Bir zamanlar Berlin Duvarı vardı.
O duvardan kaçış öyküleri birer dramdır.
…
13 Ağustos 1961’de inşaatı başlayan duvarın o günlerde ilginç öyküleri var.
Ida Siekmann adındaki Alman 22 Ağustos 1961 tarihinde inşaat bölgesindeki apartmanın üçüncü katından atlayarak öldü.
Duvarın getirdiği ayrılığa 9 gün dayanabilmişti.
Kız kardeşi bölgenin batı kısmında kalıyordu.
…
Duvardan kaçışlarda kimileri başarılı oldu, kimileri olamadı.
Kaçışların çoğu filmlere konu oldu.
Başarılı kaçış öykülerinden biri şöyle:
Conrad Schumann Doğu Almanya polisiydi.
Duvar boylarında görevli olan polis, kaçmayı kafasına takmış, uygun zaman kolluyordu.
Sene 1961.
Aylardan Ağustos.
Uygun bir zamanda tel örgülerden atlarken, Batı’daki insanlar “Üzerinden atla” diye bağırıyorlardı.
Tam atlarken, vurulmadı ama bir gazetecinin objektifine yakalandı.
Kaçış başarılıydı.
Schumann ilk kaçanlardandı ve tel örgüleri atladığı sırada havadayken çekilen fotoğrafı ile ünlenmiş, simge haline gelmişti.
…
Dünkü yazımızda bahsetmiştik.
“İki toplumlu” dedikleri etkinlikler bile sınır boylarında yapılıyor!
Halbuki sınırlar aşılmak içindir.
Duvarlar yıkılmak için…
…
Sınırda “iki toplumlu” etkinlik yapıldı mı, pohpohlanıyoruz da!
Amerikalısı, İngiliz’i, BM’si devreye giriyor, alkış tutuyor!
…
Gençleri sınırda bir araya getiriyorlar.
Kadınları sınırda bir araya getiriyorlar.
İşçileri, emekçileri sınırda bir araya getiriyorlar.
Konserleri sınırlarda düzenliyorlar.
Avrupa Parlamentosu’na aday olanlar bile sınırda bir araya geliyorlar…
…
Sınırda buluşalım, işimizi gücümüzü sınırlarda görelim diye sınırda Dayanışma Evi bile kurdular…
…
Anlaşılan bu “iki toplumlu” meselelere kafa yoran yabancılar, adada uzun yıllar buralarda kalmaya hevesli!
Ayrılığımız onlara meslek oldu!
…
Biz de tel örgüler arasında bir araya gelmekten çok mutlu görünüyoruz!..
…
Halbuki insanlar o tel örgüleri, o duvarları ortadan kaldırmak için nelere katlanmışlardı…
Ölümüne!..!
…
Havada uçarken bir güvercin gibi vurulmak, sınır eğlencelerinden daha iyidir!
…
Bu arada, evleri ve iş yerleri döküm saçım olan, duvarlarında ayrılığın, savaşın ve ölümün ağıtları inleyen, eski arabaların, eski tezgahların, eski televizyonların hâlâ durduğu o Ara Bölge’de bir gün bize piknik de yaptırırlarsa hiç şaşırmayalım!
































