Kolumdaki saat 1.58 gösteriyor. Ama değişmiş olmalı. Ne tesadüf ki geçen yıl bu günde yine polenlerden solunum yetmezliği çekiyordum. Öksürükten uyku tutmuyor. Duygu ve düşünce kuraklığı yaşadığım böylesi hasta günlerde daha da yoğunlaşıyorum toplum sorunlarına. Kendime “yeter sen nefes alamıyorsun niye olumsuzlukları takıp daha çok nefesini tıkıyorsun “desem de nafile Beynim tutturmuş bir tekrar “hasta toplum olduk “susmuyor. Aynen benim gibi toplum nefes alamıyor.
Ülkemde sosyologların yaptığı bir araştırma var mı ? Sosyologlar da toplumun hastalandığını düşünüyor mu ? Yolda arabayla seyrederken çokça radyo programı dinlerim. Toplumun tüm kesimlerinden ( milletvekilleri sivil toplum örgüt başkanları vb.) kişiler konuşur. Teşhisler konsa da Toplum hasta denmiyor. Tabi reçeteleri olan aydın kesim var haklarını yemeyelim Peki nasıl olacak? Nedir bu olanlar? sosyo-kültürel yozlaşma, yabancılaşma, sömürü, suç ve ceza gibi izlekleri, toplumcu gerçekçi bir anlayışla ortaya koyamazsak bireylerin yaşam karşısında takındığı tavır ve tutum onun kişiliğini yansıtan aynaya dönüşebiliyor .Bireyin kendisi dışında başka bir ‘ben’e dönüşmesi sonucunda yaşadığı yabancılık, kişiyi değerlere ve ahlaki ilkelere karşı öteki hale getiriyor. sosyal adaletsizlik, kültürel erozyon, plansız ekonomi, anarşik üretim, nihilizm, kriz ve kaos sosyal çürümeyi ve yabancılaşmayı hızlandırır. Tam da bu cümlelerde hasta bir topluma dönüştüğümüzü düşünüyorum Birçok düşünün insanına göre göre ahlak ve kendilik eksenli bir yaşam tarzının sürdürülmesi eğitim ,kolektif üretim ve kolektif aksiyonla mümkündür. Ülkemde bunlar oluyor mu ? Kollektif üretim mesela ; gereksiz yere , vasıfsız memur olmakla olmuyor işte. 2 gün önce sosyal medya paylaşımında İpek Borman herkesçe iyi bilinen sır (İngilizcede open secret) deyimini açarak bana göre hasta bir topluma dönüştüğümüzü vurgulayıcı bir şekilde belirtmiştir. Sevgili İpek son dönemde yaşadıklarımız tam da bu diye başlıyor yazısına. Okurken “evet “diyorum aslında hasta bir topluma dönüştüğümüzü herkesin bildiğini herkesin kendi arasında konuştuğunu şikayet ettiğini çok azının açık açık dillendirdiği ama pek de yankı uyandırmayan, nedense bir türlü yüzleşilmemiş, hesaplaşılmamış, sorgulanmamış, hatta norm(al) kabul edilmiş, neredeyse içselleştirilmiş durumlar bunlar diyor ve soruyor kültürümüzde iliklerimize kadar işlemiş partizanlık ve nepotizmle baş edebilir miyiz? Mevsim değişirse hasta nefes alabilecek mi ? Bence evet
































