Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Hatırlamakta fayda var

1878 yılında İngilizler adaya geldiğinde Lefkoşa’da bir çocuk dünyaya gözünü açıyordu.

Bu çocuk, ileride Con (Jön) Rıfat olarak anılacak, yayınladığı “Masum Millet” gazetesi ile Kıbrıslı Türklerin hakları konusunda sırasında İngiliz’le cebelleşecek, sırasında dincilerle…

Gerici dinci kesim onun için imza bile toplamıştı sürgün edilmesi için…

Peki niçin?

1930’lu yıllarda Evkaf meselesi memleket meselesiydi!

Bugünkü Kıbrıs sorunu gibi bir şey.

Bu meselenin ne başı ne sonu vardı adeta.

Aradan çeyrek asırlar geçiyor ama Evkaf meselesi bir türlü çözülemiyordu…

İngilizler kendi yandaşlarını Evkaf’a yerleştiriyor ve elde edilen maddi kazançlar halk yararına kullanılmıyordu.

Bu yüzden Con Rifat gibi aydın çevreler bu meselenin üzerine gidip Evkaf’ın ahaliye devredilmesini istiyorlardı.

Hatta bir keresinde oluşturulan bir kongrede halkın temsilcileri kendi Müftülerini seçmiş ancak İngiliz bunu tanımamıştı…

Mesele sadece evkaf mallarından elde edilen gelirlerin nasıl kullanılması gerekeceği meselesi de değildi.

Evkaf vasıtası ile toplumu “ümmet” çizgisinde tutan İngiliz, şer’iye mahkemeleri ve medeni hukuk gibi meselelerde de Kıbrıslı Türkleri geri bırakmayı hüner sayıyor, çağdaşlaşmalarını istemiyordu.

Con Rifat, mesela, miras hakkı konusu üzerinde duruyor, kız çocuklarına tanınmayan bu hakkı elde etmek için halkı aydınlatmaya çalışırken, hükümet nezdinde de baskı unsuru olmaya çabalıyordu.

Dinci çevreler Osmanlı’dan kalma şer’iye mahkemelerinin devam etmesinden yanaydılar.

Bu yüzden Evkaf’ı ve hükümeti de arkalarında sezerek, Con Rifat gibi mücadeleci insanları mahvetmek için uğraşıyorlardı…

Harid Fedai “Kıbrıs’ta Masum Millet Olayı” adlı kitabında “Evkaf’cılar da boş durmayacaktı elbet. Bağnaz dinciler marifetiyle Con Rifat’ı dinsizlikle damgalarlar ve Ada’dan sürgün edilmesi için imza toplamaya başlarlar” diyerek konuya parmak basar…

O dönemler Kıbrıslı Türkler belki de İngiliz yönetiminin yanında yer almanın karşılığını alıyorlardı!

Con Rifat bunu itiraf edercesine bir yazısında “Rumlar ikide bir kazan kaldırıcı, biz de İngiliz’in ‘muti bendeleri idik’ demekten kendini alamaz…

Muti bendeler!

Yani itaat eden köleler!

O dinci çevrelerin nicel gücü Con Rifat’ın sürgün edilmesine yetmeyecekti.

Sözünü ettiğimiz kitaba göre toplanan imza sayısı 35’ti.

Kıbrıslı Türkler gerici çevrelere yüz vermeyip, Con Rifat’ın sürgün edilmesine ışık yakmamışlardı…

Con Rifat Masum Millet’te şer’iye mahkemeleri hakkında şöyle der:

“Ne behimi (ilkel) bir alışkanlıktır ki 12 yaşlarımızdaki kızlarımızı hukukan mevcut olmayan bu hayulai (korkunç) mahkemelerin tasvibkar kağıtlarıyle (onay belgeleriyle) tanımadığımız erkeklere teslim etmekten istihya etmiyoruz (utanmıyoruz)! O halde hükümete düşen, bu acaip mahkemeleri bir an önce kaldırmaktır.” (Harid Fedai, Kıbrıs’ta Masum Millet Olayı, s.26-27.).

Düşünce ve fikir özgürlüğüne karşı İngiliz yasaları üzerinden davalar açılırken, yakın geçmiş tarihteki mücadeleleri hatırlamakta fayda vardır…