Çıktığı günleri hatırlıyorum…
Bu yola baş koyanlar, gerçek gazeteciler olmasına karşın, daha önceki birçok örnek gibi, tekel medyasıyla baş edemeyeceğini söyleyenler vardı.
“Yaşamaz, yaşattırmazlar” diyenler…
Sonra siyasi yaftalama gayretleri gördük, tirajı düşürme adına…
Ancak çok kısa sürede vatandaş, hiç de öyle olmadığını, arkasında başka türlü bir sermaye olmadığını, kimseye boğazından bağlı olmadığını, kısaca, özgür olduğunu gördü.
Özgürlük basında objektifliktir.
Yanlışı yapan, babanın oğlu da olsa, yanlışa yanlış diyebilmektir.
Bunu yaptı Havadis…
Körü körüne muhalefet de yapmadı.
Doğruyu alkışladı.
Her şeyin daha güzel olması için, herkesin, sadece siyasilerin değil, tüm kesimlerin daha iyi işler yapmasını teşvik etti. Araştırdı, okuyucunun da yönetenlerin de önüne koydu…
Bana gelen okuyucu mesajlarında en çok hoşuma giden nedir biliyor musunuz, “Sen hep doğruları yazıyorsun, cesur yazıyorsun” sözleri…
Ben de bu olanağı Havadis’in ruhunda buldum.
Kıbrıs Türk basınına yıllar sonra rekabeti getiren, kaliteyi getiren, körü körüne taraf tutmayan, kısaca, herkesin gazetesi olan Havadis ile nice yıllara…
Sosyal medyanın rolü!..
Sosyal medyadaki paralel Cumhurbaşkanlığı seçim kara propaganda kampanyaları, aday psikolojileriyle ilgili çok şeyi izah ediyor.
Seçim bürolarının koordine ettiği sosyal medya kara propaganda çalışmalarıyla paralel medya profesyonellerinin “bağımsız” düşüncelerindeki denk düşüşler de gayet sevimli bir şekilde sırıtıyor. Sosyal medya mecralarında seçim bürolarının sirküle ettiği kara propaganda ürünleri, adaya faydadan ziyade, adayın yumuşak karnına yumruk davetidir.
Hizmet etmek istediği adayı sakladığını sanan kara propaganda ürünleri, hedef şaşırttığını ve kendini gizlediğini sanacak kadar da enfantin.
Bütünleşik pazarlama iletişimini, “siyasal iletişim kampanyasını kara propaganda ile tahkim etmek” diye anlamak da değişik bir Doğu aklı.
Bu çerçevede, “Başkanın Adamları” filminin etkisiyle seçim kampanyası idare edenler, Alaska Valisi Sarah Palin’i anlatan filme bakarlarsa genel anlamda çok iyi olabilir…
Ali Bizden
YERİN KULAĞI VAR
EROĞLU 32. GÜN’DE NEDEN YOKTU:
Önceki akşam 32. Gün’de Kıbrıs vardı. “Kesilen müzakereler yeniden başlar mı, ne var ne yok oralarda” yoklamasıydı aslında. Tabii seçimlerden de bahsedildi. Meclis Başkanı Sibel Siber de konuktu, Dışişleri Bakanı Özdil Nami de. Programda Umur Birand açıkladı; Cumhurbaşkanı Eroğlu’ndan da “başmüzakereci” sıfatıyla randevu istenmiş. Ancak danışmanları, “Yoğun seçim programı nedeniyle katılmayacak” demişler. Anlaşılan Eroğlu için seçim, Kıbrıs konusunun ya da asıl görevi olan müzakerelerin önüne geçmiş…
GÜVEN BÖYLE YOK OLUYOR:
Serdar Denktaş, Taşyapı konusunda bir açıklama yaptı. Başbakan, “Sözleşme aynen devam edecek” dediği için, kendi bakanlığı da bu yönde çalışıyormuş. Yani sizin anlayacağınız, o kıyametler, buraya kadarmış. “Olmaz” denmiş, o da bir anlamda, “peki” demiş ve hiç bir şey olmamış gibi, “iptal edeceğim” sözünü verdiği sözleşmenin gereklerini yerine getirmeye koyulmuş… Törendeki görüntülerden anladığımız kadarıyla pek de gönülsüzce yapmamış bunları. Hem kendisi, hem de bakanı Hasan Taçoy… Dün öyle, bugün böyle… Siyasette bir daha geri gelmemek üzere tarihe gömülmesi gereken tavır, budur işte…
HEY ÇEVRECİLER, DUYDUNUZ MU:
Serdar Denktaş, bir şey daha söylemiş; “Terminal binasının ve yeni pistin yapılabilmesi için bölgede bulunan 20 bin civarında en genci 15 yaşında olan ağaç sökülme durumunda kalacaktır”… E, peki bunu bize niye söylüyor. Projenin uygulayıcısı kendi bakanlığı… Ağaçlar kesilecekse, onun onayıyla kesilecek. Bu işin bir tarafı. Diğer tarafı çevreciler konusu. Ey ahali, 20 bin ağaç bu, şaka değil. Haydi ayaklanın, sayın bakan timsah gözyaşları döküyor ama kesecek, durdurmak sizin ellerinizde…
EL İNSAF:
Elektrik Kurumu’na 114 yeni istihdam ve 800 bin TL her ay maaşlarda artış… Umarım iyi gidiyor ve hepimizin destek verdiği “özerk yapı” bu şekilde “geri gidişe” dönüşmez diyor sevgili Hüseyin Ekmekçi ve ilave ediyor, el insaf diye… Gerçekten de biraz insaf. Resmen maytaba tutuyorlar bizi…
YİNE SERBEST LİMAN:
Serbest Liman’la ilgili gelen şikayetleri birçok kez yazdım. Şikayet edenler ve edilenlerin kendilerince haklı gerekçeleri olduğunu gördüm. Son günlerde yine sıkça şikayetler gelmeye başladı. Buradan kimseyi korumak veya suçlamak istemiyorum ama orada bir şeylerin yanlış gittiği ortada. Sorumlu her kimse, bir zahmet bir el atıversin…
HESAPLAŞMA YİNE KIBRIS’TA:
Kurtlar Vadisi bir kez daha Kıbrıs’ta. Geçmişte rahmetli Denktaş’ın konuk oyuncu olduğu dizide bu kez, sözde İngiliz Kraliyet Ordusu’na bağlı, Lion Timi’nin başı, Polat Alemdar’ın baş düşmanı Brandon’un Kıbrıs’ta vurulma sahnesi yer alıyor. Her nedense, bir dizi filmde yasa dışı bir hesaplaşma varsa, o Kıbrıs’ta çekiliyor. Neden acaba..?
İŞTE PETROL ÇIKTI:
Petrol fiyatları yeniden yükseliyor. Olacağı buydu. Petrol baronlarının siyasi çekişmelere daha fazla dayanmayacağı belliydi. Dün bir anda, 1,5 ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Bizim elektrik faturaları, indirimi göremeden, zamma geçecek. Zaten dar gelirliye bir faydası yoktu. Sanayiciye, işletmeciye, turizmciye şirin görünme adına popülizm yapılacağına, Kıb-Tek’in kasasına biraz para girseydi, çok daha hayırlı olacaktı…
ZİRVEDEKİLER
Havadis Gazetesi: Bugün günlerden Havadis… Tam 6 yıldır Kıbrıs Türk basınında, yaptığı haberler ve tarafsız duruşunun haklı gururunu taşıyor. 6 yıldır hep üstüne koyarak gelişen ve toplumda güven kazanan gazeteniz Havadis, bugün 6. yaşını kutluyor. Kıbrıs Türk basınının aydınlık yüzü Havadis’i Havadis yapan ve bugünlere taşıyan herkese teşekkürler…
DİPTEKİLER
Panos Kammenos: Yunanistan’ın solcu Başbakanı Aleksis Çipras’ın, aşırı sağcı koalisyon ortağı Savunma Bakanı… Hani şu Kardak kayalarına çelenk bırakacağım diye it dalaşına sebep olan. Güney Kıbrıs’ı ziyaretinde de, nanelerini, sürdürmüş, Rumlara Türkiye’ye karşı hava gücü oluşturmalarını tavsiye etmiş. Barıştan, anlaşmadan bahsetmesini zaten beklemezdim de, biçare Rumlar Yunan bankalarının batması yüzünden kaç yıldır ekonomik krizle uğraşıyor, adam gelmiş, silahlanmaya yatırım yapın diyerek dalga geçmiş. Solcu SYRIZA’nın, fanatik ortağı… Hala daha Yunan hükümetinden umut bekleyen duygusal var mı..?
































