin kapısına dayanan, başında anlaşılır şikayetler yapan ve “demokratik protesto haklarını kullanıyorlar” izlenimi veren ama sonrasında tehditler savurup gidenlere naçizane tavsiyem de budur.
Kıbrıs Türkünün geçtiği bu tarihsel ve kritik ortamda herkesin dikkatli ve hoşgörülü olması şarttır.
Aksi sadece Kıbrıs Türküne zarar verir…
































